İçimden yazmak gelmiyor…
Oturup ağlamak istiyorum…
Yüreğinde, zerre insan sevgisi kalmış herkes gibi…
Aynı yalanları, aynı yalançılardan dinlemekten bıktık artık.
Birbirlerinden hiçbir farkı olmayanları seçmekten, usanmadık ama hala daha!
İnanmayın sahte mazeretlerine, zamanı bahane ederek, parmakları ardına saklanmalarına.
Suçu hep kendilerinden önceki, kendileri gibi olanlarda aramalarında.
Artık eminim ki; tıpkısının aynısısınız siz de!
Vizyon, misyon, plan, proje, amacınız yok!
Aha yeni yaptıklarınız da meydanda.
Yaşadığımız müddetçe, yapacaklarınızı da göreceğiz.
Değişen bir şey olmayacak!
Acemilik
Kadrosuzluk
Ekipsizlik
Ehliyetsizlik
Uzman görüşüne değer vermeme
Kendini bir nane zannetme
Yapamayacaklarını söz verme
Lafazanlıkla günü kurtarma
Halk odaklı olmama
Sömürenin, ezenin, sermayenin yanında olma
İşte siz busunuz!
Dikey büyümecilerin, esir tüccarlarının, insan eti satanların, kumarbazların yanındasınız.
Tüm bu pislikleri ise halka; istihdam sağlama, vergi geliri, gelişme, çağdaşlaşma, büyüme, refah diye pazarlıyorsunuz.
Yalan!
Talan!
Vurgun!
Battıkça batıyorsunuz.
Utanmadan “böyle günde siyaset olmaz, birlik beraberlik gerek” diyorsunuz!
İnsanlar ölünce mi aklınız başınıza geldi?
Popülizm, insan kayırma, rant kollama, oy avcılığından başka düşündüğünüz bir şey yok!
İnandırıcı değilsiniz.
Susunuz!
Konuştukça batıyorsunuz.
Sahte duruşunuz sırıtıyor.
Suçluluğunuz besbelli ve tartışmasız.
Sırıtıyor!
Bu işin geri dönüşü yok.
Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz, derler!
Başaramadınız işte!
Kaybedilmiş 4 can var ardınızda.
Bir yerlerinizi yırtsanız, geri getiremeyeceğiniz.
Kan ağlayan ana-babalarına hesap veremeyeceğiniz.
Binlerce kanayan yürek, selden fazla akan göz yaşı var artık ardınızda!
Sebep olduğunuz sellerde, boğulan sadece gençlerimiz değil!
Bir kez daha gün yüzüne çıkmamak üzere, sizler de gömüldünüz yerin yedi kat dibine!
Kına yaksın şimdi sizinle birlikte, 50 kat sevdalıları, rantçılar, vergileri ile bizi ihya edenler!
Derelere kumarhane dikenler, özel okullarını bile su baskınlarından kurtaramayanlar!
Büyüme, kalkınma, gelecek dediğiniz şeyler nelere mal oldu!
Yeter artık!
Bu ülkenin; vatandaş, bina, üniversite, cami kontenjanı artık dolmuş ve taşmıştır.
Esas mesele budur!
Bu gerçeği kabul ederek, herkes başına tarak aramalıdır.
Kimseler çekmedi, bizim bu vahşi kapitalizmden çektiğimiz kadar!
Yeter! Yeter! Yeter!
































