Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ZAMAN GEÇİYOR, OYNANAN OYUNU GÖRENLER GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRMELİ…

Yine yaptılar yapacaklarını…

 

Para yok diye ağladılar, yine Türkiye’den bir miktar para koparttılar, yarım günün içinde ağlayan Maliye Bakanı maaşları ödedi.

 

Artık kesinlikle eminim ki, oynanan oyun memur maaşlarıyla ilgilidir.

 

Pandeminin getirdiği koşullarla bir yıldan fazladır yokluk içinde yüzen insanlara memuru hedef göstermek.

 

Hedef gösterecek, taban toplayacak, memur maaşlarını düşman gösterecek, sonra da bir kez daha kırpma yoluna gidecek. Malum, çalışan kesimin yüzde 70’i özel sektörde.

 

Ayıptır. Bu kadarı da olmaz. Sadece Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinden bu yana devlete doldurulan yandaşlara ödenen maaş üç ayda 18 milyon. Ayıptır, susun artık…

 

Devlette yakında kadrolu memur kalmayacak. Kalifiye insan sayısı azaldıkça azalıyor, yerlerini niteliklerine hiç bakılmadan sadece oy rengiyle işe alınan birtakım insanlar dolduruluyor.

 

Sonra da her ay başı, “para yok, maaş yok” vaveylası.

 

Gelen paranın miktarı belli, gittiği yer belli. İki ülke arasında imzalanan protokolün gereği bu para. Üstelik zamanında gelmediği için de borçlanılan bir para. Her ay yüzde 9 faizi de sırtımıza binmiş zaten.

 

Kimseyi kandırmasınlar. Para da var, gelir de var. Ona buna peşkeş çekmeseler, herkese yetecek kaynak var bu ülkede.

 

Ama niyet belli. “Biz kendi kendimize yetemeyiz…Biz ayaklarımızın üstünde duramayız”…

 

Anastasiadis’in ambargoların kalkmasıyla ilgili önerisinin tartışmaya bile değer bulunmamasının başka bir izahı olabilir mi?

 

Yaratılmak istenen algı bu. “Biz kendimizi yönetmekten de aciziz!!!! Böyle giderse, çok daha kötü olacak” mesajı bunlar. Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek.

 

Bu politikaya kanmaya dünden hazır olanlar da var, bile bile bu duruma düşülmesini temenni edenler de.

 

Ama farkında değiller ki, toplumun yarısı, en azından son yapılan seçimlere göre yarısı, bu kafada değil. Bunun üstüne, UBP’ye oy verip de bu politikaya karşı olanları ekleyin. Küçümsemeyin, ciddi bir rakamdır bu.

 

Bugüne kadar her attıkları adımı, rasyonel bir şekilde eleştirmeye, yanlış yaptıklarını söylemeye çalıştık.

 

Beyhude….

 

Bilerek yapıyorlar. Bu bir politika. Ve bu insanlar başta kaldığı sürece bırakın ayaklarımızın üstünde durmayı, bizi dizlerimizin üstünde sürünür hale getirip, muratlarına erecekler. Şimdilik Türkiye’den gıdım gıdım gelsin, kafaya göre dağıtsınlar, Türkiye izin verdiği sürece de iktidarda kalsınlar diye uğraşıyorlar.

 

Güzel söyledi Sıla Usar; “Bu hükümet aciz bir hükümettir. Türkiye Cumhuriyeti’nden para gelirse maaş vardır, para gelmezse maaş yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’nden aşı gelirse, aşılama vardır, gelmezse aşılama yoktur. Peki, siz ne işe yarıyorsunuz, varlık sebebiniz nedir? Yok hükmündesiniz…”.

Ve bu noktada da halkı güçlerini birleştirmeye çağırdı. İşte budur. Herkes ne yapılmak istendiğini doğru anlamalı. Anlayanlar ve karşı olanlar da seslerini yükseltmeli. Yoksa bunların yapıştıkları koltuklardan gitmeye niyetleri yok. İşin kötüsü arkalarında geri döndürülemez bir yıkım bırakacaklar.

