Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İş kazalarının mali boyutu

En basit anlamı ile İş kazasını, çalışanın, iş yeri alanı içerisinde, işyeri dışında veya işverenin işyeri dışındaki bir işinde meydana gelen ve çalışana zarar veren olay olarak tanımlamak mümkündür.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iş kazasını “belirli bir zarar veya yaralanmaya yol açan, önceden planlanmamış beklenmedik bir olay” şeklinde tanımlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise iş kazasını “önceden planlanmamış, çoğu zaman yaralanmalara, makine ve teçhizatın zarara uğramasına veya üretimin bir süre durmasına yol açan olay” olarak tanımlamaktadır. Her iki tanımda da iş kazası, beklenmeyen veya planlanmayan, sonucunda insana ve üretim sürecine zarar veren bir olay olarak belirtilmiştir.
İş kazalarının en önemli sonucu, iş kazasına uğrayan kişinin yaşamını yitirmesi, geçici veya sürekli iş göremez duruma gelmesidir. Bu durum hem kişinin kendine, ailesine kayıplar yaşatmakta hem de bu sosyal kayıplar yanında ülke ekonomisinin bir bedel ödemesine neden olmaktadır 
İş kazaları sonucunda meydana gelen maddi zararlar; görünen ve görünmeyen  zararlar olmak üzere iki ana grupta toplanmaktadır. Burada özellikle görünmeyen zararların hesaplanması çok güçtür. Ancak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre endüstrileşmiş ülkelerde iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyetinin, bu ülkelerin Gayrı Safi Yurt İçi Hasılalarının (GSYİH) % 1’i ila %3’ü oranında değiştiği belirtilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler için ise bu kayıplarının GSYİH’lerinin yüzde 4’ü kadar olduğu tahmin edilmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünya çapında; Her 15 saniyede bir, bir işçi, iş kazası veya meslek hastalığı kaynaklı nedenlerle ölmekte, her 15 saniye içerisinde ise yaklaşık 160 işçi iş kazası geçirmektedir. Bu da yılda global ölçekte yılda 300 milyon iş kazası ve 300 bin civarında ölüm olayının gerçekleştiği anlamına gelmekte; bunların büyük kısmı da iş ve işgücü kaybına yol açmaktadır. İş ve meslek kaynaklı ölümlerin % 14’ü doğrudan iş kazası şeklinde gerçekleşmektedir. Yine İLO verilerine göre işverenin ve işçinin eğitimi ve alınacak önlemler ile yukarıda bahsedilen rakamların %90 oranında azaltılabileceği mümkündür. Yeter ki iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli eğitim ve sosyal politikaları kararlılıkla uygulayalım.

Çağımızda iş kazası ve meslek hastalığı ile ilgili iki aşamalı sosyal koruma programları uygulanmaktadır. Birincisi risk meydana gelmeden riskin önlenmesini içeren iş sağlığı ve güvenliği sisteminin kurulması ve uygulanması, ikincisi ise risk meydana geldikten sonra iş kazası ve meslek hastalığı sonucu çalışanın ve bağımlılarının gelir azalışı ve gider artışını tazmin eden sosyal güvenlik programlarıdır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş kazaları önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Halen bazı eksikliklerine rağmen, yürürlükteki mevzuatın çalışanlar açısından yeterli korumayı sağladığını söylemek mümkündür.2010 ve 2011 yıllarında yaşanan %3,6 ve %4,5 büyüme ile 2012 yılında %2.8, 2013 yılında %2.2, 2014 yılında %4.0 ve 2015 yılında ise %3.8 büyüyeceği öngörülen KKTC ekonomisi ve ölçeği içinde iş kazalarının sayısı ve ekonomiye olan etkileri kanımca üzerinde durulmaya değerdir.

KKTC’de en fazla, inşaat, imalat, toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıt, ev eşyaları tamiri, ulaştırma, depolama ve haberleşme faaliyet kollarında  iş kazalarının meydana geldiğini görmekteyiz. Sosyal Sigortalar Dairesi istatistiklerine göre son 10 yıl da 5 bine yakın  iş kazası meydana gelmiş ve bu kazalarda 60 kişi hayatını kaybetmiştir

KKTC’de ilgili mevzuat işverenin İş Kazasını, emniyet makamlarına derhal Sosyal Sigortalar Dairesine de en geç kazadan sonraki iki iş günü içinde  bildirmesini zorunlu kılmıştır. Ancak bu bildirim sürecinde zaman zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorunlar ortaya çıkmakta ve çalışanlar açısından hak kayıpları yaşanmaktadır. Bu nedenle bu hak kayıplarını önlemek için İş Kazasının resmi dairelere bildirim süresine çok dikkat etmek gerekmektedir.

Sosyal Sigortalar Dairesi verilerine göre 2012 yılında 14 bin 809 gün ve 2013 yılında da 20 bin 514 gün, çalışanlar iş kazaları nedeniyle iş başı yapamamış ve yaklaşık 1.5 milyon TL çalışamadıkları günler için ödenek almışlardır.
Gerekli eğitim ve denetimlerle bu kayıpları daha da aşağılara çekmek mümkündür. Yeter ki önlemenin ödemekten daha kolay olduğu gerçeğini dikkate alarak, gerek çalışanlar gerekse işverenler açısından iş sağlığı ve iş güvenliği bilincini artıracak çalışmaları yaygınlaştıralım.