Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

5 yıl, tek bir adım atılmadı…

24 Nisan 2014 tarihinde gerçekleşen “Türkiye’den gelensuyun dağıtımı ve projelendirilmesi çalıştayı”nın sonuç bildirgesinde, “Su sorununa bütünlüklü bir çözüm üretilmesi amacı ile konu ile ilgili tüm paydaş kurumların koordineli çalışması zorunludur. Bu bağlamda; etkin su yönetimi yasanın, sektörel kullanım alanlarının ve su politikasının oluşturulması gerekmektedir” deniliyordu…
3 Haziran 2014 tarihinde bu konuyla ilgili yazdığım köşe yazımda,
“Konunun uzmanları, ülke şartlarını da gayet güzel ortaya koymuşlar, mükemmel bir metin  çıkartmışlar…
Ancak okuduklarım beni endişelendirdi…
Her konuda olduğu gibi, bu konuda da defalarca çalışmalar yapıldı. Eksiklikler, olası riskler sıralandı. Bunların düzenlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerle, teknik gereksinimlerin yerine getirilmesi beklenirdi. Oysa suyun gelmesine bir kaç ay kalarak basına dağıtılan bu çalıştay raporu, ne yazık ki, herhangi bir hazırlığın olmadığını gösteriyor… 
Bunu nereden mi çıkarttım; raporda sürekli olarak “Yapılmalıdır” ifadesinin geçmesinden. Hatta daha da ileri giderek söyleyebilirim ki, “Şu da yapılmıştır” diye bir ifade göremedim…
Bir kere bu su pahalı olacak. Yanlış anlaşılmasın, Türkiye verdiği suyun parasını isteyecek değil. Ancak dağıtımı, önemli miktarda enerji gerektirdiğinden pahalı olacak…” deyip şöyle bitirmiştim yazımı;
“Yüzyılın projesi büyük paralar ve emeklerle hayata geçmek üzere. Böyle bir projenin uygulanması da tek bir bakanlığa bırakılamayacak kadar ciddi. Ortak bir politika belirlemeye ve her alanda tam bir koordinasyona gereksinim var…
Evet bunlar ihtiyaçlar.
Bu ihtiyaçları gördükten sonra, bir çok bakanlığın gece gündüz çalışıyor olması gerekirdi.
Şimdi gerçekten merak etmekteyim. Bunlardan herhangi bir konuda hükümet bir adım atmış mıdır..?
Yoksa bir kaç ay sonra ‘Su akar, biz bakar” durumunda mı olacağız…”
Evet bugün geldiğimiz nokta ne yazık ki, “su akar biz bakar” durumunun özeti… 
Bu çalıştayın ve açıklamaların üzerinden neredeyse 18 ay geçti. Bu süre içerisinde ne yaptık söyler misiniz? Kockocaman bir HİÇ… Ama bir şeyi becerdik, 3 tane bakan değiştirdik.
BESKİ’yi kurduk ama, hala Meclis’in gerekli yasaları çıkarmak konusunda olumlu bir adım attığını göremiyoruz. Meclis Başkan Yardımcısı seçimi için harcanan çabayı, su konusuna ayıramadık…. 
BESKİ’nin kurulmasında önemli rol oynadığı bilinen CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın; “Suyun fiyatının ne olduğu, hangi kısımların hibe olduğu, Türkiye’nin hangi noktalarda ücret talep ettiğini bilmiyoruz. Hükümet bu konuyu yeniden müzakere etmeli. 2010’da bir adım atıldı ama maalesef KKTC tarafı 5 yıldır atması gereken adımları atmadı” sözleri de, bu kadar ciddi bir konuda, sorumluların görevlerini yapmadığını, ve su konusunda yaşanan krizin göz göre göre geldiğini söyleyebiliriz. Buradan hareketle, toplumun bir kesiminin su yönetimi konusunda farklı düşünmesine kızmak yerine, onları suçlamak yerine, 5 yıldır bu konuda adım atmayan siyasilere hesap sormamız gerekmez mi..?

 

YERİN KULAĞI VAR
NEYE TEŞEKKÜR ETTİ:
Meclis Başkan Yardımcılığı görevine getirilen DPUG milletvekili Hüseyin Alanlı’nın seçim turları ve ardından yaptığı “teşekkür” konuşması, ülkede siyaseten sözün bittiği nokta oldu. Bir günde yasa değiştirip Alanlı’nın önünü açanlar kadar, yaşanan bu rezalete rağmen çıkıp da, hiçbir şey olmamış gibi teşekkür eden Alanlı da bir kez daha şapkalarını önüne koyup düşünmelidirler…

BİRAZ ZOR
İkinci cumhurbaşkanı ve CTP Genel Başkanı Talat, ilk defa Kıbrıs Rum tarafının da eğiliminin, sorunun çözümü yönünde olduğunu ifade ederek, çapraz oy ve dönüşümlü başkanlığın şart olduğunu söylemiş. Çapraz oy konusunda Rumların ne düşündüğünü bilmiyorum ama, dönüşümlü başkanlık konusunda sıkıntı olduğunu biliyoruz. Evet, Rumlar çözüm yönünde istekli görünebilir ama, mülkiyet ve toprak konusunda bizim tarafın tavrı ortada, bunu nasıl aşacağız acaba..?

TELEFONU BİLE HALLEDEMEDİLER:
Telefon operatörlerinin aylardır süren görüşmelerinden henüz bir sonuç elde edilememiş. Kesin biter denilen Temmuz ayının üzerinden neredeyse 3 ay geçti. Böylesi bir konuda bile ortak yol bulamayanlar, bütünlüklü bir çözümü nasıl hayata geçirecekler diye sormadan edemiyor insan…

OLMAZ OLMAZ DEMEYİN:
UBP’nin ay sonu yapılacak kurultayında Özgürgün’e karşı birlikte hareket eden diğer adaylar, ikici tur için en çok oyu alan arkadaşlarını destekleyeceklerini açıkladılar. Peki ama ikinci tura Özgürgün değil de, başka ikili kalırsa ne olacak. Siz bakmayın geçmişte söylediklerine, koltuk tatlıdır ve bu ikili kıyasıya bir yarışa girecekler. İşte o zaman seyredin siz gümbürtüyü…

KARŞILIKLI SAYGI GEREK:
“Akıncı’nın istediği birincil hukuku kabul etmeyiz diyen Rum Dışişleri Bakanı Kasulides, Güvenlik ve garantiler konusunda da,“Bu mesele, Kıbrıs sorununun çözümünü konuşuyor muyuz konuşmuyor muyuzu belirleyecek köşe taşıdır. Garantiler ‘boş laftır’” diye buyurmuş. İyi de neyin boş, neyin dolu olduğuna bırakın da toplumlar kendileri karar versinler. Bu yargılarınızın, yıllardır adada bir çözümü tıkayan unsurlar olduğunu ne zaman göreceksiniz..?

“ERTESİ GÜN” DE HESAP EDİLMELİ:
Avrupa Komisyonu, anlaşma halinde tarafların AB’yle uyumu konusunda çalışma başlatmış. İyi güzel de, bir önceki referandum gibi bir sonuç da hesaba katılmalı. Yani Güney’den red çıkması halinde ne olacağı konusu. Bence Türk tarafı, geçen defa açık bırakılan bu konuda, bu defa AB’den kesin bir yol haritası istemeli…

ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: Cumhurbaşkanı Akıncı Ankara’daki terör olayıyla ilgili olarak, “Ankara ağlıyorsa Lefkoşa da ağlıyor; Türkiye yas içindeyse KKTC de aynı yası paylaşıyor” şeklinde ifadelerde bulundu. İki ülke arasında çeşitli zamanlarda siyaseten kırgınlıklar olabilir ama bunlar, Türkiye ve KKTC’nin et ve tırnak gibi olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz…

DİPTEKİLER
Terör:
Masum insanların canına kast eden, canileşmiş grupların varlığı, bir kez daha kanımızı dondurdu. Terör vahşi, terör ilkel, terör kalleş… O nedenle, arkasındaki güçler de karanlık…  Yaşam bulduğu ortamsa, istikrarsızlık… Türkiye’nin bir an önce istikrara kavuşması en büyük dileğimiz…