Köşe Yazarları

Zorlama ittifak…






UBP ile DP arasındaki ittifak, açıklamaların tersine pek tutacağa benzemiyor. İki parti başkanının İskele hariç, 4 ilçede ortak aday çıkartma mutabakatı, tabanla tavanın ters düşmesine neden oldu. Özellikle UBP’liler, DP ile yapılan işbirliğinin UBP’nin lehine olmayacağı, Girne ve Mağusa’yı DP’ye hediye etmek olduğu konusunda hemfikir…
Örneğin Mağusa’da DP’nin aday gösterdiği ve anlaşma gereği UBP’nin destekleme sözü verdiği İsmail Arter’le ilgili UBP tabanında büyük bir rahatsızlık olduğu iddia ediliyor. Konuştuğum bazı UBP’liler, “Arter’in Oktay Kayalp’e karşı hiçbir şansı olmadığı ve yanlış bir seçim” olduğu konusunda ısrar ediyorlar. UBP’nin çıkaracağı  adayın Arter’e göre çok daha şanslı olabileceğini belirten bu arkadaşlar, birçok UBP’li seçmenin ortak aday yerine, Oktay Kayalp’e oy vereceklerini iddia ediyor…
Girne’deki durum ise, daha da vahim. Aday tespitinde yaşanan sıkıntılar ve teklif götürülen birçok ismin  adaylığa sıcak bakmaması, DP’yi olduğu kadar UBP’yi de kara kara düşündürüyor. Bir başka ilginç gelişme ise, CTP adayı Sümer Aygın’a karşı kazanma şansı en yüksek aday olan ve UBP örgütlerinin de destek verdiği Nidai Gündoğdu’nun, bağımsız aday çıkmaya hazırlanması. DP  kendisine bırakılan  Girne’de aday bulmakta zorlanıyor. Bu saatten sonra bulacağı bir adayın kazanma şansı ne olabilir ki? Tıpkı Mağusa’da olduğu gibi, Girne’de de UBP oylarının ortak adaya gitmeyeceği gün gibi aşikar. Sonuç olarak, adaylığı konusunda Parti Meclisi’nde bile ağır eleştiri alan ve CTP Girne ilçesinin desteğinden mahrum Sümer Aygın’ın karşısında, şanslarının en fazla olduğu bir dönemde bile, kaybetme korkusu yaşıyorlar…
Gerek UBP, gerekse DP içerisinde sayıları bir elin parmaklarını geçmeyenler, biraz kendi gelecekleri, biraz da önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik hesaplar adına, ayaklarına kadar gelen bu fırsatı iyi kullanamadılar…
İskele’yi ise yazmaya bile gerek yok. UBP kendi içinde bir bölünme yaşarken, DP İskele’de kendi adayıyla yarışacak… Sadece İskele’de değil, diğer birçok beldede de iki ortak, rakip olarak karşı karşıya gelecekler. Düşünün bir, Mağusa’daki mitinglerde UBP ve DP’liler hep birlikte, CTP ve TDP’nin adayına yüklenecekler, ama daha sonra İskele’ye gidip, birbirlerinin adayı aleyhine konuşacaklar, veryansın edecekler. Mağusa’da, Güzelyurt’ta dost, İskele ve Lefke’de düşman… Daha bir de bunun Belediye Meclis Üyelerinin seçimi var… O gün gelsin, siz o zaman seyredin gümbürtüyü…
Böylesi bir kaosun içinde bu ittifak tutar mı sizce..?   

SEÇİM KAPININ ARKASINDA…
Yerel seçimler için tarih belirlendi. 29 Haziran 2014. Önümüzde yaklaşık 3 aylık bir süre var. Her ne kadar partiler bütün adaylarını belirlememiş olsalar bile, bugün yarın belli olacak ve seçim çalışmalarına hız verilecek. Ve ondan sonra seçmen avı başlayacak. Ne yazık ki biz seçmenler, seçimden seçime hatırlanan, sandığa kadar kıymete binen, sırtı sıvazlanan, sarılıp sarmalanan, öpülen koklanan, yerine göre çok ucuz, yerine göre çok kıymetli oyumuzla birilerini bir yerlere taşıyanlarız…
Aday ise, çoğu zaman bol keseden vaatlerde bulunan, amacına ulaşmak için akla gelmedik oyunlar sergileyen…
Ama ne zamanki sandıklar kapanır ve sonuçlar belli olur. Seçmenin kıymeti de, öpülüp koklandığı günler de, kapanan sandığın içinde kalır. Seçim zamanı gördüğü kıymetin, aslında kendisine değil, elindeki “oy”a olduğu gerçeğiyle yüzleşir…
Aday ise, oyların sayılmasının ardından, muradına ermişse eğer, bir tek oy için aylarca peşinden koştuğu, masasında misafir ettiği seçmenden ve verdiği sözlerden nasıl sıyrılacağının hesabını yapar… Ta ki, bir sonraki seçimlere kadar…
Ne yazık ki, seçmenin ve seçilenin kaderi bu… Biz kimi, ne için seçtiğimizi bilmediğimiz sürece, bu böyle sürüp gidecek…
  



