Henüz yılın başındayız ama belli olmuştur; 2022 zor bir yıl olacak. Sadece bizim için değil, dünya için de..
Fakat bizim için farkı “çare ile çaresizlik olgularında” her zamanki gibi “çaresizliği” yaşamak olacak! Çünkü;
SİYASİ yönden netameliyiz! Tanınmamış dolayısıyla dünyada yalnız kalmış bir devletiz! Ki Devlet dediğimiz de Türkiye’nin himmetleri oranında vardır!
EKONOMİK yönden “hiç” esamesindeyiz. Şöyle ki kendi nüfusumuza bile yetmeyecek kısırlıkta! Kaldı ki bu ekonomiyi ihracata yönlendirelim!
Çoğu zaman her halde telaffuzu da hoş olmalı, “ekonomi” dediğimizin önüne bir de “sosyo” kelimesini takarız ki “sosyal hayat ile ayrılmaz bütünselliğini vurgulayıp hatırlatalım? Nitekim son “pahalılık vurgunu” ortada ne sosyal hayat bıraktı yaşanacak ne de çıkartılacak zevkini! ***
BİR DİĞER ve büyük sorumuz ise tümden şu yukarıda sıraladığım etkenlerin sonucu olmalı her gün biraz daha artan pahalılık karşısındaki yenilgimiz..
Fakat en büyük sorun nedir derseniz tek kelimeyle tüm bu sorunların sorumluları olan ve yıllardır gelip gelip giden siyaset meraklısı yönetici takımlarımız!
SEÇİME doymayan, hükümet kurmaya bayılan, sonra durup dururken hükümet yıkıp yurttaşları kendi hata ve günahlarının kurbanları gibi seçim sandıklarına sürükleyen siyaset meraklıları!
Ki bu toplum 48 yıldır seçimden seçime sandıklara taşınmaktan iş yapacak fırsat bulamadı!
***
ŞİMDİ SORALIM AMa: Peki bugüne kadar öyle geldi böyle giderken “bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz?” Tabi ki sözümüz bu ülkeyi “yönetme iddiasında” bölük pörçük partileşmelerle kendilerini halkın önüne atarak “büyük kurtarıcılar” olarak lanse eden siyaset oyuncularınadır.. Ki “hükümet kurmak kadar da yıkmak haklarında milleti seçimlerden seçimlere sürüklemekten öte siyasetleri olmayanlar..” Yani siyasetçiler!
***
DAHA ÖNCE de yazdım. Yıllar önce Sakıp Sabancı ağa siyasete merak saldıydı.. Memleket meseleleri üzerine nutuklar atıyor sadece iktidarı değil, muhalefet partilerini de eleştiriyordu..
Sonuçta günlük hayatın siyaset yorumcusu olduğunda Devlet Bahçeli dayanamamış, “sen demişti, siyaseti çocuk oyuncağı mı sandın..” Bir daha da Sakıp ağa siyaset konulu yorumlar yapmadıydı!
BUNU NEDEN ANLATTIM: “Siyaset” meslek değildir! Siyaset yapanlar bir toplumun, milletin kaderini yüklenmeye yönelik “liderlikler” manzumesinde büyüyen, halkından sadece yetki değil, halkına karşı büyük sorumluluklarla bağlanan“devlet adamlığıdır.” Ki bu yollardan niceleri geçti..
Bırakın Dünya ülkelerinde tarihe kazınanları.. Asılanları, idam edilenleri, hapislerde çürüyenleri de oldu.. Atatürk gibisi de oldu, Hitler gibisi de..
Denktaş, Doktor Küçük gibileri de oldu (adlarını yazmayım) bizdeki bazı öteki liderler gibileri de…
FAKAT aradan yarım asrı aşkın süre geçmesine karşın Kuzey Kıbrıs Türk Devleti ne çözüme ulaştı ne huzura erdi!
NİTEKİM son toplumsal haber medya tarafından şöyle ayazlatıldı: “Hükümeti kurma pazarlıkları devam ediyor. Kıran kırana bir Pazarlık!…” Her zamanki gibi yani!
PEKİ ve Allahasen “neyi kırıp dökecek, niçin?” Bir yıl bile geçmeden dağılıp gidecek bir koalisyon hükümeti için mi? Yeni bir erken seçim için mi? Ki daha şimdiden sen Solda ben Sağda, yada tersi düşünce ve tutumlarda bırakın hükümet kurmak için bir araya gelmeyi bile beceremeyenlerin kaprislerini başladık çekmeye! ***
KISACA devleti çalıştıramıyoruz! Layık olmamız gereken yönetim becerisine sahip “yönetim kadroları” oluşturamıyoruz! Kişisel çıkarlarımızı devlet çıkarlarımızın önüne koyuyor, “Devleti tepe tepe kullanıyoruz!”
Ve hepsine de “her şey bu devlet için” diyoruz! Ya maazallah devlet için olmasalardı! Doğrusu ya Kıbrıs Türk halkını Allah koruyor!
*** KISACA TAKILDIĞIM: (BARİ RIHTIMA BAĞLANMASINI BEKLEYEYDİNİZ!)
Haber çok aydınlık! Tutun ki “müjdemi isterim” cinsinden!
Ne var ki memlekete 3 bin ton LPG gaz getiren gemi daha rıhtıma yanaşmadan tüp gazın fiyatının resmen 200 TL olduğu açıklandı! Bu ne acelecilik!
ASIL enteresan olanı , üstelik takdir de bekleyen taraf oluşu. “Hem devletin bütçesini daha çok delmemek adına yapılan zam hem de “bakın sizi gazsız bırakmamak uğruna biz nasıl tedbirler alıyoruz” yönünden ”..
“Hem de gemi daha rıhtıma yanaşmadan.. Gazı dolum tesislerine aktarmadan.. Hem tüp gaz fiyatlarını yeniden ayarlarız ki devletin bütçesi daha fazla delinmesin hem sizi gazsız bırakmayız!”
YANİ ne? “Vatandaşın cebinin delinmesi önemli değil, yeter ki vatan sağ olsun! hamasetine sarılan işgüzarlık!”
FAKAT: Bir gün hep birlikte göreceğiz: Vatan mı sağ olacak yoksa artık çatlama aşamasına geldiği için kaybettiği insanlarından dolayı “başı mı?”
































