03 Aralık 2016

Görülen, görülmeyen hırsızlıklar ve ekonomi

Haber İçi Üst

Ekonomi tarihi okuyanlar iyi bilecekler. Dünyada üretimin artışında en çok katkısı olan 3-5 tarihi gerçek vardır. Bunlardan ilki antik devreyi bitiren yerleşik düzene geçme dönemi. Yani mülk edinmenin başlangıcı. Diğerlerine gelince, buhar gücünün icadı, Yeni Dünya’ya göç yanında, şimdi şaşacaksınız ama onlar kadar önemli İngiltere’de icra kanunlarının geçmesi ve de ciddiyetle uygulanması gösteriliyor (Disclosure Acts).
Üretimde, ekonominin gelişmesinde en büyük motivasyon, mülk edinebilme, onu koruyabilme, yani alın terini ileride tüketebilme için veya miras bırakabilme için biriktirmedir. Bu olanak bireylerin elinden alındığı an tasarruf ve üretim tökezler, ekonomik ilerleme durur. Her ne kadar da eski komünist ülkelerinde bu açığı devlet bazında doldurulmasına çalışılsa da olay gereği gibi verimli olmamış, başarıya ulaşmamıştır.
Hırsızlık mülkiyete tecavüzdür. Üretmeden tüketme çabasıdır ve ekonomiye büyük darbe vurur. İyi yönetimler bu menfi olayı asgariye indirmek için elinden geldiklerini yaparlar, yapmaya çalışırlar. Hükümetler de vatandaşlara örnek olmalıdırlar. Hırsızlığın mazereti de olmaz. İngiltere’de bulunduğum devrede bir mahkeme olayını takip etmiştim. Seri şekilde sigorta şirketleri soyuluyordu. Epeyi emek ve kaynak kullanımından sonra polis seri hırsızı yakalamış, mahkemede hakim meraktan hırsıza neden hep sigorta şirketleri diye sormuştu. O da, geçmişte belki acı bir tecrübesinden olacak, onlar halkı soyarlar, ben de onları soydum hakim bey demişti. Hakim de ben de seni 10 yıl içeri tıktım şeklinde cevap vermiş; Okurken gülmüştüm.
Şimdilerde iş adamlarımızdan, bazen de onların görevlendirdiği iktisatçılardan şunu duymaktayım. KKTC’de hükümetçe alınan vergilerin karşılığı hizmet olarak kendilerine dönmediği cihetle doğru dürüst vergi verme arzuları kırılırmış. Zaten doğru dürüst vergi vermedikleri yayınlanan vergi listelerinden de görülmektedir. Vicdanlarını rahatlattıklarını sandıkları mazerete bakın siz! Bazılarını tenzih ederek şunu söyleyeyim. Bunu düzeltmenin yolu kanunlara göre vergi vermekten kaçınmak değil, gereken çaba iyi hükümetler çıkarma yönünde olmalıdır. Sen hem istediğin hükümeti, sana mülayim davranacak veya seni yağlayacak hükümet çıkartmak için kesenin ağzını açacaksın, hem de dönüp verdiğin vergilerin karşılığını alamayız deyip mazeret uyduracaksın. Yutmazlar! Hele bu gibi hırsızlıklara çanak tutup, maddi bakımdan tosunlaşan muhasiplere ne demeli? Bu ülkede kaç tanesi yakalanıp elinden imza yetkisi alındı? Yalnız benim bildiğim Londra’da iki Kıbrıslı Türk muhasip kara listeye alınmıştır. Vergi ancak toplanır, kimse gönlü ile vergi vermez. İngiltere’de verdiğiniz vergi hizmet olarak size geri döndüğü halde, aralarında uzunca bir süre yaşadığımdan bilirim, hemen hemen tüm Kıbrıs kökenli iş adamları, Rum, Türk hepsi vergi kaçırır veya kaçırmaya teşebbüs eder. Bu iş asgariye ancak verilen eğitim kalitesi, yaşadığı ülkeyi sahiplenme, devamlı, bilinçli kontrol ile ve de ağır ceza-taltif mekanizmasını işletmeden geçer.
Dilencilik neden gayri yasaldır? Çünkü çoğu kez insan hissiyatına hitap edip, yalan dolanla üretmeden tüketime neden olmaktadır. Hatta çoğu kez yardım eden hayırsever vatandaş yardım ettiği kurnazdan daha fakirdir. Bizim Cemiyete gelen ve dilenen birinin kaza ile cüzdanının içini görmüş, üzerindeki para benim yok cebimdekinden, birçoğumuzun evindekinden, belki de bazılarının bankadaki parasından daha çok olduğunu hayretle müşahede etmiştim. Anadolu’dan KKTC’ye su aktarma açılış töreninde Sayın Ekonomi Bakanımızın heyecanla atığı nutku sonunda, bize bu yardımı, iyiliği yapan Anadolu halkına Allah bin mislini versin deyişi, bana o kadının yaklaşımını hatırlattı.
Yine ekrana bağlanan bir vatandaşımızın Sn. Özersay’a yönelttiği sorusuna bayıldım. Bizim insan haklarımıza saldırıldığını iddia ederken, neden Rum’un insan haklarını teslim etmeyiz? Gibi bir soru idi. Bu durumda nasıl bir anlaşma olabilir? Verilen cevap kısmen tamam da, maalesef kaçamak idi ve tamam değildi. Cevap şöyle; Kıbrıs sorunu yalnız bize bağlı değil. Biz yapabileceğimizi savsaklamadan yapalım, içimizi düzenleyelim. Mal-mülk bireysel haklarda Avrupa Adalet Divanı mülkü kullanana da hak tanır. Bunlar doğru da biz içimizde malı olmayana bolca haksız mal, Güney’de de çok mal bırakanları, sayıları ne kadar az olsa dahi, mahvetmedik mi? Çalmadık mı? Haksız yere bir kişiyi idam etmek 1000 idamlığı beraat ettirmeden kötü değil mi? Neden insan üretim ve karakterine bu denli darbe vuran bu haksızlıkları gündeme getirip, geç de olsa düzeltilmesini sağlamaya baskı yapmıyorlar? Bu iç meselemiz değil mi? Yoksa bu meselede adaleti sağlamaya çalışma neticesi etrafındaki imza sahibi 5000 kişiden yalnız 500’ü kalacak korkusu mu?
Hırsızlığın çoğunluğu bu ülkede ya hükümetler eliyle olur veya aynıdır, hükümetlerin göz yumması ile olur. Yazacak çok var ama uzatmayıp devlet istimlaklerini, monopolleri, bankaların uygulamalarını, maaş alıp çalışmayanları, okullarda gereği gibi hizmet vermeyip evine çağıranları, hastanede yapması gerekeni yapmayım kliniğine zorlayanları, makbuz vermeyen doktor, avukat, mühendis mimar ve benzerlerini  gelecek haftalardaki yazılarıma bırakayım.
Yine de güncel olan aşağıdaki konuya değinmeden edemeyeceğim. İngiltere’de yaşarken, orada uygulanan hayvanları uyutma işine çok kızar, onlar hayvanları sevme değil kendi bencilliklerini, yalnızlıklarını tatmin için beslerler kanısına varmış, cana kıymet verilir görülür bu ülkede, hayvanlara reva görülen bu uygulamayı fena şekilde yadırgamıştım. Şimdi bu uyutma işi (yani öldürme işi)  bize de mi geliyor? Mala tecavüz etme yetmedi, ilaveten cana da tecavüz etmeye, can çalmaya da mı başlıyoruz? Neden? Bir problem var ise, o probleme kolayından çözüm için mi? Bir devletin asli görevlerinin başında ülkedeki güçsüzlerini korumak da vardır. Güçsüzlerden biri de hayvanlardır, bilesiniz.
Bu öneriyi yapanla, benim de içimden onları uyutma arzumu doğurtup kendileri gibi sadist yapmasınlar, lütfen.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam