Köşe Yazarları

Kavanoz mu? Direk Ticaret mi?

Mete Hatay yazdı








Geçen gün Damla Dabis’in programında Ersin Tatar Maraş konusunun gerek Çavuşoğlu’nun gerekse kendisinin basın toplantısında iddia ettiği gibi masaya gelmediğini ve bazı kişilerin, konuyu büyüttüğünü hatta benim (ismimi kullanarak) bu konuyu aşırı ciddiye alarak durup makale bile yazdığımı söyledi.




 



Programda özet olarak Maraş konusunun toplantıda bir kez yüzeysel bir şekilde bahsedildiğini ve üzerinde bile durulmadığını ima etti.

 

Fakat böyle bir teklifin Kıbrıs Türkü’ne hakaret olduğunu da eklemeden duramadı.

 

Tartışıl(may)an Maraş önerisi neymiş gelin ilk önce ona bakalım. Anastasiadis’in daha önce Maraş’ın BM kontrolü altında açılması karşılığı Ercan Havalanı’nın Uluslararası uçuşlara açılabileceğini yazılı olarak Guterres’e bildirdiğini Rum basınından duymuştuk.

 

Çavuşoğlu ve Tatar’ın zirve sonrası düzenlediği basın toplantısında da teklifin detayları -galiba biraz da ağızdan kaçırılarak- açıklanmıştı.

 

Anastasiadis Ercan’ın BM, Mağusa limanının ise AB kontrolünde direk ticarete açılabileceğini söylemiş. Maraş’ın ise BM kontrolünde eski sahiplerine iade edilmesini istemiş.

 

Durum buysa ve Tatar’ın ilk açıklaması doğruysa, bence Kıbrıslı Türkler adına yeni bir adım atılabilmesi için çok önemli bir fırsat çıkmıştır.

 

Kendisinin de istediği gibi bu açılım Kıbrıslı Türklerin “upgrade” yapılmasını getirebilmesinin ötesinde 17 yıldır Türkiye’nin AB sürecini zehirleyen Türkiye’nin gümrük birliğinin güney Kıbrıs’ı da kapsamasını sağlayacak önemli bir manevrayı da içinde barındırmaktadır.

 

Biliyorsunuz Rum tarafı direk ticareti engellediği için Türkiye limanlarını bir türlü AB üyesi olan güney Kıbrıs’a açmamıştı bugüne kadar. Limanlar açılmayınca da Türkiye’nin AB süreci dumura uğramıştı. En azından Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan Fransa gibi ülkelerin vaz geçilmez bir özrüne dönüşmüştü.

 

Direk ticaretin uygulanması demek bu limanların Kıbrıslı Rumlara açılmasını da getirecektir.

 

Bu da Türkiye ekonomisinin Rum tarafına açılması anlamına gelecektir. Burada peki ne gibi kazanımlar var? Bence bu manevra diplomaside “win win” olarak bilinen ortamın oluşmasına neden olur.

 

Ankara anlaşmasının önündeki engel kalkınca Larnaka havalanı İstanbul Hub’ına bağlanabilir.

 

Avrupa’nın üçüncü ticari gemi filosuna sahip Rum tarafı ise Türk limanlarını kullanma şansı yakalar. Bu da Türkiye ve güney Kıbrıs arasında ticari bir yakınlaşmayı getirebilir.

 

Bu arada Kıbrıslı Türkler ise direk AB ile ticaret ve turizm yapma şansını yakalarlar. Hellim direk Ercan veya Mağusa’dan ihraç edilebilir. Keza narenciye, patates vesaire de aynı yollardan Avrupa pazarlarındaki yerlerini alabilirler.

 

Bu yüzden sayın Tatar ve Çavuşoğlu’nun, Anastasiadis’in bu teklifini Kıbrıslı Türklere yapılmış bir hakaret değil de bir fırsat olarak görmeleri lazımdır diye düşünüyorum.

 

BM’nin Ercan’ı kontrol etmesinden çekiniliyorsa Batum havalanı gibi Ercan’a iki ayrı misyon birden yüklenebilir. Limanın bir kapısı Uluslararası uçuşlara açılır ve BM yetkililerine de orada söz hakkı verilir, diğer bir kapısı ise aynen şimdilerde olduğu gibi Türkiye limanlarına yönelik çalışmaya sadece KKTC kontrolünde devam edebilir.

 

Benzeri bir uygulama da Mağusa limanında devreye sokulabilir. Niyet varsa bu öneri müzakere edilip bazı yaratıcı karşı önerilerle bence çok farklı bir döneme ve Kıbrıslı Türklerin “upgrade” edileceği Tatar’ın durmadan söylediği iş birliklerine yol açabilir ama tek taraflı Maraş’ı açıp Anastasiadis’in bu teklifini müzakere etmeden elimizin tersiyle iterek reddedersek, hem tansiyonun artmasınına, hem de bölgesel gerginliğin tırmanmaya devam etmesine neden olabiliriz.

 

Sayın Tatar biraz aşırı milliyetçi duygusallıktan uzaklaşıp da düşüncelerine biraz daha pragmatizm ve yapıcı bir tavır katarsa, Kıbrıs sorununu çözemese de, daha doğrusu söz verdiği iki devletli çözüme ulaşamasa da Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların azaltılmasına büyük katkı koyabilir.

 

Bu da az bir şey değildir. Tabii niyet varsa!

 

Yoksa, bu Başkan halkının kavanozda bir süs balığı olarak kalmasını mı yeğliyor acaba?

 







Başa dön tuşu