YERİN KULAĞI VAR

ÖĞRENCİ Mİ, BAHİSÇİ Mİ:
Ülkemizdeki üniversitelere okumak amacıyla gelen gençlerin büyük bir bölümü bet ofislerin ağına düşüyor. Lefkoşa, Mağusa, Girne ve Lefke’deki üniversitelerde okuyan öğrenciler, “eğelenmek” niyetiyle gittikleri  bet ofislerde, belli bir süre sonra bağımlı hale geliyorlar. Bazı öğrencilerin ailelerden gelen harçlıklarını bet ofislerde harcadıklarına ve yemek parasına muhtaç olduklarına tanık oluyoruz. Son günlerde bet ofislere karşı oluşan tepkiler, ne yazık ki hükümeti harekete geçirmeye yetmiyor…

“DAĞLAR BİZİMDİR”: 
Bu kez de “Türküm, Türk milliyetçisiyim” diye çıkış yapan Bakan Hamit Bakırcı, galiba doğanın tüm insanlığın malı olduğunun farkında değil. Çevre Bakanı olduktan sonra, dünyadaki çevre örgütlerinin nasıl çalıştığıyla da biraz ilgilense iyi olacak. Greenpeace adına kutuplarda eylem yapanlar, eskimolar değil herhalde. Bu arada “Biz ne yapacağımızı biliriz” anlamına gelen şeyler de söylemiş ama, hepsi de cek’li cak’lı… Basın toplantısını merakla bekleyeceğiz, görelim bakalım neyi yapmış şu altı ayda…

ASLANBABA’DAN KAŞİF’E SUÇLAMA:
İskele Belediye Başkanlığı’na aday olmak isteyen Ejder Aslanbaba katıldığı bir TV programında, UBP’den ayrılma süreci sonrasında, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif tarafından oyuna getirildiğini iddia ederek, Kaşif’in bakanlığa gelmesinin ardından, müteahhitlik yapan oğlunun, oto-kaporta dükkanı açtığını ve bakanlık araçlarının tamirini üstlendiğini iddia etti. Aslanbaba bilmiyor herhalde, “bal tutan, parmağını yalar…”.

BU İTTİFAK TUTMAZ:
Fazla iddialı olacak ama, UBP ile DP arasında yerel seçimlerde yapılacak ittifak beklenen desteği görmeyecek. İki parti de, biraz da mecburiyetten böylesi bir işbirliğine gitmeye hazırlansa da, tabanlarda aynı heyecanı göremiyoruz. Hoş, tavanda da bu işbirliği konusunda, hala daha ortak bir görüş hakim değil. 3-5 kişi, biraz da sarayın etkisiyle bu işbirliğini sürdürmek istese de, seçimlerde beklenen sonucu alamayacaklarını şimdiden söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum… 

“YAŞA KRALIMIZ”:
Kutlay Erk, andımızla küçük beyinlerin yıkandığını söylemiş. Biz de zamanında okullarda İngiltere’nin milli marşını okurduk, “Yaşa Kralımız” diyerek. Beynimizin yıkandığını söyleyebilir miyiz? Aynı şekilde, yüz yıldır okunan andımızın da beyin yıkadığını kabul etmek zor… Bugün bu eleştirileri yapanlar da, o andı söyleyerek yetişenler değil mi..?

RUM NE YAZARSA ONU BİLİYORUZ:
Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Türklerinin AB ülkeleriyle doğrudan ticaretini kolaylaştıracak önlemler hazırladığı haberleri Rumları telaşa sokmuş görünüyor. Kuzey Kıbrıs’ın Tayvanlaşacağı iddiasında olan Rumlar, önerinin ileri götürülmesini engellemeye çalışıyorlar. Güney’deki tüm gazetelerde konuyla ilgili yorumlar, haberler var. Biz de haberleri Rum basınından öğreniyoruz. Keşke bizim makamlarımız da “kimi aday çıkaralım” sorunundan başlarını kaldırıp bu işlerle ilgilenseler de, kamuoyu neler olup bittiğini kendi kaynaklarımızdan öğrenebilse…

 

ZİRVEDEKİLER
Nevruz: Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yaşayan tüm toplulukların kutladıkları bir bayram.  Farsça’da “Yeni gün ışığı” anlamına geliyor. Dünyada da Kuzey Yarımküre’de baharın başlangıcı, ekinoks olarak biliniyor. Gündüzle gecenin eşit olduğu gün. Tek tanrılı dinlerden önce doğaya tapan toplulukların kutladığı coğrafi bayramlardan biri. Ne güzel keşke tüm dünya insanları birlikte böyle bayramları kutlayabilseler…

DİPTEKİLER
Nikos Anastasiadis: Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, bugün görüşeceği AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stephan Füle’ye, “Kıbrıs Türkleriyle doğrudan görüşmeyin” diyecekmiş. Konu AB müktesebatının Kuzey’de uygulanması çalışmaları. Anlaşılan Sayın Anastasiadis yakın bir gelecekte anlaşma görmüyor…







Başa dön tuşu