Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMDİR: (ONLAR VE BİZ!)

KÖŞEMDEN:

     Çocukluğumda  da merak ederdim, “neden Rumlar Türklerden daha ileridedirler?”

Neden daha çok nüfusa, daha çok toprağa, daha çok işyerine  sahiptirler?

Neden  daha çok zengindirler?..

Sonraları ilkokuldan liseye uzanırken ve  “tarih dersleriyle” haşır neşir olurken; merakım daha çok arttı.                                            Bu kez sorgulamamı “neden 300 yıl Osmanlı’nın elinde kalan Kıbrıs’ta Türklerin hem çoğunluk hem de büyük oranda topraklara  sahip olmaları gerekirken; olması gereken bu “üstünlüklerini” Rum’lara kaptırdılar?

Neden Evkaf mallarımızı bile yutacak kadar becerikliydiler?                                          Neden topraklarımızı elimizden satın alacak kadar açıkgözdüler?

Neden zengin olacak kadar iş bilen ve hesaplıydılar?

Neden tüm ada ticaretini ellerinde tutuyorlardı?

*****

SORULAR bugün de az veya çok bu minval üzerine  uzar gider.                                   Tarihçilerimizin, sosyologlarımızın, ekonomistlerimizin elbet bu sorulara verilecek cevapları da vardır yapacak açıklamaları da..

Ben “Türkler ve Rumlar” farklılıkları konusunda fikir verebilen üç beş cevapla  yetineceğim. Şöyle ki:

Yoksa Osmanlı’dan kalma ada sahipliğinin Türk toplumuna bahşettiği “ağalık rehavetine” mi kapıldıktı?

Yoksa fıtretten gelen bir tutumla kendimizi Rum toplumundan daha güçlü gördüğümüz için mi gelişmelere aldırmadıktı?

Yoksa önceleri “memaliki metrukenin” yani “Padişah’ın” olan toprakları, sonraları Rumlara satıp satıp topraksız kalmamızdan mıydı asıl neden?

      Yoksa İngiliz idaresinde Rum toplumu kayırılıp koltuklanırken, Türk toplumunun ikinci sınıf ahali durumuna düşürülmesi miydi?

Yoksa adaya sahip çıkmak gibi bir hedefimiz hiç mi olamadıydı, yanlış bunda  mıydı?  Çok mu geç kaldıktı?

“Neden ama?” İşte aşağıda “sebep” olması gereken üç beş vurgulama!

*****

ÇÜNKÜ Rumlar okullarında  Helen ırkından olduklarının  inancında Yunan tarihini okur.. Bizans İmparatorluğunun büyüklük ve azametini bir gün sadece Kıbrıs’ı elde ederek değil.. Tüm eski Bizans  topraklarına da sahiplik koyacak  “hayallerle besler..  “Megali İdea” dedikleri  hedefe odaklanır ve  bu “idealarını” okullarda  eğitimin müfredatı yapıp.. Kiliselerinde papazların “Enosis” vaazları beyinlerine şırınga edilirken…

      Türk toplumu da okullarında “elif lâm cim” diyerek Arapça Kuran yazım ve dilini öğrenmeye çalışıyor, camilerde “Cennet Cehennem”  hikâyeleri dinliyordu!

Çünkü Rumlar okul üstüne okul yapar, eğitimi  her bir şeyin üzerinde “ideal” haline sokarken, Türk toplumu da daha ilkokulu bitirmeden çocuklarını okutmak yerine izbe dükkânlarda sürdürülen sanat erbabının yanına ya çırak olarak yolluyor yada ırgat yapıyordu!

Çünkü Rumlar zenginleştikçe Türklerden daha çok Türk malı satın alırlarken,  Türk toplumu da sürekli yoksullaşarak bir zamanlar patron oldukları adada, Rum’un yanında çalışan çırak, işçi, ırgat  oluyordu!

*****

BU günlere elbette kolay gelmedik! Fakat  çok acı gerçektir “hep kaybederek geldik!”

Şimdi sadece kaybettiklerimizi değil, bu adadaki 447 yıllık varlığımızla haysiyetimizi de kurtarmak için savaşıyoruz..

Bir daha Rum’un sultası altına girmemek için uğraşıyoruz.

Bu adada en az Rumlar kadar egemenlik hakkımız olduğunu ispat etmek için direniyoruz.

Bakın Yahudilerin daha Kuruluş yıllarından kalma bir sözleri vardır.   “Biz Arapları yüz defa, bin defa yeneriz. Fakat biz defa yenilirsek bu topraklarda tutunamayız!”

Bu adada farklı konumda olduğumuzu düşünmüyorum. On Barış Harekâtı daha yapabilir on defa Rum’un üstesinden gelebiliriz..                                                          Ancak Rahmetlik Ecevit’in de söylediğince eğer askeri savaşı ekonomi ile taçlandırmazsak bu adada tutunamayız!

İspatı ortadadır. Aradan 45 yıl geçtiği halde hâlâ 1974’ün faturasını ödüyoruz!

Demek sorun “savaşmanın” ötesindedir!

Vatan sevgisidir, inancıdır  ki sahiplik konsun!

Bu adada sahip olacağımız özgürlük ve egemenliktir! Ki bir daha Rum sultası altına girilmesin!

Çocuklarımıza hazırlamak zorunda olduğumuz “geleceklerdir” ki onlar da bizler gibi göç yollarına savrulmasın..

*****

PEKİ eğer adadaki Rum halkına saygılıysak (ki saygı gösterilecek tek bir “insani ve vicdani davranışları asla görülmedi, vahşiliklerinden gayrı…)              Buna karşın iki komşu olarak bu adada yan yana yaşayacaksak Kuzey Kıbrıs’ta Rum’un da üzerinde güçlü ve büyük olmak zorundayız.

Oysa hâlâ cılız ve çaresiz ve hâlâ 80 milyonluk Türkiye’ye karşın “ya bir gün Rum paçamızı kaparsa” korkularındayız! Artık yeter olsun ama!