Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kategorisiz

Kıbrıs türkünün sesi çıkmadıkça…

Rum Yönetimi mülteci ya da gerçek anlamıyla ekonomik göçmen akınından şikayet ediyordu.

Kuzey’den geçişler olduğunu iddia ediyordu.

“Önüne geçemiyoruz” falan diye saçmalıklar öne sürüyordu…

Daha geçen gün “180 kilometre sınır var, benim de desteğe ihtiyacım var” diyen kendisi değil miydi?

Hatta AB’nin Yunanistan’a acil güvenlik desteği gönderdiği Frontex’e müracaat edecek, aynı desteği kendisi için de talep edecekti.

Ne oldu? Rum Milli Muhafız Ordusu’ndan 21 askeri, Yunanistan–Türkiye sınırına sevk etti. Şova bak!

21 askerin koskoca Türkiye-Yunanistan sınırında ne işe yarayacağı ayrı konu da, madem sen kendi sınırlarının tehdit altında olduğunu iddia ediyorsun, o 21 askere burada daha çok ihtiyacın olması gerekirdi. Çok adamı varsaydı, kendi sınırına dizseydi.

Sadece şu yaptığı bile, “Kuzeyden göçmen geliyor” iddiasının yalan olduğunu ortaya çıkarttı.

Adamın her attığı adımın gerekçesi yalan. Bir tek doğru var; kapıların sürekli ve kesin olarak kapanmasını istiyor.

Ama ne yazıktır ki, yalana dayalı politikalarına “dur” diyemiyoruz. En azından deşifre etmeyi dahi beceremiyoruz…

AB Komisyonu geçen hafta yaptığı açıklamada, Rumların “geçici” diye ilan ettikleri sınır kapatma olayını “dikkatle” izlediğini duyurmuştu. Tam fırsatıydı, ama o dikkatin bir kısmını da bu tarafa çekemedik. Cumhurbaşkanı ayrı, Dışişleri Bakanı ayrı mektuplar gönderdiler (bu da tuhaf ya) olmadı, şimdi toplantılar yaptık da yeni yazılar yazacağız… Boş iş…

Sınır kapılarında bağıran bir avuç insan, Rum yönetimini zerre kadar rahatsız etmiyor.

İşte dün BM Barış Gücü askerleri, kendilerinden beklenmedik bir şekilde ara bölgeden KKTC sınırının içine girip, polis noktasında mevzilenmeye kalktılar.

Anastasiadis geçen hafta kapıların kapanmasına karşı açıklama yapan Barış Gücü’nü yetkisizlikle suçlamış, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Spehar’ın Akıncı ile görüştükten sonra kendisinden istediği randevuyu vermemişti.

Anlaşılan, fırçayı yiyen BM, kraldan çok kralcı kesildi, önce “siz de Lokmacı’yı kapatın” dedi, sonra da KKTC sınırını ihlal etmeye kalktı.

BM’nin görevi burada iki tarafın sınır güvenliği. Tatsızlık çıkmamasını sağlamaktan sorumlu. Muhatabı iki taraf.

Şu satırları yazdığımda, Barış Gücü’nün sınır ihlalinin üstünden 4 saat geçmişti. Bekledim, bizim taraftan Dışişleri Bakanı’nın sosyal medyadaki “ılımlı” açıklamasından başka tek bir protesto gelmedi.

Bu mudur hakların korunması? İster ekonomik olsun, ister siyasi Rum tarafının kabul edilemez adımları böyle mi önlenecek?

Ne AB ne de BM’nin bu cılız protestolardan etkilenmeyeceği, Anastasiadis’e “dur” demeyeceği meydanda.

Başbakan, “sınır kapılarının kapatılmasının nedeni ekonomik” diye bağırıyor. En azından bunun için biraz kıpırdansalar, o da yok. ‘Varsın, olsun’ der gibi bir halleri var.

Yakında tüm kapıları kapatması olası. O zaman, ekonomiden geçtim, siyasi olarak feci bir gol yemiş olacağız.

O halde daha ciddi adımlar atmak gerekiyor. Tabii olup bitenlerden hoşnut değilsek…

YERİN KULAĞI VAR

HAYALE BAK:

Euro 7’ye, sterlin 9’a dayanıyor, Başbakan petrol fiyatlarının düşmesi ekonomiyi canlandıracak hesabı yapıyor. Dünya basını Suudilerin sırf Rusya’yı zora sokma adına fiyatları düşürdüklerini, kısa sürede misliyle artıracaklarını yazarken, bir ülkenin Başbakanı buna bel bağlıyor. Öbür tarafta sınır kapılarının kapanmasıyla Rumların yaptığı ayda ortalama 2 milyon euro’luk alış veriş zarar görüyor, buna karşı da sadece laf üretiyor. Varsın kapılar kapansın, petrol fiyatları düşüyor ya… E hadi akaryakıt fiyatları düşür bari.

 

AÇSANIZA MARAŞ’I:

Maraş’ı Türk yönetiminde açma girişimi üzerine Anastasiadis, “bunun bir karşılığı olacak” demişti. Aslında bizim bu kararımızın uygulamaya geçemeyeceğini herkes biliyordu. Ve karşılık, kapıların kapanmasıyla geldi. Bu kapatma kararıyla birlikte sadece Arasta esnafı değil, birçok sektör olumsuz etkilendi. “Maraş’ı açacağız” diyen hükümet Anastasiadis’in kapatma kararı karşısında bilindik söylemler dışında bir şey yapamıyor. Bugün Rum Bakanalar Kurulu kapılarla ilgili kararını verecek ve büyük ihtimalle süreyi uzatacak. Sizin de buna karşılık, Maraş’ı açarak karşılık vermeye gücünüz yetiyor mu onu söyleyin…

 

ASLINDA İŞLERİNE GELDİ:

Rum lider Anastasiadis’in kapıları kapatma kararı aslında ayrılıkçıların ekmeğine bal sürdü. Siz bakmayın Tatar ve Özersay’ın söylediklerine, aslında bu kapatma kararından oldukça memnunlar. Yarın çıkıp o savundukları ama nasıl olacağını bilmedikleri “iki devletli çözüm” modeli için ellerinde bol malzeme olacak. El ele vermişler adayı bilinmezliğe doğru sürüklüyorlar…

 

HEDEF ALGI YARATMAK:

COMAR’ın yayınladığı ankete göre Tatar ve Akıncı, ikinci tur için en şanslı adaylar olarak gösterildi. Bir gazetenin henüz bitmemiş anketinde ise bunun tam tersi sonuçları görüyoruz. Gezici ise 20 Mart’ta yeni bir anket sonucu açıklamaya hazırlanıyor. Ben baştan beri söylüyorum anketler bir yere kadar eğilimi gösteriyor, esas hedef, algı yaratmak ve seçmeni belli adaylara yöneltmektir. Çıkın sokağa ve etrafınıza “hangi adaya oy vereceksin” diye sorun bakalım nasıl bir sonuç elde edeceksiniz. Hep söylediğimi bir kez daha yineleyeyim, en doğru anket, sandıktan çıkacak sonuçtur…

 İNSANLIK ÖLDÜ:

Bir kadın, hem de 8 Mart Dünya Kadınlar Ggününde sokak ortasında bıçaklanarak öldürülüyor. Orada bulunan ve kadına yardım etmesi, caniyi engellemesi, müdahale etmesi gerekenler ise, cinayeti filim izler gibi izlemeyi, hatta görüntü almayı tercih ediyor. Katil kadar onlar da suçlu. Sözün değil, insanlığın bittiği noktadayız…

AYIBINLA ÇEK GİT:

22 Ocak olaylarını bir tarafa bırakın Büyükkonuk Belediye Başkanı Ahmet Sennaroğlu hakkında çok ciddi iddialar var. İşin garip tarafı hükümet, bu iddialar karşısında soruşturma başlatmak yerine onu kabul edip bir yerde destek veriyor. Çalışanlar 4 aydır maaş alamıyor, evine ekmek götüremiyor. Kısacası belediye batmış durumda. Sennaroğlu, “tamam buraya kadar” deyip istifa edeceğine hala daha ona buna tehdit sallıyor…

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Güney’de, şu andaki hükümete de nüfuz eden intikamcı bir ideoloji halen vardır.

İdeolojik temelini de EOKA’dan almaktadır. Kıbrıs’ın Yunan adası olduğu ve Kıbrıslı Türklerin de azınlık haklarıyla yetinmesi gereken bir topluluktan ibaret olduğuna ilişkin o malum görüş. Bu görüş Kıbrıs’a çok pahalıya mal oldu. Halen mevcutsa Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin işi zor demektir…”.

DİPTEKİLER

AB Komisyonu: Kendi çıkarttığı Yeşil Hat Tüzüğü ihlal ediliyor, adada topluluklar durumu protesto ediyor, cılız da olsa KKTC’den tepkiler gidiyor, buna karşılık AB Komisyonu resmen dalga geçiyor.  Komisyon’un Güney Kıbrıs Bürosu Başkanı bir Rum, İyeroteos Papadopulos. Rum Yönetiminin sınır kapılarını kapatma kararı sorulmuş; cevap: “Komisyon bu konuda bilgilendirildi”. “Peki ne zaman” diye sorulmuş, kapılar kapatıldıktan sonra mı yoksa önce mi? Cevap: “Bilmiyorum”. Rahatlığa bakın…