 

YERİN KULAĞI VAR

RUSYA ÇITAYI YÜKSELTTİ:

Ersin Tatar “İyimsermiş”. Galiba ondan başka da kimse böyle konuşmuyor. Şimdi ortaya atılan sürpriz talebi allayıp pullama gayreti var. “Bakın” diyorlar, “kimse protesto etmedi”. Ne etsinler ki, onlar tutumlarını baştan ortaya koydular, üstelik bu gayrı resmi bir toplantıydı. Öyle çok da bir önemi yoktu. E sundunuz da ne oldu? Esas onu söyleyin. Olan şu, durumdan vazife çıkaran Rusya çıtayı bir yukarı çekti ve mevcut garanti sisteminin ortadan kalkmasını savundu, buna ne diyorsunuz?

 

UTANÇ VERİCİ:

İlk günün şokunu atlattıktan sonra, tuhaflıkları daha net gördük. İlki, kendisinden birkaç dakika önce Türkiye Dışişleri Bakanı’nın dile getirdiği, Anastasiadis’in Rum tarafının hava ve deniz limanlarına ambargonun kaldırılması anlamına gelen önerisini duymamış olan Ersin Tatar’ın, “Dışarı haber mi sızıyor” lafıydı. Olup bitenden ne kadar bihaber olduğunu yeteri kadar gösterdi. Yetmedi, Ulaş Barış 6 maddeyi ilk yazdığında buna gülen Tatar ekibinin, resmi sızdırmadan sonra, “Türkiye ile istişare edilerek hazırlandı” demek zorunda kalmaları ki, bu da hepsinin üstüne tüy kondurdu…

 

BU MODEL TATAR’IN, BİZ SADECEDESTEK VERDİK:

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun; “İki egemen devletli çözüm modeli talebinin Kıbrıs Türkünün iradesiyle seçilen Cumhurbaşkanı Tatar’ın olduğunu, Türkiye’nin de buna destek verdiğini söylemiş. Anlaşılan, ayrı devlet talebi dünyada pek dikkate alınmadı. Ne olur ne olmaz, şimdiden pozisyon aldılar, “bu modelin suçlusu Tatar” diye. Eh, artık Tatar da kendi icadı olan bu çözüm modelini üstlenir ve dünyaya karşı savunur… Ekibinin bile haberi olmadan…

 

ESAS SORUN KENDİSİ:

Erhan Arıklı, “1975 sonrası adaya yerleşenlerde sorun yok, milli şuur var. Esas sorun, Kıbrıslı çocuklarda” diye buyurmuş. Yazıklar olsun. Bu bölücü fikirleri açıktan savunan birinin Kıbrıs Türkünün yasama Meclisi’nde bulunması züldür. Onun bu kadar fütursuzca konuşmasına izin veren bizler, kendimizi sorgulamazsak, yarın çok geç olacak.

 

HP TEPKİLİ:

Türkiye’nin iki devletlilik tezi daha ilk söylendiği dönemlerde buna destek veren HP, şimdi hayal kırıklığı yaşıyor. Kudret Özersay, bu girişimi tümüyle reddetmemiş, kendince bir “ilişki” formülü ortaya atmıştı. Şimdi, “Bu yapılan bizim formülümüzü de engelledi” diyor. Cenevre’ye giden HP heyetinin hayal kırıklığı daha büyük. Umarım içinde bulundukları ikilemden çıkabilirler. Çünkü o ikilem, 4’lü hükümetin asıl bitme nedeni olmuştu…

 

TANIYIN BUNLARI:

Erhan Arıklı Mart ayının son günlerine kadar “elektrikte zam yok” diyordu. Aynı günlerde hem Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanlığına getirdiği kişi, hem de bakanlıktaki müsteşarı, “zam kaçınılmaz” demekteydiler. Hatta zam yapılmamasının aylık 22 milyon açığa neden olduğunu söylüyorlardı. Aniden Arıklı da “zam” dedi. Hem de ne zam, yüzde 15… Ertesi gün de çıkmış, “tasarruf edersek zam yapmaya gerek kalmaz” diyor. Hadi buyurun. Devlete birkaç ayda sokuşturduklarından tasarruf etseydi, o dediği olurdu. Bitirdiniz insanları. Ne yaptığınızı bile bilmiyorsunuz…