Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GERİ GELMEYE KALKARLARSA NE OLACAK?

KKTC’den Türkiye’ye 3 uçak insan gitti. 500’ün üstünde ciddi bir rakam.

Bu kişilerin arasında, uçak seferleri durduğu için burada kalanlar da var, sırf bayram ziyareti için giden de.

18’inin ateşlerinin yüksek çıktığı ve kontrol altına alındıkları haberiyle irkildik önce. Sonra negatif çıktılar şimdilik. Sonucu ileri tetkikleri bittikten sonra öğreneceğiz. Umalım ki, yine negatif çıkar. Ama ya pozitif çıkarsa? Bunun anlamı şudur, demek ki her akşam ekran başında beklediğimiz rakamlar gerçeği yansıtmamaktadır. Virüs ada geneline yayılmış, kimsenin haberi olmamış demektir. Bunu düşününce insan, hekimlerin neden test, test, test diye feryat ettiklerini daha iyi anlıyor.

Bir de şu var; diyelim ki bayram bitti ve bu insanların çoğunluğu buraya dönecekler. Bir 14 gün de burada karantinada kalacaklar. Bunun devlete maliyeti nedir? Tamamı dönse, 2 milyon civarında bir rakam olacağı söyleniyor. Ondan bundan kesip, sağlığa, aşsız, işsiz kalanlara kaynak yaratayım derken, yaratılan kaynağın önemli bir kısmı karantina masraflarına gitti zaten. Yenisine ihtiyaç var mıdır?

Ya oradan taşıyacakları virüs riski?

Kapılar kapatıldıysa, kapansın bilelim artık. Bunca insan işinden gücünden, gelirinden boşuna mı oldu, bunca insan boşuna mı evlere tıkıldı?

 

HAZİRAN’DAN SONRASI KARANLIK…

Başbakan çeşitli kanallara çıkıyor, yuvarlak birtakım sözler söylüyor. Hemen hemen hiçbir somut soruya yanıt vermiyor.

Aradan cımbızla seçtiğim bir tanesi şu, hükümetin Haziran sonrası için bir öngörüsü yok!

“Maaşlar daha ne kadar zaman kesilecek” sorusuna da, “elinizdeki kaynak ne kadar yeter” sorusuna da, “Türkiye’den kaynak ne zaman gelir” sorusuna da, “normalleşme ne zaman başlar” sorusuna da verdiği yanıt, “Haziran’da bakacağız”…

Hatta maaşlar konusunda ‘sektörler açılsın, kaynak yaratılsın, ondan sonra’ gibi bir şeyler de söyledi ki, ben bundan yılsonunu falan anladım.

Türkiye’den kaynak gelme konusu da ellerindeki kaynak tükendiğinde gündeme gelecek gibi görünüyor.

Dünyanın bir aşı bulup uygulaması için dua etmekten başka şansımız yok…

DİBİNE KADAR SİYASET

Bu da Başbakan’ın sosyal medya paylaşımı; “Sosyal medyada başarılarımızı çekemeyenlerin PARTİMİZE, bizlere karşı yürüttükleri, karalama, moral bozma çabaları karşısında dayanışmamızı artırmamız germektedir”. Böyle bir sesleniş, olsa olsa partililerine olur, kamuoyuna değil…

BENİM TANIDIĞIM TATAR YAPMAZ…

Korona virüs dünyada diktatöryal rejimleri geri getirecek derlerdi da inanmazdık. Bir de üstüne, KKTC bu işe öncülük edecek korkusu sardı beni. Önce internet vergisiyle insanların sosyal medyada seslerini duyurmasının kısıtlanması konusu çıktı ortaya, şimdi de Başbakan bir karikatürden şikayetçi oldu. Uzun yıllar birlikte çalıştığım Tatar’ın işi değil bu, eminim birilerinin goflamasıyla böyle bir şikayette bulundu. Bakın görün, oturduğu o koltuk huyunu değiştirmediyse, benim tanıdığım Tatar bu işi ileri götürmeyip şikayetini de geri çekecek… Yine de demokratik haklar konusunda uyanık olmakta fayda var.