Eskiden Kıbrıs’ın en önemli özelliklerinden biri insanlarının yumuşak başlı olduklarıydı.
Bu özellik yurt dışından adaya gelenlerin de gözünden kaçmıyordu.
1862 yılında İngiliz Konsolos Yardımcısı H.P. White yazdığı bir raporda şunları belirtmişti:
“Kıbrıslılar sessiz ve ziyansız kişilerdir; konuksever ve yumuşak huylu olup özellikle keyiflerine düşkündürler…”
…
Keyiflerine şimdi de düşkündürler doğrusu.
Bunun kötü bir şey olduğu da söylenemez.
…
İngiliz’in dediği gibi ziyansız insanlardı.
Durup dururken herhangi bir yere zarar verdikleri yoktu.
…
Şimdi de böyledirler denebilir.
O kadar siyaset batağında yüzmelerine karşın, mesela bir eyleme gittiklerinde ziyansızdırlar.
Birinin eline taş alıp vitrinleri aşağıya indirdiği yoktur.
Kafası bozulan birinin bir başkasını taşladığı görülmemiştir.
…
Çevrelerine ziyan vermezler.
Ne yaparlarsa kendi kendilerine yaparlar en çok…
…
Konsolos Yardımcısı devam edip der ki:
“Yol kesmeler, soygunlar, cana kıymalar o denli azdır ki Kıbrıs’ta böyle şeyler adeta bilinmez.
Aynı şekilde halk içinde kurulu düzene karşı siyasal kışkırtma ya da muhalefet de bilinmez.”
…
Şimdi de bilinmez.
Bunlara hangi düzeni getirirsen getir, başları üstünde yeri var.
Birinin kalkıp yıkacağı yok.
Çok çok Gine Kapısı’ndan Sarayönü’ne yürürler o kadar.
Bugüne kadar birinin kalkıp diğerini kışkırttığı görülmemiştir.
Bankalar battığında ve meclis basıldığında bile, efendicesine bitmişti olay.
1931 İsyanı gibi olmamıştı.
Hayatı da böyle yaşarlar üstelik.
İki araba kaza yapsın diyelim,
Önce bir yüksek sesle hırlaşma olur, ardından kardeşçe ayrılırlar.
Hatta haftasına mangalda buluşmaları mümkündür.
…
Aile kavgaları da gürültüsüzdür.
Çıt çıkmaz.
Sabah birbirlerine küserler, akşama bahçeyi birlikte sularlar.
…
İngiliz devam eder ve der ki:
“Müslümanlarda Araplara oranla daha az fanatik bir ruh ve bağnazlık vardır. Köyde kentte Hıristiyan komşularıyla uyum içinde yaşarlar. Ne var ki çoğunlukta oldukları Lefkoşa’da üstünlüklerini göstermek eğilimindedirler…”
…
Bu şeher şimdi de böyledir.
Bağnaz ve fanatik değildir ama üstünlüğünü her zaman için göstermek ister.
…
Cemaatin gelmişi geçmişi budur…
…
Allah’ın İngiliz’i burada kısa süre kalmış, ahalinin içini okumuş.
Hacı kırk yıldır okuyamıyor…
































