08 Aralık 2016

Bu ülkede değişim zor, hem de çok zor…

Haber İçi Üst

Basında her gün hükümeti eleştiren bir kaç yorum, makale, açıklama, demeç okuyorsunuz. Haydi siyasi partileri bir kenara bırakalım. Onların hedefleri belli. Onun dışında bireysel olarak biz gazeteciler, siyasileşmeye aday ya da aday olmayan sivil toplum örgütleri, sendikalar, düşünenler, akil adamlar. Hem gazete sayfaları, hem TV kanalları fikrini söyleyen insanlarla dolu…
Herkes hükümetin icraatlarını eleştiriyor… Bu devirde, ilkel bir ortamda yaşıyor olmaktan dolayı lanet okuyor ve kendince çözüm önerileri getiriyor. Kimi tüm kurumların, Anayasa da dahil “sil baştan” yapılmasını savunuyor. Kimi ülkeyi bu hale getiren siyasi zihniyetin değişmesi gerektiğini belirtiyor. Kimi yasaları suçluyor, kimi demokrasinin unsurlarından birini veya birkaçını… Ama hepsi de bir değişimde birleşiyor.
Bu yorumlarda parlak zekanın, bilimin ya da tecrübenin ışıklarına rastlamak, çağdaşlığı görmek hiç de zor değil. Öyle güzel yorumlar, öyle güzel tasvirler ve öyle ideal çözümler var ki.
Ama bir şey eksik, “NASIL” sorusunun yanıtı yok…
Siyasi partileri, onun için değerlendirme dışı bırakalım diyorum. Onların birbirinden farksız basmakalıp formüllerine ulaşmanın tek yolu var, o da onlara oy vermek… Bu kadar basit. Onlar da statükonun bir parçası değiller mi zaten. Bu yolla bir sil baştan yaşanır mı, kafalardaki o kemikleşmiş “koltuk hedefli siyaset” zihniyeti birden bire yok olur mu, mümkün mü bu? Yine geçelim…
Evet, bunca insan, bunca sivil toplum örgütü, o ideal topluma “nasıl”, hangi yolla ulaşılacağının formülünü ortaya koyamadığı için de bir sürü laf, fikir, teori havada kalıyor.
Yarın seçim olsa, bu tarif ettiğim kesim, zorunlu olarak kendi adaylarını gösterecekler. Ya bir partiyi, ya da tek tek şahısları. Başka yolu yok. Demokrasinin gereği bu. Peki o yamalı bohçayla nereye varılacak? O da belli değil… Onca birikim, hazırlık heba olup gitmeyecek mi?
Bence tek çare, birbirine çok benzeyen çözüm formüllerini destekleyen kesimlerin, ortak bir çatı altına hareket etmesi ki, böyle bir yapı da şimdilik ortada yok.
Ha, seçime daha zaman var, kurulsun denebilir. Kurulsa ne olacak? Bir anda herkes koşturup, “haydi bunları seçelim, bunlar temiz, bilgili, tecrübeli, dünyayı bilen insanlar, çözüm formülleri de var” mı diyecekler, yoksa, “Bırakın bunlardan bir şey olmaz. Nasıl olsa ya şu, ya da bu parti seçilecek” diyerek, yıllardır kendi büyüttükleri canavara yem mi verecekler… 
Tabii ki ikincisi. Çünkü “siyasetçisine güvenmez” denen bu halkın asıl güvenmediği, kendisidir. Bunu iyi niyetliler, ülkesini bir yere götürme çabasında olanlar için söylüyorum. Bir de düzenden nemalananlar var ki, onları tatmin etmek zaten bu kesimin işi değil…
Her gün değişim değişim diyoruz ama bakıyorum da, bu ülkede değişim zor, hem de çok zor…

 

YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMET NE YAPIYOR: Sadece şubat ayı içerisinde iki cinayet, 4-5 kez kurşunlama ve kundaklama yaşandı. Vatandaş korku içerisinde bu hesaplaşmaları seyrediyor. Ülkeyi yöneten hükümet bakıyorum, tıs yok… Memlekette yer yerinde oynamış, neredeyse her gün bir olay var. Peki ama bu olaylarla ilgili olarak Başbakan dahil, hükümetin herhangi bir bakanından tek bir açıklama duyan veya okuyan var mı söylesin…

KANUNSUZLUK KANUN OLMAK ÜZERE: Bilgisayar oyunlarında vardır. Oyuncu bir silah seçer, sokak sokak dolaşıp adam vurur. Bir kurgudur o. Döner döner aynı mahallelere gelir durmadan çatışır. Şu anda Kıbrıs’ın kuzeyini o bilgisayar oyunlarındaki sahnelere benzetiyorum. O oyunlar genelde vahşi batıda geçer, hem de bundan 150 yıl kadar öncesinde. Bizimkisi yeni versiyon. Kanunsuzluk kanun olmak üzere. Ben rahatsızım da, İçişleri Bakanı’nın rahatsız olduğuna dair en ufak bir işaret alamadım…

CEZA YASALARINA ACİLEN EL ATILMALI:                                                                                                       Hakim ne yapsın, yasaya göre teminat alıp, serbest bırakıyor. Öyle olunca da şebekeler, aralıksız çalışabiliyor. Yargılandı diyelim, bir kaç yılda çıkıyor. Sınır dışı ediliyor, sahte kimlikle bir şekilde geri gelip, suç makinesini çalıştırıyor. 12 yılda 65 cinayet… Son dönemde de hemen her hafta bir tane. Ceza yasalarına ellemek, cezaları caydırıcı hale getirmek, ağırlaştırmak bu kadar mı zor..?

GÜNEŞ’E “AT” FİGÜRÜ:                                                                                                                                           UBP Genel Başkan adayı ve Başbakan Küçük’ü UBP’yi TAP yapmakla suçluyorlar. Özellikle Ahmet Kaşif yanlılarının iddiasına göre, İrsen Küçük’ün etrafını UBP’li olmayan eski TAP’lıların sarmış. Bu gidişle yakında, UBP’nin güneş amblemi üzerine bir de at figürü ekleneceğini iddia ediyorlar…

DESTEĞİN KARŞILIĞI OLMALI:                                                                                                                                   UBP Başkan adayı Ahmet Kaşif için en büyük handikap Derviş ve Meral Eroğlu. Dün katıldığı bir televizyon programında, Meral Eroğlu’nun kendisi için kapı kapı delege gezmesini nasıl yorumladığı sorusu üzerine önce “Haberim yok” dedi, daha sonra, “Geçen kurultayda da İrsen Bey için gezmişti” hatırlatmasını yaptı. Şimdi merak edilen şey, Kaşif kurultayı kazanırsa Eroğlu ailesinin bu desteğini nasıl ödeyecek. Yapılan iyiliğin mutlaka bir karşılığı olacaktır, ne dersiniz…

KÜÇÜK’TEN EROĞLU’NA İNCE MESAJ Başbakan Küçük, Ahmet Kaşif’e seslenerek “Kendi iradesine sahip olamayan, iradesini, söylemlerini ve faaliyetlerini başkalarının emrine verenlerin KKTC’yi kuran partiyi yönetmek gibi bir beceri sağlaması imkansızdır” demiş. Ahmet Kaşif’in iradesini verdiği başkaları, adını vermese de tahmin ettiğiniz gibi, Cumhurbaşkanı Eroğlu’ndan başkası değildir. Bakalım Eroğlu bu suçlamalara nasıl bir yanıt verecek…

KAVGA BÜYÜYECEK:Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un, “Ya istikrar, birlik ve dirayet, ya da KKTC ve UBP’nin kişisel hırslara kurban edilmesi… Biz tercihimizi yaptık” açıklaması, aslında kurultay sonrası çıkacak sonuç ne olursa olsun, parti içinde suların durulmayacağını ve yeni tartışmaların yaşanacağının da işaretini veriyor…

KABAK ONUN BAŞINDA PATLAYACAK:Son günlerde adı devlete yapılan istihdamlarla sık sık gündeme gelen UBP Güzelyurt İlçe Başkanı ve Milletvekili Ahmet Çaluda, “Güzelyurt, İrsen Küçük diyecek” dedi. Zaten Çaluda’nın başka çaresi de yok. Yaptığı aile boyu istihdamlarla bölgedeki partililerden büyük tepki gören Çaluda, çok iyi biliyor ki, İrsen Küçük’ün kurultayı kaybetmesi halinde kabak büyük ihtimalle onun başında patlayacak… 

ZİRVEDEKİLER
Tuluy Kalyoncu: “Bazı durumlarda susmak gerekir. Çünkü haklılığını ispat etmek için ortaya koyacağın her çaba, belki senin anlaşılmanı sağlar ama, uğruna mücadele verdiğin her şey yıkıldıktan sonra senin haklı olman kime fayda?..” diyor. Bazen susmak da bir yere kadar… Ne diyor slogan, “Susma, Sustukça Sıra Sana Gelecek…”

DİPTEKİLER
KKTC’nin Emniyeti: Can güvenliği mal güvenliği hepsi ama hepsi tehdit altında. İki yüz bin küsur kişinin yaşadığı yerde, 12 yılda 65 cinayet ne demek. Onun da sadece 52’si aydınlatılabilmiş. Ya vurulup da ölmeyenler, yaralananlar… Ya iş yeri kurşunlananlar… Ya kundaklananlar… Bu işler basit asayişi vakalarını aşmış durumda. Ey, sizler, güvenliğimizden sorumlu olanlar, neredesiniz?  Polisin takibi sizin için yeterli mi? Yoksa, suçlulara cennette olduklarını hissettiren bu ortamın temizlenmesi mi gerekiyor? Kurultay rezaletinizden kafanızı kaldırıp, bu işlere bakacak mısınız? Yoksa ona da mı niyetiniz yok.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil