02 Aralık 2016

Artık 2 UBP var…

Haber İçi Üst

Fark ne olursa olsun, her yarışın bir kazananı, bir de kaybedeni var. Pazar günkü kurultay sonucu da aradaki 7 oyluk fark ile galibi belli etti. Tıpkı futbol maçlarında olduğu gibi 10-0 da yenseniz, bir sıfır da yenseniz, hanenize yazılacak olan 3 puandır. Sonuç olarak da kurultay sonrası hanesine puanları yazdıran İrsen Küçük oldu…

Kurultay artık geride kaldı. Birkaç gün daha nerede hata yapıldı, kimler ikili oynadı tartışmaları sürecek ve bir sonraki kurultayın ve tabii ki, sadece bir yıl kalan seçimlerin hesabı yapılmaya başlanacak…

Dünkü kurultayda da çok net olarak ortaya çıktı ki, UBP içerisinde Sayın Küçük’e ve icraatlarına yönelik büyük bir tepki ve karşı duruş var. Elindeki tüm imkanlara, 21 Ekim sonrası yaptığı transfer ve dağıtılan menfaatlere rağmen, alınan sonuç hiç de zafer olarak gösterilemez…

Evet tarih, 24 Şubat Kurultayı’nın galibi olarak İrsen Küçük’ü yazacak ama, ilk kurultay ile son kurultay arasında yaşananlar da, dip not olarak düşülecektir… 21 Ekim’de 704 delegenin oyunu alan İrsen Küçük’ün, onca destek ve istihdama, kendi atadığı yeni delegelere rağmen oyları sadece  708’e çıkarıyorsa, demek ki hala daha yanında sağ gösterip sol vuranlar var. Kurultay arifesinde taraf değiştirdiği ve Kaşif’e çalıştığı iddia edilen bakan ve milletvekillerinin isimlerini duyuyoruz. Son gece restoranlarda buluşup ikili oynayan bakanların isimleri, kurultay günü kendi kanallarında, Eroğlu’na yakın isimleri konuk edip, Başbakan ve icraatlarına saydıranlara tanık olduk.  Demek ki her zaman için şikayet edilen malum zihniyet, UBP içinde hala canlı, hem de çok canlı….

Şimdi gözler İrsen Küçük’ün, kazanması halinde parti içerisinde yapmayı düşündüğü tüzük değişikliklerinde. Delege sisteminden, genel başkanın görev süresine kadar birtakım reformlara imza atmak istiyor Sayın Küçük. Bunları yaparken de elinin güçlü olması şart. Parti içinde bu reformlar konusunda bir konsensüs yaratabilmesi için, yapacağı en akıllıca iş Ahmet Kaşif’le birlikteliği sağlamak olmalı. Kaşif’in yanında hasbelkader bulunan, aslında körü körüne Eroğlu  destekçisi olanları saymıyorum.  Ancak Kaşif’in görüş ve düşüncelerine değer verdiğini göstermeli, eğer gerçekten yeni UBP’ye soyunuyorsa, bu yolu kendisiyle birlikte yürümeye ikna etmelidir. Yoksa, kurultay sürecinde yaşananların daha da kötüsüyle karşı karşıya kalabilir…

Peki ama partinin yarı gücüne sahip Kaşif ne yapacak bundan sonrası için. Bence bazılarının beklediği gibi, isyan bayrağını açıp, kazan kaldırmayı denemeyecektir. Aldığı oyların büyük bir çoğunluğunun, Eroğlu’nun hakim olduğu delegelerden geldiğini çok iyi bilmektedir. Kurultay öncesi Eroğlu etrafında toplanan bu klik eğer yaşamını sürdürecek ve Kaşif de bunun içinde kalmayı tercih edecekse, adımlar, yine Sayın Eroğlu’nun fikri alınarak atılacaktır. Eğer Eroğlu, bildiğimiz Eroğlu ise, Ahmet Kaşif’e, partiden ayrılma veya parti kurma gibi bir düşünceyi empoze etmeyecektir. Hatta Kaşif ve grubu kurultay süresince gösterdiği agresiflik ve tepki yerine “uysal çocuk” imajını sergileyebilir. Bir adım geri çekilip, beklemek Eroğlu’nun bilinen taktiklerindendir.

UBP’nin önünde bir yıl sonra seçim var.  Hem de öyle parti içi kırılmaları kaldıramayacak kadar zorlu bir seçim. Parti içi klik, seçim kaybetmiş bir başkandan kurtulmanın kolay olacağını düşünebilir. Ancak o gün geldiğinde Cumhurbaşkanı Eroğlu, şansını iki kez deneyen ve başarılı olamayan bir Kaşif ile mi yola devam edecek, yoksa bir sonraki kurultay için kendine yeni bir selef mi bulacak, orası şimdiden belli olmaz…

Başbakanlık koltuğunu kurultay zaferi ile garantiye alan İrsen bey için bundan sonraki süreç, çok daha zor geçecektir. Çünkü kurultay süresince karşılıklı suçlamalarda bulunduğu Eroğlu ile temasları çok daha gergin bir ortamda gerçekleşecek ve fırsat buldukça, birbirlerine takoz koymaya çalışacaklardır. Bu icranın başı ile devletin başı arasındaki uçurumun, daha da açılmasına neden olacaktır… 

Bu kurultay sonucu bir kez daha göstermiştir ki, Cumhurbaşkanı Eroğlu, yıllar içerisinde oluşturduğu ve kendisine “ölümüne bağlı” delege yapısı değişmedikçe, UBP içerisindeki gücünü sürdürmeye devam edecektir. Dün Ahmet’le gittiği yolu, bu kez Mehmet’le gitmeyi deneyecektir. UBP’nin bugünkü mevcut yapısı da ona bu imkanı vermektedir…

YERİN KULAĞI VAR

ONURU VARSA İSTİFA EDER:                                                                                                                           UBP Kurultayı’nda Ahmet Kaşif’e oy vermeyecek olanlar için “onursuzdur” diyen UBP Girne Milletvekili Mehmet Tancer bu sonuçlardan sonra ne yapacak çok merak ediyorum. Kendi partililerini “onurlu-onursuz” diye ayıran bu milletvekilinin kendi tabiriyle biraz onuru varsa, bu sonuçlardan sonra o partide durmaması gerekir…

YENİ DÖNEMİN İŞARETİ:                                                                                                                                    Kaşif ve yandaşlarının yeni dönemde ne yapacaklarını daha çok konuşacağız. Ancak savaşın süreceği konusunda ilk işaret Taçoy’un konuşmasında gizli galiba. “UBP başkanı belli taşları yerinden oynatmaya çalışırsa, bu kavga devam edecek” diyor. Kastı da bence, bir yıl  sonra yapılacak genel seçimler ve o seçimler için yapılacak aday belirlemeleri. İrsen Küçük’ün kendilerine yönelik bir tavrında, yine başkaldıracaklarını ifade ediyor. Taçoy’un, Tahsin Ertuğruloğlu’na karşı yaptığı “Meydan boş değildir” açıklaması da, Eroğlu’nun adamlarının onu savunmaya devam edeceklerinin ifadesi. “Biz buradayız” diyor…

DÜNYANIN EN PAHALI DELEGELERİ:                                                                                                                  Düşündüm de dünyanın galiba en pahalı delegeleri bizim memlekette, UBP’de. Bir kurultay belasına devletin sırtına yükledikleri yüke baksanıza. Her birinin değeri trilyonlarla ölçülür.Bir koltuk uğruna değer miydi..?

KINA YAKSINLAR:                                                                                                                                               Kurultay süresince göstere göstere devlete yapılan istihdamların ceremesini toplum olarak çekmeye hazır olmalıyız. Kurultay kavgasını zevkle izleyen ve bu kavgadan kendine pay çıkarmaya çalışan muhalefet, istihdamlar konusunda en az UBP kadar suçludur. Bu süreci “konuşarak ve kınayarak” geçiren muhalefetten, daha fazlasını, hiç olmazsa yargıya başvurulmasını  beklemek bizim hakkımızdı. Şimdi atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti…  

BU SÖZÜ VERECEK ADAY VAR MI:                                                                                                                          

Ben Lefkoşa Belediyesi’nin harcadığı paralarda takıldım kaldım. Düşündükçe her şeye inancımı yitiriyorum. Önümüzdeki seçimde başa gelen ancak bir yıl görev yapacak. Seçilecek olandan her şeyi bir tamam yapmasını beklemiyoruz. Durumun farkındayız. Ancak ben adayların bir söz vermesini bekliyorum, o da şudur; usulsüzce yapılan harcamalar için, eski belediye başkanına ve ona onay veren belediye meclis üyelerinden hesap sorma…. Öyle ceza davası değil kastettiğim, alacak davası. Bu harcamaları ceplerinden ödetecek şekilde. Var mı bu sözü verecek babayiğit..?

YUNAN CUMHURBAŞKANI: Dün Twitter’da “Anastasiadis Yunanistan’ın yeni Cumhurbaşkanı seçildi” başlığını gördüğümde yanlış yazıldı diye düşünmüştüm. Ama ekteki fotoğraflara baktığımda, tam isabetli bir yorum dedim. Anastasiadis için stadyumda yapılan kutlamalarda ellerde silme Yunan bayrağı vardı. İlaç için de olsa “Kıbrıs Cumhuriyeti” bayrağını göremedim. Eh, ret cephesinin desteğini almak bu olsa gerek.

NİTELİKLER ÖNEMLİ SAYIN EROĞLU: Cumhurbaşkanı Eroğlu Başbakan İrsen Küçük’ün Kamu Hizmeti Komisyonu’na farklı bir şekil vermek için tasarı hazırlattığına da dikkat çekerek, Kamu Hizmeti Komisyonu’na atanacak kişilerin niteliklerinin büyük önem taşıdığının altını çizmiş. Doğru söylemiş. Kendi atadıkları imza sahteciliğinden yargılanıyor.

ANASTASİADİS’İN İŞİ ZOR:                                                                                                                                               

Yeni Rum lider Anastasiadis birinci önceliğinin ekonomi olduğunu söylemiş. Gerçekten de Rum seçmenin kriterinin ekonomi olduğu anlaşılıyor. Özellikle de AB içinde bağlantıları en güçlü olanı seçtiler. Ancak yine de AB’den parayı kopartması biraz zor görünüyor. Alman Başbakanı Merkel Rumların bankalarda batırdığı Rus paralarını, Alman vergi yükümlülerine ödetemeyeceğini söylüyor ki, bu çok önemli…

 

ZİRVEDEKİLER

Prof. Dr. Mustafa Camgöz: Sayın Camgöz İngiltere’de yaşıyor olmasına karşın, KKTC’de herkesçe güven duyulan kanser Araştırmaları Vakfı’nın Başkanı. Onca işine rağmen Vakıf faaliyetlerini başarıyla yürütüyor. Bu yıl da artık gelenekselleşen orkide yürüyüşüne hem katılımın yüksek oluşu, hem de ciddi sponsorlarla desteklenmesi bu başarının sonucu.  Tüm kalbimizle güveneceğimiz böylesi insanlara öyle ihtiyacımız var ki.

DİPTEKİLER

Rum’un Ticareti de Siyasi: Geçtiğimiz günlerde AB Komisyonu yetkililerinin denetimleri sonucunda, Güney Kıbrıs’a Kuzey’den bal ihraç edilebileceği haberi ile zil takıp oynamıştı bazı çevreler. Ben ilk günden olaya şüpheyle bakmıştım. Çünkü Güney’de ciddi bir bal üretimi zaten mevcut. Bu durumda, AB’den yetki de çıksa, Rum bal üreticisinin buna karşı direneceğini, hatta KKTC’nin bal üretimine leke sürmek için belden aşağı çalışacağını tahmin etmiştim. Olayın siyasi boyutu da ayrı. Nitekim de öyle oldu. Eylem duyurusu yapmışlar. İçinde de iki ayrı suçlama var. Önce Kuzey’deki ballar hastalıklı diyor, yetinmiyor “Ya Türkiye’den gelen balı gönderirlerse” diye ekliyor.

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrolarının, 2012-2013 tiyatro sezonunun ikinci turunda Elçin Efendiyev’in yazdığı Mehriban Elekberzade’nin Yönettiği “ Katil” isimli oyunu hayır kurumları yararına sahneleyecek olmadı toplumun çeşitli çevrelerinden takdir aldı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam