Bir kere halkların kardeşliği yada insan kardeşliği gibilerinden iddialı sloganlar, içleri boş ve kof safsatalardır!
Ayni ırkın insanlarının bile savaşarak birbirlerini öldürebildikleri bir dünyada “halkların kardeşliği” diye bir mefhum yoktur!
Buna karşılık bayrağı, dili, dini, siyasi iradesi ve en önemlisi sınırları belirlenmiş topraklarıyla egemenlik ve özgürlüğüne sahip ülkeler vardır.
Ha, bu ülkeler kendi aralarında anlaşmalar da yaparlar, ortak çıkarlarda stratejik birlikler de oluştururlar hatta günü geldikte kendilerinden öte halkları kıymak öldürmek için birlikte de savaşırlar!
Şimdi desem ki işte Ortadoğu’daki Araplar! Ne hayır ettiler ne ettirdiler! Kendilerinden güçlü ülkelere sığınarak hâlâ birbirlerini kesmekteler!
Uzağa gitmeyim: İşte Türkiye! Bir ara “27 Mayıs’ın uzantısında ihtilallerden ihtilallere kendi kendine kıyıyordu! Sonuncusu 15 Temmuz Fetö macerasıydı ki ne Türk-Kürt sorununa benziyordu ne Kenan Evren’in askeri
Kısaca insan sorar: İstiklal Savaşından çıkmış bir Türkiye ama hani “halkların, insanların kardeşliği?”
*****
…SONRA FEDERASYON!
Şimdi Güney’deki komşumuza bu gözlükle mi bakalım? Evet! Ayni adayı paylaşıyoruz ama ne kardeşiz ne dost!
Üstelik onlar için “adadaki barış ve huzur tüm ada egemenliğine sahiplik.. Bizim içinse olay Kuzey’de varlığımızı sürdürebilmek..
Bu yalın gerçek ortalarda salınırken “ortak payda ve faydalarda bir federasyon oluşturmak çok kolay olmuyor.. Olmadığı da kendinden ispatlı!
Çünkü bu adada iki halkı “federasyon şemsiyesi” altında siyasi ve ekonomik kader birliğinde buluşturacak ne siyasi ne ekonomik ne de tarihi “nedenler” vardır!
Rum’un hayallerini hâlâ tüm adaya egemenliğini sereceği “Enosis” rüyaları beslemekte! Türk halkı ise son varlık nedeni olan Kuzey topraklarını yani vatanını kaybetmemek için uğraşmakta!
Bu nedenle, çözümden önce iki toplum arasında balans kurulmalıdır. Güney Kuzey’deki Türk Devletini tanımalı, Federasyon iki Devlet arasında olmalıdır. İşte o zaman “iki Devlet arasında Federasyon oluşabilir…”
**********
BONKÖR KKTC!
Bazen kendimi küçük Amerika’da yaşamaktaymışım gibi hissederim!
Mesela şu haber: “Ek mesailere 13 milyon TL. ödendi!”
Vay vayy! Vergi almasını bile beceremediğinden Memurunu bile ödeyecek parası olmadığı için ancak Türkiye’nin parasal katkılarıyla ayakta duran fukara devlet meğer üstüne üstlük 13 milyon da ek mesailer için ödeme yapmaktadır!
“Temizlik,” “özel Güvenlik” ve “yemek” için de ayrıca 6 milyon 221 TL!
…Yukarıdakileri Maliye Bakanlığının Eylül ayı ödemeleri bilançosunu açıklamasından öğrendik!
…Öte yandan kaç gündür bir de Lefke’deki “Erdal Abit” adlı bir okuldan söz ediliyor. İlk defa işittim okulda gitgide öğrenci sayısı 8’e düşmüş başka bir okula aktarıldılar..
Fakat enteresan olan şu: 8 öğrenciye kadar düşen okulda 4 de öğretmen varmış!
…Hatırıma geldi: Mağusa Limanında da “Kıbrıs Türk Limanlar Şirketi Yönetim Kurulu ve çalışanları, yıllar itibarıyla azala eriye beş on kişiye kadar düştüler ki artık “şirket mirket” hak getire, resmen işveren oldular!
…Dikkatlerimizi devleti sürekli zarara uğratan bu nedenle “yeniden yapılanmalarına” ihtiyaç duyulan “Kurumlarımıza” verdiğimizden, yukarıda vurguladığım sorunlara çok da aldırmıyoruz!
Oysa küçük küçük kurtçuklardır ki bir kalas’ı, bir ağacı bazen yıllarca kemire kemire un uvra ederler!
KKTC’de, göremediğimiz için “teferruattır” dediğimiz o kurtçuklardır ki yıllardır KKTC’i kemirdikleri için artık ne ayakta duracak mecali kaldı ne takatı! Çünkü içi oyula eriye boşaldı!
Nitekim şimdilerde yeniden yasası çıkarılmaya çalışılan “İkamet ve Vizeler Tüzüğü” de bunlardan biriydi.. Ki tam da “biz içeriden, şu veya bu nedenlerle KKTC’ye gelenler de tabi ki “dışarıdan,” yallah tazyik” diye diye hem kendimizi benzettik hem memleketi!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (BAŞARIRSA TEŞEKKÜRLER)
Bugüne kadar “KKTC için ne yapacak” diye beklediğim AB Parlamentosu “parlamenteri” Niyazi Kızılyürek’ten merak edilen haber çıktı:
Güney’de açtığı “Ofisine” karşılık şimdi de Danışmanı olan Derya Beyat’lının sorumlusu olacağı bir “Ofisi” de Kuzey’de açacak.
Haberi çok önemsedim. Eğer bu girişim “Güney’in hışmına uğramaz ve gerçekten bir AB Parlamenteri tarafından Kuzey’de “AB amblemli” Ofis kurulursa bir “ilk” olacak. Ki bu tip siyasi “ilklere” çok ihtiyacımız vardır. Hele bu “girişim” sayesinde Ambargoları aralayıp ulaşımda rahatlama sağlanması çalışmaları gündeme gelebilirse ilk seçimde Kızılyürek’e bir oy da benden diyorum!
































