Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

Yönetme ehliyetleri yoktur!

Bu fotoğraflara iyi bakın.

Birinde Başbakan, diğerinde Başbakan Yardımcısı…

Kapalı mekanlara insanları doldurmuşlar nutuk çekiyorlar.

Bu adamların, 10 kişiden fazlasının aynı ortamda bulunmasını yasaklayan kararların altında imzaları var…

Bile bile, göstere göstere yapmışlar. Yani hiç düşünmemişler, “yahu ben böyle bir karar aldım, ben şu makamdayım, kendim bu yasağı nasıl ihlal ederim”… Hiç akıllarına bile gelmemiş. Müdürleri, müsteşarları, bir uyaran yok mu? Hele de korumaları? Ki onlar bizzat kuralları uygulamakla görevli polisler. Hepsi suça ortak olmuşlar…

Peki ben senin aldığın kararı ciddiye alır mıyım? En başta sen oradaki insanların canını tehlikeye atacak kadar kendinden geçmişken, aldığın kararı ihlal ederken… Al sana anarşi. İnsanları yasaları çiğnemeye teşvik eden davranışlar. Bir Başbakan’ın, bir Başbakan Yardımcısı’nın asla yapmaması gereken şeyler. Ama bunlar yapıyor.

O ikisinin yasal dokunulmazlığı var. Bunun arkasına saklanmışlar. Ama ya diğerleri? Şimdi bekliyorum, polis, Sağlık Bakanlığı ya da bu ikisinin dışında her kim sorumluysa, bu insanlara herhangi bir ceza kesecekler mi? Kesmeleri gerekmez mi? “Başbakan çağırdı geldik” dediklerinde suçlanmayacaklar mı? Pekala biliyoruz ki kimse ceza falan kesmeyecek.

Ölümler… 9 ayda, yılbaşına kadar coronadan ölüm KKTC’de sadece 6 kişi (2’si Alman Turist). Yılbaşından bu yana ölüm sayısı 8… O Başbakan ki, artışın yılbaşı sonrası olduğunu bizzat kabul eden kişidir. Peki bunların günahı vebali kimin boynunda?

Ülkenin her yerinden sürekli yeni vakalar çıkıyor. Bir saat içinde duyduklarım, Girne’de yeni 10, Esentepe’de yeni 6, Lefkoşa’da 2…Yetişmek mümkün değil.

Sağlık Bakanı… Ülkenin sağlığı asli görevi. İşini yapacak, doğru yapacak, siyasete boyun eğmeyecek. Yapmıyor, teslim oluyor. Sonra da çıkıp, modası geçmiş martavallara sarılıyor. İçte ve dışta başarısız olmalarını isteyenler varmış. İşler kötüye gidince sevinenler varmış.

Sayın Pilli’nin yaşadığı strese verelim. Çünkü bir Sağlık Bakanı, hem de bütün bir halk tehdit altındayken böyle laflar etmez. Herkes deli mi ki başarısız olmalarına dua etsin. Ya da bu cinnet ortamında kim senin başarılarınla uğraşsın ki? Düşman yaratma taktiği sizi kurtaramaz.

Ya Başbakana ne demeli. Onda da aynı laflar. Kendilerine yapılan eleştiriler, içerikten yoksunmuş. Yok yahu… İnsanları kahveye dolduran ben miyim, sen misin? Yılbaşı öncesi kumarhaneleri, gece külüplerini, bet ofisleri kapatmayan, 8 kişinin ölümüne sebep olan bulaş ortamına izin veren sen misin, ben miyim? Bu eleştirilerin içeriği var mıdır, yok mudur? Hala çıkıp “yoktur” diyebilir, çünkü ortaya koyduğu performans, sorumluluk almaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. İşte fotoğraflar…

Tam da bu noktada Sağlık Bakanı Pilli’nin bir cümlesine dikkatinizi çekerim; “Kişisel menfaatlerden dolayı ülke menfaati kaybedilmek üzeredir”… Hah, işte biz de tam bunu söylüyoruz.  Alınması gereken kararlar, uyulması gereken kurallar, kişisel ikballere takılıyor, sonuç meydanda.

Dr. Erden Aşardağ uyarıyor, sadece Girne’deki artış, nüfusa oranla, Türkiye ortalamasının iki katı. Devlet yönetenler bizzat kendi çıkarttıkları yasakları çiğnerse neydi olacağı?

‘Denetim yapın, şöyle karar alın, böyle karar alın’ noktasını çoktan geçtik. ‘Aldığınız karara uyun’ noktasındayız. Hani tuz koktu derler ya, aynen o durum…

Bu davranışlar içindeki insanların ülke yönetme ehliyetleri yoktur. Bu zihniyetin ülkeye zarardan başka vereceği bir şey olamaz. Ne kendilerinin ne de Kurul’larının itibarları falan da kalmamıştır.

Ne yazık ki, çekip gitmeye de hiç niyetleri yok. Hazırlanın galiba hepimiz teker teker hasta olacağız, hepimiz teker teker batıp, iflas edeceğiz. Bunların bizi götürdüğü yer bu…

 

YERİN KULAĞI VAR

SAĞLIK MI, EKONOMİ Mİ:

En çok konuştuğumuz ve bir türlü hangisinin öncelikli olduğuna karar veremediğimiz iki konu. Evet ekonomi olmadan hiçbir şey olmaz ama, ya sağlık. Bence ekonominin temeli de sağlık olmalı. Sağlık olmadan ekonomi de yaşam da olmaz. İşte son yaşadıklarımız da gösterdi ki, sağlığı öne çıkarmazsak, salgınla mücadeleye öncelik vermezsek, ekonomimizin iki can damarı turizm ve üniversiteler de olmaz. Bu ortamda ülkeye ne turist ne de öğrenci gelir. Bir türlü idrak edemedeğimiz de budur sanırım…

 

BİRAZ CESARET:

Salgının hat safhaya ulaştığı bu günlerde hiçbir önlem almadan, öğretmenlere test yapmadan okulları açma cesaretini gösteren hükümet, iş kumarhanelere geldi mi aynı cesareti göstermiyor, dut yemiş bülbül kesiliyor. Yeni yıl nedeniyle kumarhanelerle ilgili aldığınız yanlış kararın faturasını özellikle Girne bölgesi şimdi acı bir şekilde ödüyor. Bölgenin belediye başkanları kapatın diye bas bas bağırıyor ama duyan yok. Hükümetin kumarhanelerle ilgili bu ayrıcalıklı tavrını anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Adamlar bir de hiç sıkılmadan hükümete ayar çekebiliyorlar…

 

İÇ VE DIŞ MİHRAKLAR:

Salgını önlemekte başarısız olan Sağlık Bakanı Pilli sonunda bunun sorumlusu olarak “içte ve dışta başarılarını çekemeyenlere” yükledi. Hatta Pilli’ye göre “salgında başarısız olmalarına sevinenler” bile varmış. Yahu bu neyin kafası, Allah aşkına her gün onlarca kişinin hastalık kapmasına, ölmesine  sevinecek birisi olabilir mi? Tek derdimiz bu lanet virüsten bir an önce kurtulmamız. Bunlara çare bulmak, sağlık kurulunun önerdiği tedbirleri uygulamak yerine, başarısızlığınızın faturasını başkalarına keserek bu sorumluluktan kurtulamazsınız…

 

HALA TALEPTE BULUNANLARA ŞAŞIYORUM:

İş insanları, sade vatandaşlar ya da muhalefet milletvekilleri hala daha hükümete öneriler yapmaktalar. Vazgeçin kardeşim, ölü gözünden yaş beklemeyin, sizin derdiniz ne, onlarınki ne. Hükümet kalabalıkları toplayıp kahve köşelerinde siyaset yaparken, devletin başında oturan bir yerlerde maç izleyip, fotoğraf yayınlamakla meşgul. Enerjinizi bu eküriyi başımızdan atmaya harcayın, örgütlenin, aynı şeyleri söyleyin, başka çıkış yolumuz yoktur…

 

GEÇMİŞ OLSUN:

Girne için tam kapanma düşünülüyormuş, vah vah biraz geç kalmadınız mı? Tam 8 ölüm, yoğun bakımda 4 genç insan, tırmanan vakalar… Bulaşıcı hastalıklar Üst kurulu tam kapanma derken, Belediyeler “bölgemizi kapatın” diye yalvarırken, 10 değil, 20 kişiyi bir odaya kapatmışlar, nutuk sallarlar. Bir hafta önce kapatsalar, bu kadar ölüm bu kadar bulaş olmayacak. Nasıl insanların elinde oyuncak olduğumuzu görüyorsunuz değil mi?

 

BİR TEK ONLAR ANLAMIYOR:

Doktor Bülent Dizdarlı sosyal medyada paylaştı; “Anlamıyorsunuz değil mi ? 20 gūn önce Girne’yi 14 gün kapatmakla çok şey kazanılabilinirdi. Ne yazık ki bu gün sadece Girne’yi kapatmanın çok faydası  olmayacak. Şimdi ya tüm K.K.T.C iki hafta kapanır, ya da 15 gün sonra yine ah vah çekeriz. Kararları gecikerek alma alışkanlığından vaz geçiniz”. Herkes aynı şeyi söylüyor, tehlikeye dikkat çekiyor ama, atama hükümet her şeye kulaklarını kapatmış, kendi bildiğini okumaya devam ediyor…