10 Aralık 2016

Halkın güvendiği tek lider!..

Haber İçi Üst

Tartışmasız bu seçimlerden en karlı çıkan parti DP-UG’dir. Meclis aritmetiği öyle bir tablo yarattı ki, tüm alternatifler içinde DP mutlaka var (CTP-UBP koalisyonu hariç)… Serdar Bey de bu aritmetiğin verdiği avantajla istedik sonra, istiyor. Kendini, “en güvenilir başkan” sıfatıyla onurlandırdıktan sonra da, seçim öncesi verdiği bütün sözleri vatandaşa yalatıp yutturmaya çalışıyor…
Daha birkaç gün öncesine kadar, seçim öncesi topluma verdiği sözlerden nasıl cayacağını düşünen Serdar Bey, bırakın “sözünün eri değil” eleştirilerini, öyle bir senaryo geliştirdi ki, biraz daha biz yazdıklarımızdan utanır hale geliyorduk…
Toplanan parti MYK’sı, diğer parti başkanlarına göre ülkenin “en sevilen ve en güvenilen” parti başkanı olarak Serdar Denktaş’ı ilan edivermiş. Ülkenin sözüne en güvenilir lideri, üstüne üstlük en sevilen kişisi olunca bu sevgi ve güven karşısında bırakıp gitmek olmazdı. Serdar Bey de, ülkenin en güvenilir araştırma şirketi olan “DP-UG” araştırma şirketinin, 175 bin kişi üzerinde yaptırdığı anket sonuçlarını elinin tersiyle itecek değildi elbet. Hem 7 yıldır bırakın iktidarı, grup olmakta zorlanan partisi, seçimlerle ilgili tüm tahminleri allak bullak etmemiş miydi. Böylesi bir ortamda bırakıp gitmek şanına yakışmazdı. O da öyle yaptı ve ülkenin, sözüne ve kendisine verdiği açık destek ve görev aşkı nedeniyle, istemeye istemeye bile olsa “ağzından birkaç kez kaçan” o sözleri kendisi değil ama, vatandaşa afiyetle yedirmeyi başardı…
Bence Serdar Bey çıkıp da, “ey halkım, ben seçim heyecanı ile ne söylediğimi bilmiyordum. Geçen seçimlerde olduğu gibi bu kez de sonlarda kalacağımı tahmin ediyordum. Derviş Bey’in bize getireceği oyları hesaplayamadım, ben yanılmışım. Ortaya çıkan bu sonuçlar sonrası bu sözlerimi tutmamı benden beklemeyin” deseydi, inanın daha güvenilir olacaktı…
Siz bakmayın öyle 5-6, hem de iş yapan bakanlıkları talep ettiğine. Çıtayı yüksek tutacak ki, ne koparırsa yanına kar kalsın. Ben buradan iddia ediyorum Serdar Bey 3 bakanlığa fit gider. Çünkü başka alternatifinin olmadığını o da çok iyi biliyor. Daha düne kadar birbirlerinin boğazını sıkan DP ile UBP’nin bir araya gelip de bir hükümet kurması, ancak güneş batıdan doğarsa mümkün olur. O nedenle Serdar Bey kendisi değil ama kurmaylarını konuşturarak, CTP’ye “sünnetçi korkusu” vermeye çalışmaktadır. Talepleri 5 bakanlıktan çok, geçen sefer olduğu gibi, yine hükümetten atılmamaları için bir garantidir aslında. Sütten ağzı yandı ya, bu kez yoğurdu üfleyerek yemek istiyor. Hani pek de haksız sayılmaz…
Sözün kısası, 7 yıldır hükümet yüzü görmeyen bir parti ve bekleyen seçmenleri. Yıllar sonra ayaklarına gelen bu fırsatı tepmek gibi bir düşünceleri asla olamaz. Dediğim gibi çıtayı yüksek tutarak, CTP’yi etkilemeye çalışıyor. Ülkenin, sözüne en çok güvenilen liderine de bu yakışır zaten… Hatta “tercihlerde” ilk sırayı alarak, seçimlerde 21 vekil çıkaran Özkan Bey’i bile geride bıraktığına göre, o çok özlediği Başbakanlık koltuğuna da talip olması gerekmez mi sizce?..

