03 Aralık 2016

2006 UBP Kurultayı’nı hatırlayan var mı?..

Haber İçi Üst

*** Kayıtlı 1199 delegenin sadece 546 oyunu alan kim ve nasıl UBP Genel Başkanı seçildi?.. 
Pazar günü yapılan 19. UBP Kurultayı’nın ardından seçimi 704 oyla kazanan İrsen Küçük’ün tüzük gereği başkan seçilmediğini ve seçimlerin tekrar yapılmasını gerektiğini savunan Ahmet Kaşif’e önerimiz, 11 Şubat 2006 yılında yapılan UBP 16. Olağan Kurultayı’nı bir inceleyiversin…
16 Şubat 2006 yılında yapılan ve Derviş Eroğlu’nun desteklediği Hüseyin Özgürgün ile Tahsin Ertuğruloğlu’nun yarıştığı bu kurultayı, Tahsin Ertuğruloğlu’nun 410 oyuna karşılık, 546 oy alan Hüseyin Özgürgün kazanmıştı. Yani iki adayın yarıştığı Kurultay’da doğal olarak rakibinden daha fazla oy alan aday kazanmıştı, kimse de sonuçların ardından sahneyi basıp ortamı germemişti. Tam aksine iki aday ve Derviş Eroğlu kürsüye çıkarak partilileri selamlamışlardı…
Tarih 21 Ekim 2012. UBP 19. Olağan Kurultayı’nda yarışan iki adaydan Ahmet Kaşif 690 oy, diğer aday İrsen Küçük ise 704 oy almıştır. Divan, uzun süren tartışmaların ardından İrsen Küçük’ün seçimi kazandığını ve partinin genel başkanı seçildiğini ilan etti…
Kaşif ve ekibi 14 oy gibi küçük bir farkla kaybettikleri seçime itiraz ederek, parti tüzüğünün 28. maddesinin ihlal edildiğini ve seçimlerin bir hafta sonra tekrar edilmesi gerektiğini savunarak, divan kararının yasal olmadığını ileri sürdüler…
Buraya kadar yazdıklarımın çoğu hepimizin bildiği, yaşadığı şeyler. Ancak tekrar 2006 yılındaki seçim sonuçlarını biraz daha açarsak ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız…
Ne demiştik 2006 yılında Özgürgün’ün 546 oyla genel başkan seçildiği kurultay için; “kullanılan 956 oyun 546’sını Özgürgün, 410’unu Ertuğruloğlu aldı…” Şimdi burada önemli olan, 2006 yılındaki kurultayda UBP’nin DELEGE sayısı olmalıdır. O tarihte UBP’nin kayıtlı 1199 DELEGESİ varmış. Şimdi o tarihte ( 11 Şubat 2006) bir gazetede yer alan haberi aynen sizlerle paylaşmak istiyorum; “TOPLAM BİN 199 KAYITLI DELEGESİ BULUNAN UBP’NİN BUGÜNKÜ KURULTAYINDA 957 DELEGE 4 SANDIKTA OY KULLANDI. OYLARDAN BİRİ GEÇERSİZ SAYILIRKEN, LEFKOŞA MİLLETVEKİLİ ÖZGÜRGÜN 546 OYLA BAŞKANLIĞA SEÇİLDİ. DİĞER ADAY ERTUĞRULOĞLU İSE 410 OYDA KALDI…”
Ne diyor haberde, toplam “BİN 199 kayıtlı üyesi” bulunan UBP… Şimdi tekrar pazar gününe dönelim. Pazar günkü seçim sonuçlarına itiraz eden Sayın Ahmet Kaşif ve arkadaşlarının itiraz gerekçeleri neydi ona bir bakalım; “İRSEN BEY TÜZÜĞÜMÜZE GÖRE KAYITLI 1427 DELEGENİN SALT ÇOĞUNLUĞU OLAN 714 DELEGENİN OYUNU ALAMAMIŞTIR, BU NEDENLE TÜZÜK GEREĞİ, BİR HAFTA SONRA TEKRAR SEÇİM YAPILMALIDIR…”         
Evet kayıtlı delege sayısı 1427, doğru. Peki 1427 delegenin kaçı oyunu kullanmış… Toplam 1402… 1402’nin salt çoğunluğu (yani yarıdan bir fazlası) ne eder… 702… İrsen Bey kaç oy almış; 704… Yani kullanılan oyların salt çoğunluğundan iki de fazlası var…
Peki şimdi Sayın Kaşif ve arkadaşlarına sormak istiyorum… Onların iddiasına göre düşünürsek, 11 Şubat 2006 tarihinde, toplam BİN 199 üyesi bulunan UBP’nin genel başkanı olmak için Hüseyin Özgürgün’ün kaç oy alması gerekirdi dersiniz?.. Birlikte bir hesaplayalım; 1199/2= 599.5, yani 600… Kurultayı kazanması için ise bir fazlası ise 601 oy eder… Peki ama UBP Tüzüğü’nün 28. maddesi bu kadar açık ve net iken, 2006 yılında Özgürgün 546 oy ile nasıl genel başkan ilan edildi… Kimse, “o zaman itiraz edilmedi” demesin. Tüzüğün 28. maddesi niye uygulanmadı.Yoksa o tarihte kazanan aday, Derviş Bey’in adayı olduğu için mi bu kuralı hatırlamak kimsenin aklına ve işine gelmedi?..
O gün öyle, bugün böyle… Sayın Kaşif UBP’de çok yeni, ama bu ayak oyunları çok eski….
     
Okur Uyarıyor
Kaşif niye rahattı!..
2010 UBP Kurultayı sonuçlarını hatırlayın, genel başkanlık için aday olan Ahmet Kaşif 387, Hasan Taçoy 212, başkan İrsen Küçük ise 815 oy almıştı. 2010 yılındaki seçimde, Sn. Taçoy ve Sn. Kaşif kendilerini temsil ederken, Sn. Küçük, Sn. Eroğlu’nun desteği ile seçime girmişti…
Gelelim 2012’ye… Kaşif+Taçoy+Eroğlu bir tarafta, İrsen Küçük bir tarafta, başrolde 4 oyuncu… UBP yapısına göre sonuç çok farklı olmalıydı. Sn. Kaşif, o yüzden çok rahat davranıyordu. Tahminim adaylar belli olduğu anda, Küçük %35, Kaşif %65 durumu vardı. Matematiksel bir bakış açısıydı… Oysa İrsen Küçük, delege seçimleri ile birlikte ekibi ile sonucu etkilemeyi başarmıştır…
Sayın Eroğlu’nun UBP üzerindeki etkisi geri dönülmez şekilde azalmaya başlamıştır. Başkalarının hırsları yüzünden partiyi daha fazla yıpratmanın anlamı yok. Uzlaşın Sn. Kaşif, uzlaşın Sn. Küçük… Ülke sizden icraat bekler. UBP karpuz gibi ortadan bölündü. Yakında karpuz, kelek söylemleri yükselecek. Bunun çözümü ise başka karpuz almaktır… (K.Ü.)

YERİN KULAĞI VAR
DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK: UBP Kurultayı’ndan sonra millet dalga geçiyor. Önerilerden biri de şu, yaşanan krizi çözmek için partinin acilen tüzük değişikliğine giderek “dönüşümlü başkanlık” sistemini hayata geçirmelidir. Alınan sonuçlara bakınca partinin yarısı İrsen Bey’i, diğer yarısı ise Ahmet Bey’i başkan olarak görmek istiyor. Bu durumda en mantıklısı gelecek kurultaya kadar 1 yıl birisi, diğer yılı öteki başkan olsun. Böylece ne şiş yanacak, ne de kebap…  
MAL BULMUŞ MAĞRUBİ: Muhalefetin aylardır başaramadığını yine UBP’liler başardı. Muhalefet etmeyi, sadece beyanat yayımlamakla yaptığını sananların imdadına UBP Kurultayı yetişti. Ortaya çıkan aritmetik ve partideki “iki başlılık” muhalefetin ekmeğine yağ sürdü. Hepsi birden papağan gibi “bu işi erken seçim temizler” demeye başladılar. Siz yatın kalkın UBP’li delegelere şükredin, yoksa sizin bir şey yapacağınız yoktu… 
BU EKİP SEÇİMLERDE NAL TOPLAR: On bakan, bir o kadar milletvekili, ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları, en önemlisi de, iktidarda olmanın gücü. Tüm bu avantajlara rağmen, seçimi foto-finishle kazanıyorsanız, şapkayı önünüze koyup iyice bir düşünmenizin vakti geldi Sayın Başbakan. Bugün kıl payı kazanarak kurultayın galibi oldunuz belki ama, yarın bir seçimde bu ekiple nal tolayacağınızı şimdiden söylemek kehanet olmaz sanırız…
ETME BULMA DÜNYASI: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş dün katıldığı bir televizyon programında UBP Kurultayı’na yönelik salonda Eroğlu’nun resminin bulunmaması üzerine yaptığı yorumda, “Yıllardır yapılan hiçbir UBP Kurultayı’nda partinin kurucusu, merhum Rauf Denktaş’ın resmini de koymadılar. Sayın Eroğlu o zaman niye sesini çıkarmadı.Boşuna dememişler ‘Etme bulma dünyası’” yorumunu yaptı. Eroğlu ektiğini biçiyor…
SORUNUMUZ, SİZİNKİYLE AYNI DEĞİL: O kazandı, öbrürü kazandı… Mahkemeye gidecek, gitmeyecek… Şimdi de bunları tartışıp, toplumun dertlerini bir yana atmaya devam edeceğiz. Zaten dağ gibi olan sorunlar orada dururken böyle bir lüksümüz var mı? Ama ne yazık ki, sadece kişilerin geleceği konuşulur bu ülkede, toplumun değil. Lefkoşa çözümsüz, fareler, sinekler vızır vızır, hastalık kol geziyor, Lefke’yi sel aldı, kimsenin umru olmadı, eğitimde kaos devam ediyor, sınav şaibesi temizlenmedi, bavullarla paralar, sahte imzalar orada duruyor. Bunlar sadece güncel olanlar, ya köklü değişim bekleyenler… Beklesin değil mi…
BU PİSLİKTE KURBAN: Yarın bayram. Hem de kurban bayramı. Lefkoşa sokakları pislik içinde. Yer gök mikrop dolu. Belediye yok ama, en azından Kaymakamlık mı olur, İçişleri Bakanlığı mı olur, birileri Lefkoşa sokaklarında kurban kesilmesini engellesin. Bugüne kadar böyle bir uyarı gelmedi, hiç olmazsa bugün bir duyuru yapılmalı ve kurbanların kesileceği yerler gösterilmeli. Aksi takdirde, olabilecekleri düşünmek bile istemiyorum…
BAŞKA DERDİMİZ KALMADI: Başka derdimiz yokmuş gibi, şimdi de yarın akşam oynanacak AEL-Fenerbahçe maçında yaşanabilecek bayrak krizini tartışıyoruz. Stada Türk bayrağı girecek mi girmeyecek mi tartışması neredeyse maçın önüne geçti. Halbuki kural açık, maç yaptığınız ülkenin bayrağının, o stadda bulunmasının hiçbir yasağı olamaz. Bu arada Türkiye medyasının olayı farklı boyutlara taşımaya çalışmasını ise anlamak mümkün değil. Maçı bir Türk-Yunan savaşına çevirmeye çalıştıkları açık, bizim taraftan olaya müdahil olanların çok dikkatli olup, bu kavgaya malzeme vermemesi gerekiyor….

ZİRVEDEKİLER
Hasan Bozer: Günün en anlamlı sözünü Meclis Başkanı Bozer söyledi, “Başaramadık, üzgünüm.” Başkan bunu Hasta Hakları Yasası’nın Meclis’ten geçememesi özelinde söyledi ama hayalinin 24 saat çalışacak bir Meclis olduğunu vurgulayarak, yasamanın tümüyle başarısız olduğunu da itiraf etti.
Kudret Özersay: Toparlanıyoruz hareketi kurucusu Özersay, halkın somut ve acil ihtiyaçlarına çözüm beklediğini vurgulayarak, tüm siyasi partilere birlikte harekete geçmeleri için çağrı yaptı. Ne diyorsunuz beyler, bayram öncesi toplum için, hiçbir siyasi beklentiniz olmadan birşeyler yapmaya var mısınız?.. Yoksa parti propagandası size daha mı cazip geliyor.

DİPTEKİLER
UBP Kurultayı: Memleketi resmen b.k götürüyor, ülkenin belli bölgeleri yağmura teslim olmuş, üstüne üstlük yarın bayram… Ama biz neyi konuşuyoruz, kurultayı Küçük mü kazandı, Kaşif mi?.. Memleketin her tarafı yangın yerine dönüşmüşken, sizin hala daha koltuk için kavga etmeniz biraz ayıp kaçmıyor mu?.. 
Sunat Atun: Sunat Atun son dönemdeki manevralarıyla tabiri caizse, ne hacıya ne hocaya yaranabildi. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, böylesi önemeli bir kurultay öncesi hacca gitmeyi tercih etti. Böylece hem salonda kendisine yönelebilecek tepkilerden kurtulmayı, hem de hacı olarak kutsal görevini yerine getirmeyi planladı… Sizce kararı leyhine mi oldu?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam