04 Aralık 2016

Partilerde değişen bir şey yok…

Haber İçi Üst

Partilerin 28 Temmuz’a yönelik program ve vaatleri yavaş yavaş belirginleşiyor. Kimin kime ne vaat ettiği, iktidar olmaları halinde kısa, orta ve uzun vadede topluma verecekleri üç aşağı beş yukarı belli olmaya da başladı…
Aslında bildik söylemlerin dışında “işte bu” diyebileceğimiz farklı birşey göremedik bugüne kadar ortaya konan siyasetlerde. Yalnız, UBP hariç tüm partilerin, geçmişte yerden yere vurdukları TC ile yapılan ekonomik protokol konusundaki “U” dönüşleri gözlerden kaçmıyor. Özellikle CTP’nin “ilke” olarak, mevcut prortokole karşı olmadıklarını söylemesini kimse nedense hayretle karşılamadı. 2008’de benzer bir paket dayatmasına “hayır” diyerek sandığa gitme kararı almışlardı oysa. Her ne kadar kendileri, “paket için halktan yeniden onay almamız gerekirdi” deseler de, sonuçta sandıkta hem halkın desteğini, hem de iktidarı kaybetmiş, halk protokolu imzalayacağı kesin olan UBP2yi getirmişti.  Öyle anlaşılıyor ki, CTP 2008’de yaptığı stratejik hatayı bu kez yapmamak için, ince eleyip sık dokuyor. Savunmasını da, protokolde yer alan “ taraflar uygun gördükleri maddeleri karşılıklı konuşarak revize edebilir” söylemine dayandırıyor.
TDP Genel Başkanı Çakıcı, TC ile yapılan protokol yapıldığında, “halka büyük bir darbe vuracağını” söylemiş olsa da, partisinin 3 bakanla yer aldığı hükümetin bu protokolü uygulamasına pek de tepki göstermişe benzemiyor. Bugünlerde üstü kapaklı bir şekilde “davulun benim boynumda, tokmağın başkasının elinde olmasına karşı mücadele edeceğim” demesine rağmen, iktidara gelmesi halinde mevcut protokolü ortadan kaldıracağı yolunda net bir ifadesini görmedik…
Sadece CTP ve DP-UG, toplumda büyük bir hayal kırıklığı yaratan KTHY konusunda, yeni birtakım söylemler ortaya atmışlar. Her iki parti de, iktidara gelmeleri halinde KTHY’nin yeniden uçurulacağı sözünü veriyorlar…
Sözün kısası, hiçbir parti, 19 gün sonra sandık başına gidecek olan seçmene “ işte bu” dedirtecek farklı bir program sunmuş değil. Toplumun beklentilerinden uzak, neredeyse onlarca kez tekrarlanmış, basma kalıp “cek-cak”larla dolu, inandırıcılıktan uzak, bildik sözleri dinliyoruz…
Öyle görünüyor ki, sandık başına giden seçmen oyunu verirken, ne bildirgelerde yazılanları, ne de verilen sözleri dikkate alacak. Geçmiş seçimlerde olduğu gibi, “gemisini kurtaran kaptan” diyerek, kendi işini yapabileceğine inandığı partiye, “ya tutarsa” deyip oyunu atacaktır. Böyle olunca da aklıma henüz daha çocukken oynadığımız ve şu an adını hatırlayamadığım bir oyun geldi. Hani “arkadaşım ben yoruldum topu sen al” cümlesinin yer aldığı şarkılı oyun. İşte tam da o… 4-5 yılda bir oyundaki nakarat gibi yorulan, “topu” biraz da onun oynaması için bir başkasına veriyor. Biz vatandaşlar da tribünlerde, her yeni gelenin farklı atraksiyonlar yapacağını sanarak, topun bir başka ele geçmesini bekliyoruz… İşte bu seçimde de, topu en iyi kullanacağına inandığımız oyuncuyu seçmeye çalışacak, sonra da diğerine devretmesini bekleyeceğiz. Ve değişmediğimiz sürece de, bu her 4-5 yılda bir böyle sürüp gidecek…           

YERİN KULAĞI VAR

ARTAN, GELİR ADALETSİZLİĞİ:  Maliye eski bakanı Ersin Tatar, kişi başına düşen GSMH’nın 14 bin 500 dolar, hedeflerinin ise 17 bin dolar olduğunu söylüyor. Nüfusun her dönemdekinden fazla bir bölümü, 1350 liralık asgari ücrete talim ederken, memur maaşları yarı yarıya düşmüşken, halkın alım gücü 4 yılda yüzde 50 azalmışken, kişi başına düşen gelirin artması bir tek şeyi gösteriyor, gelir adaletsizliğinin arttığını… Bizler de bunu yakından hissediyoruz zaten… 

HOŞ AMA BOŞ SÖZLER: Kıbrıs konusunda birilerinin gerçekten kararlı olduklarına inansam, BM Genel Sekreteri’nin “Her yeni doğal zenginliğin, her iki toplumun çıkarına olmasını sağlamamız önemlidir” sözlerini ciddiye alırdım. Oysa ne derlerse desinler, ne Kıbrıs’ta bir anlaşma için, ne de Kıbrıs Türklerinin çıkarına olacak bir başka şey için kıllarını kıpırdatmayacaklarını biliyorum. Bu süslü sözlerle o kadar çok aldandık ki…

DEPRESYONDA MIYIZ, DEĞİL MİYİZ: TDP Başkanı Mehmet Çakıcı, durup durup halkı psikolojik yönden hasta çıkartıyor. Son sözü de “Toplum depresyonda” olmuş. Oysa geçen Kasım ayında verdiği bir röportajda, “Depresyon artmadı, psikiyatristler dışındaki doktorlar da depresyon ilaçları yazabildiği için, ilaç kullanan sayısı arttı” diyordu. Seçim dönemi gelince topluma bakışı değişmiş sanki…

16 MİLYON EURO AZ PARA DEĞİL: Sibel Siber başkanlığındaki seçim hükümeti gün geçmiyor ki, geçmiş hükümetle ilgili ciddi bir iddiayı ortaya atmasın. İyi de yapıyorlar…  Ancak, kaynak sıkıntısı çeken şu andaki hükümetin, Ercan’ın işletmesini 25 yıllığına devralan Taşyapı İnşaattan devletin alacağı 16 milyon euro KDV’nin üstüne gitmemesine anlam veremiyorum. Mayıs’ta ödenmesi gereken, sora da Haziran sonuna ertelenen KDV’yi niye talep etmiyorlar ki? Ercan’ın devrine tepki koyan hükümet ortaklarının bu konudaki sessizliğinin, bizim bilmediğimiz başka bir nedeni mi var acaba..?

NE YAPSA OLMUYOR: TDP reklamlarında kendini ön plana çıkardığı için eleştirilen Mehmet Çakıcı, bu kez de kaş yapayım derken göz çıkardı. Çakıcı gazetelere verdiği yeni reklamında bu kez de kendisinin, halkın üzerine basan bir fotoğrafını  kullanmayı tercih etti. Bence boşuna uğraşmasın, en kısa zamanda kendisine bu akılları veren reklamcısını değiştirsin…

ESKİ DOSTLAR DÜŞMAN OLDU:  2012 yılına damgasını vuran LTB grevlerinin önde gelen isimlerinden Bozat ve Yalınkaya’nın yolları ayrıldı. Bozat’ı çalışanlara ihanetle suçlayan Yalınkaya, geçmişte yapılan bazı olayları da açıkladı. Tamam da, “tüm bunları biliyordun da, bugüne kadar niye sustun” diye sormazlar mı adama..? Çalışanlar iki yıl kaderine terkedilirken, meğer kapalı kapılar arkasında ne numaralar dönmüş…

AFİŞ YIRTAN KORKAKTIR: Her seçim döneminde yaşananlar bu seçimde de yaşanıyor. Zaten yaşanmasa şaşardım. Bazı karanlık güçlerin afiş saldırıları yine başlamış anlaşılan. “Afişlerim ilk günden itibaren planlı bir saldırıya uğramakta ve parçalanmaktadır” diyen bağımsız aday Barış Mamalı, topluma yerleşen hastalığı bir kez daha gündeme taşıdı. Afişleri yoketmek kime ne yarar sağlar ki? Bırakın kardeşim bu işleri. Adaya ya da partiye bir tepkin varsa eğer, çık sen de dile getir. Bu ne korkaklık böyle…

ZİRVEDEKİLER

Birikim Özgür: CTP adayı Birikim Özgür, genç bir aydın olarak, olaylara dar pencereden bakmıyor. Bakın ne diyor; “Önemli olan Türkiye ile imzalanan protokoller değildir, önemli olan buradaki iktidarların vizyonunun olup olmamasıdır”. İşte sorun da burada, çözüm de…

DİPTEKİLER

Başıbozukluk: “Silahlı adam kaçırma, kasti hasar, mülke tecavüz, trafik tartışmasından darp, kız arkadaşını darp”, bunlar sadece dün gazetelerdeki haber başlıkları. Asayiş sorunu ölümlü trafik kazalarıyla yarışıyor. Tümünün tek bir sebebi var, başıbozukluk. Kimse yasalara, kurallara itaat etmiyor. Potansiyel suçlular korkusuz. Neden acaba? Kötü yönetim anlayışımızın yarattığı boşluktan olmasın…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam