EkonomiKöşe Yazarları

Fiyatlar, pahalılık, mali durum, Yönetim anlayışı?   

Onur Borman yazdı






Sağlık sorunları yanında pahalılık da kontrol altına alınamıyor. Devletin ilgili kurumları halkın şikâyetlerine rağmen herhangi bir maliyet, fiyat ve kalite kontrolü yapmıyor. Ekonomi Bakanı yeni geldiğinde ki esas görevidir zaten, kontroller yapacağını ve hatta fiyatları düşüreceğini açıklamıştı. Tam tersi fiyatlar katlanarak yükseliyor ve maalesef bu dönemde bile istismarlar idare boşluğu nedeniyle devam ediyor.

Üstelik fiyat artışları, ne enflasyon oranı ile ne de kur artışları ile de paralel değil, her yıl katlanarak devam ediyor.



Bu bir yana Hükümet de örneğin geçen gün Ekonomi bakanlığı elektrik ücretlerinin %10-15 arttırılacağı müjdesini! veriyor. Elektrik fiyatları zaten gerek Türkiye gerek Güney Kıbrıs’la mukayese edilemeyecek kadar yüksek ve el yakıyor. Bu kadar pahalı elektrik kullanımına yol açmak halka insafsızlıktır.

Halbuki akaryakıt daha ucuza alınacak ve elektrik maliyetleri düşürülecekti deniyorken, Nasıl oldu? Diğer yandan alım gücü gittikçe toplumda düşüyor. İşsizler çoğalıyor. Sabit gelirliler alım gücünün sürekli düşmesi karşısında mükellefiyetlerini karşılayamıyor.

Diğer yandan Hükümet yetkilileri mali durum kötü diyerek her 3-5 günde bir şikâyet eder, halkın moralini daha da bozan Maliye Bakanı halka deynek gösterir gibi para yoksa ödeme de yok diyerek halkı  çocuk azarlarmış gibi tavırla kendine göre korkutma yöntemleriyle  çok yadırganan bir pozisyon aldığının farkında değil mi?

Bir taraftan para yok deniyor, öte taraftan israflar aldı başını gidiyor. Vergiler tahsil edilmiyor. Ödenmek üzere beyan edilmiş vergiler bile geçen yıldan bu yana tahsil edilmiyor. Satıcılara ve ithalatçılara KDV bağışlanıyor. KDV, halkın mal ve hizmet üzerinden devlete hazineye verdiği bir vergidir. Nasıl olur da devlete verilmek üzere halkın mal ve hizmet satın aldığı yerlerde KDV olarak halktan  kesilen vergilerin bir kısmı Hükümet tarafından satıcılara bağışlanıyor? Hiçbir devlette olamayacak bir şey ve yasalara aykırıdır.

Halk KDV kesintisini, Hazineye devlet hizmetleri ve ihtiyaçları karşılansın diye verir. Belli kişilere verilsin diye değil.

Para yok deniyor, yüzlerce istihdamlar bu pandemi döneminde bile  yapıldı ve yapılır. Para yoksa bu istihdamlar niye yapılıyor.

Ayrıca son yıllardaki Hükümetler dönemlerinde, ve halen şirketlerden hizmet alımı adıyla özel Şirketler adına istihdam edilenlerin oldukça çoğaldığı söyleniyor. Kamu görevlileri yasası ve ilgili yasaları atlamak için mevcut veya yeni kurulu özel şirketlerden hizmet alımı adı altında  şirketler adına istihdam edilerek dairelerde yüzlerce bu çerçevede çalışanlar olduğu hatta bir kısmının dairelere gitmediği veya kısmi mesai yaptıkları söyleniyor.

Hizmet alımlarından bu kapsamda Kaç şirketten hizmet alınıyor?, hangi şirketlerden alınıyor, bu şekilde hangi dairelerde kaç kişi çalışıyor, ve ne iş yapıyor? Hükümetin ve Maliye bakanlığının bunları açıklaması ve halkı bilgilendirmesi gerekir. Çünkü bu konu çalışanlar tarafından şikâyet konusu ve herkesin dilinde dolaşıyor. Bu yöntem ciddi bir hukuksuzluktur.

Diğer yandan para yok ama pandemi boyunca gelen turistlerin ve yolcuların karantina otel ve Yurt paraları yeme içme dahil, PCR ve diğer bazı masrafları  mali durumu çok zayıf olduğu söylenen devletin hazinesinden ödendi düne kadar, yüz milyonlarca para ve garantili ödeme ile.

Dünyanın en zengin ülkeleri bile karantina ve giriş ücretleri yolcular adına ödemedi, girenler kendileri ödedi, halkına sorumluluk taşıdığı için bunu yapmadı. Bu nasıl izah edilebilir? Halktan keserek gelen yolcu masraflarının karşılanması? Bence bu da kanunsuzdur. Çünkü kararname ile böyle ödemelere Hükümetlerin yetkisi yoktur. Hazineden ödemeler Bütçe Kanuna tabidir. Harcanan halkın parasıdır.

Diğer taraftan milyonlarca Türk lirası ve döviz tahsil edilmemiş kamu alacakları, sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı ve yıllardan beri tahsil edilmemiş kiralar vardır. Devlet arazilerinin, Vakıf arazilerinin kiralarının toplanmamasına kim yetki verebilir?

Kamu araçlarının sayısı nerede ise  Avrupa ülkelerinin en zengini Almanya kadar.! Her bir araca şöför ve araç masrafları kaç milyonTL’ye çıktı ? niye bunlar azaltılmıyor? İlk iş bu araçların büyük kısmının satılmasıdır. Hangi kademede olursa olsun Kamu görevlilerine salon ve benzeri araba araç eskiden verilmez herkes kendi arabası ile gider gelirdi. Bu kadar zengin mi olduk?  Hastane çalışanlarına yemek veremeyecek duruma gelen ! devletin araçların da satışına gidilmelidir.

Ayrıca teşvikler arttırılarak yani bağışlar yapılarak ki bu söylediklerim sürekli bir çok yazar veya haberlerde sürekli yer almaktadır. Ancak bunlara ilaveten daha onlarca sayabiliriz örnekleri, Yetkililer aldırmadan israflara devam ediyor. Esas devlet hizmetlerine gelince mali sıkıntı var deniyor.

İyi Yönetimden uzak bir mali yönetim yürütülmesine rağmen yine de Yerel Gelirlerle Yerel Giderler arasındaki fark ilk 3 aylık 2021 hesaplarına göre yine de 130 milyon TL gibi fazla önemsenmeyecek bir açık görünüyor.. O zaman halkın hayatını kolaylaştıracak hizmetler vermek yerine,  tedirgin etmenin anlamı nedir ?

Vazgeçelim bu söylemlerden, halk aynı şeyleri duymak istemiyor,  devletten görevlerini ve mükellefiyetlerini yerine getirmesi için, kucaklayıcı politikalar beklemektedir.







Başa dön tuşu