YERİN KULAĞI VAR
TALAT DA CTP-UBP DEDİ: Ülkedeki siyaset anlayışının topyekun değişmesi, bir anlamda siyasi devrim için geniş tabanlı bir hükümete gereksinim olduğu, bunun da CTP-UBP koalisyonuyla sağlanabileceği düşüncemizi yazmıştık dün. Dün akşam bir TV programına konuşan ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da aynı görüşü paylaştığını gördük. Aklın yolu bir, ama akıl yolu izlenecek mi, orası şüpheli. Korkarım bu kavga, debelenme içinde statükonun bekçiliği de devam edecek…
002’DEN, 001’E Mİ: İki aylık seçim hükümetinin başbakanı olarak ülke genelinde inanılmaz bir sempati toplayan ve seçim öncesi duruşuyla partisinin oylarına % 3-5 bir oy katan Sibel Siber, en yüksek oyu alarak seçimi ilk sırada tamamladı. Siber’in bu yükselişini engellemek, önünü kesmek için, pasif bir görev olan Meclis Başkanlığı’na getirileceği iddia ediliyor. Demek ki Sibel Hanım’ın bu yükselişi parti içerisinde birilerini oldukça rahatsız etmiş…
AYIP OLUYOR: Daha düne kadar İrsen Küçük’ün kanatları altında siyaset yapan ve makam kapmak uğruna yalakalığın dik alasını sergileyen vekiller, alınan kötü sonuçların ardından sorumlu gördükleri İrsen Küçük’e veryansın edip, tek sorumlu oymuş havasını veriyorlar. Sanki İrsen Bey bu kararları tek başına aldı, altında onların imzası yoktu. Boşuna dememişler, “batan gemiyi önce fareler terk eder” diye…
UZAKTA ARAMASIN: DP Genel Sekreteri Bengü Şonya, kaybetmesi için seçimlerde kendi üzerinde bazı oyunların oynandığını ve bunun hesabını soracağını söylemiş. Madem öyle biz yardımcı olalım, “düşmanını” uzakta arama, sana sandığından da çok yakın. Keşke o sıra kavgasını bu kadar dillendirmeseydin. İnan kazanma şansın daha çok olacaktı…
CTP-DP-UBP KOALİSYONU: CTP’nin DP-UG ile yapacağı koalisyonun doğru adı, CTP-DP-UBP olmalı. Çünkü kazanılan 12 vekilliğin 6’sı DP, 6’sı da UG kanadından. Bu durumda olası koalisyonun CTP-DP-UBP olduğunu söylersek, yanılmış olmayız sanırım…
UBP İÇİNDEKİ BRÜTÜS’LER: UBP’nin iktidardan gitmesi ve koltukların altlarından alınmasını hazmedemeyenler, hırslarını frenleyemiyorlar. Daha seçimlerin üzerinden 48 saat geçmeden kendine makam verecek yeni kapıları zorlayanlar, Saray kapılarında el öpenler, ülkede siyasetin kirlenmesine çanak tutanlardır. Tek ideolojileri koltuk olan bu tür siyasiler, ne yazık ki son anda bile olsa sandıktan çıkmayı başardılar. Hele günlerce ecel teri döken bu politikacıların bir anda kendilerini “kahraman” olarak görmeleri ise aymazlıktan başka bir şey olamaz…
KAMU DAVASI BEKLENMEMELİ: Petrol atıklarının İskele plajlarını kapkara ettiğini fotoğraflarda görmüşsünüzdür. Biyolojik olarak her ne kadar sadece 1 km’lik alanı etkilediği söylense de, kirlilik Larnaka’ya ulaştı. Haydi diyorum, kıpırdanın biraz. Yapanın yanına kar mı kalacak. Kıpırdanın, etkilenen tüm işletmeler, tek başınıza değil, toplu halde dava açın. Hükümeti ve onun açacağı kamu davasını beklemeyin. Bilirkişi çağırın, tahliller yaptırın, polisi haberdar edin. Şimdiden kanıtlar oluşturun… Sonra ispat edemeyeceksiniz.
KAFA YORAN VAR: Kıbrıs konusuna kafa yorması gerekenler, parti içlerini karıştırmakla uğraştığından, yurt dışından ilgi duyanları görünce, insan seviniyor. İpek Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Bacık, Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye ile Avrupa Birliği’nin argümanlarının bittiğini belirterek, “Oturup yeni bir şey yapmak lazım” diyor. Bacık, müzakerelerin şu anda donmuş olduğunu, KKTC seçim sonuçlarının ise, yeni ve dinamik bir süreç için enerji getirmediğini, çünkü halkın da heyecanını kaybettiğini savunuyor. Türkiye’deki seçim sürecinin de uzlaşma ümitlerini erteleyeceğini ileri sürüyor…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Dalman:
İngiltere Premier Ligi’ndeki Cardiff City futbol takımının başına, Kıbrıslı Türk Mehmet Dalman geldi. Ne yurt içinde, ne de yurt dışındaki değerlerimizden haberimiz var. Biz böyle insanlarız işte… Yine de Sayın Dalman’ı yürekten kutluyoruz. Cardiff City, geçen sezon Championship’ten bitime üç maç kala üçüncü sıra ile arasında 13 puan fark açarak Premier Lig’e yükselen ilk takım olmuştu. Bundan böyle bizim Premier Lig’deki takımımız, Cardiff City…

DİPTEKİLER
Sendikalar
: Seçim sonuçlarını değerlendirmeyi sürdürüyoruz. Bence en dikkat çekici sonuçlardan biri de, aday olan 8 sendikacıdan hiçbirinin Meclis’e girememiş olmasıdır. Bu kişiler ki, arkalarında binlerce insanı temsil ettiklerini savunurlar. Yani şimdi hem üyelerinin, hem de tüm vatandaşın sendikalara güveni kalmadı dersek yanlış mı olur. Bu noktada bence kaybeden şahıslar olarak sendikacı adaylar değil, sendikaların imajı, güvenirliğidir. Hep yenilenme diyoruz da, sendikaların da hem kurumsal, hem de fikirsel açıdan kendilerini yenilemesi gerekmiyor mu? Onlar da demokrasinin vazgeçilmez unsurları değil midirler?..

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil