Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yolumuz aydın olacak

 

Bugün sayfamızı, dün 31. ölüm yıl dönümünde andığımız Dr. Fazıl Küçük’ün, gazetecilik hayatına dair bir makalesine ayırdık. Dr. Küçük, bir toplum lideri olmasının yanında, bizim mesleğin bu ülkedeki öncülerindendir. Makale, tabii ki Halkın Sesi’nden. Tarihi de, 17 Mart 1979.
Saygıyla…

“Bundan 37 yıl önce sömürge devrinde, ‘Halkın Sesi’ tek gaye uğruna yayın hayatına girmişti. Dünya karanlık bir alem içinde, yarın doğacak güneşin ne gibi felaketler getirebileceğinin endişesi içinde ümitsiz günler yaşıyordu. Türk toplumu her ne kadar, her gün için bombaların hangi köy, hangi mahalleyi yakıp yıkacağı korkusunu yaşamıyor idiyse de, siyasi ve ekonomik hayatımız büyük sarsıntılar geçiriyordu. Meslek hayatımda kazanabildiğim başarı, beni toplum davalarına çekmiştir. Teşkilatlanmış toplumlar karşısında, bizim boşlukta dolaşmamız belki de günün birinde tepeden inme, beklenmeyen bir facia ile bizi karşı karşıya getirebilirdi. Bunları düşünerek, karanlık içinde yola çıkmıştık.
1931’in olağanüstü kanunları, bütün katılığıyla uygulanırken, ek olarak savaşa katılan İngiltere’nin çıkardığı bir ikinci olağanüstü tedbirler vardı. Mahkemenin insafsızca her yanlış adıma, müsamaha göstermeden ağır cezalar vermekte tereddüt göstermediği günlerdi. Bunları bilerek, hesaplayarak ‘iş olacağına varır’ kararını almıştık. İlk iş olarak, birçok gruplara ayrılan toplumu bir çatı altında toplamak ve bundan sonra da yıllardır gasp edilen haklarımızı elde edebilmenin en doğru yol olacağına inanarak hareket etmiştik.
Samimi dostlardan bazıları, ‘canım’ diyordu; ‘işin gücün yerinde, kazancın tamam, bekle savaş sona ersin, bakalım ne olacak’… Ben kararımı vermiştim. Geri dönemezdim. Görüyordum ki, ortada çırpınan büyük bir kitle vardı. Halimiz ne olacak diye çırpınıyordu bunlar. Bunların sesi, benim için en büyük destek oluyordu.
Ne yazık ki, yayına başladığımızın 9. ayında, ilk ağır darbeyi yemiştim. Üç ay gazete kapatılıyordu…
‘Bu işten vazgeç’ tavsiyesinde bulunanlar, ‘Biz demedik mi, böyle bir zamanda girişme bu işe, daha dua et ki, bir kaç ay seni zindana kapatmadılar. Buna şükret, zararın neresinden dönülürse kardır’… Diğer taraf, ‘Korkma doktor, yanı başındayız’ diye teselli veriyordu. Dokuz ay önce verdiğim karardan dönmemiş, bir nevi acizlik ve korkaklık olacağını düşünerek, cezayı çektikten sonra tekrar çizilen yoldan çıkmadan, yürümeye devam etmiştim. Biriken sayısız dertler üzerine eğilirken, şahısları bir kenara bırakmış, dava nedir onun üzerinde duruyorduk.
Her geçen gün moralimi, cesaretimi, şevkimi daha da kuvvetlendiriyor, toplumdan aldığım destek yürütüyordu beni.
37 yıl geçti. Topluma vermeye çalıştığımız hizmetlerin boşuna gitmediği, en büyük tesellimizdir. Uzun yıllar göstermiş ve ispat etmiştir ki, takip ettiğimiz siyaset, topluma en ufak bir zarar ve ziyanı getirmemiş, bilakis ona çalışmalarında yardımcı olmuştur… Bundan böyle… Toplum yararı neyi gerektiriyorsa, o yapılacak, iyi niyetle çalışan her kim olursa olsun, yanında yerimizi alacak ve bize her türlü müzahereti gösterenlerin de daha fazla sevgilerini kazanmaya çalışacağız. Bunu yapacak ve hala kanayan yaraları kurutmaya uğraşanlarla beraber aynı ilacı kullanacağız…”

YERİN KULAĞI VAR
BEKLENTİLERİN AKSİNE: TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun KKTC ziyaretinde yaptığı açıklamalar hiç kuşkusuz en çok Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun sevindirdi. Artık seçim meydanlarında bunu bol bol kullanır. Çavuşoğlu’nun da, tıpkı Eroğlu gibi Güney’e verdiği mesajlar, süreçte yaşanan tıkanıklığın tek sorumlusu olarak Rum lider Anastasiadis’i görmesi, sürecin yeniden başlamasını bekleyen kesimlerde hayal kırıklığı yarattı…

KKTC NEDEN YOKMUŞ: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda sıralanan “16 Türk Devleti” muhafızları arasında “Neden KKTC yok” diye soranlar oldu. Hatta, “Mücahit kıyafetli biri olabilirdi” diyenler de… Meğer, tüm TC forslarında 16 yıldızla gösterilen Türk Devletlerini KKTC kurulunca 17’ye çıkartmak yerine, aralarından Batı Hun İmparatorluğu çıkarılmış ki, 16 sayısı bozulmasın. Anlaşılan, muhafızlar, orijinal listeye göre hazırlanmış.

15 MİLYON NE Kİ: İki bet ofisin devlete vergi borcu yaklaşık 15 milyonmuş. Oysa cirolarının yanında, bu rakam eminim komik kalmakta. Yenile öğreniyoruz ki, bahis işi Türkiye’de yasa dışı sayıldığı için, bu bet ofisler Türkiye’ye de hizmet veriyorlarmış. Artık pazarı da, kazancı da siz düşünün. Malum KKTC de bu gibi işler için “denetimsiz cenneti”… Doğal olarak tercih ediliyor…

MALZEME BOL NASILSA: UBP Milletvekili Ersin Tatar, elektrik fiyatlarının ucuzlamama nedeninin önce, Kıb-Tek’in elindeki stok olduğunu iddia etti, daha sonra bu iddiasından vazgeçip, bu kez de ideolojik bir yaklaşımda bulunarak CTP’yi eleştirmeyi tercih etti. Eleştirmek istedikten sonra bahane çok. At bir şey ortaya, tutmazsa malzeme bol, salla gitsin…

OT DA ÇIKAR…: Gazimağusa’da ele geçirilen, 3 kilo 800 gram uyuşturucu ile ilgili olarak tutuklananlar arasında, bir de polis varmış ne yazık ki. Vatandaşı korumak ve kollamakla yükümlü birisinin bu tür işlere bulaşması ne garip değil mi? Şimdi buradan yola çıkarak, tüm kurumu kötülemeye çalışanlar olacaktır, geçmişte olduğu gibi. Ama tüm örgütü suçlamak doğru değil, hani bir laf var, “her tarlada ot da çıkar, b.k’da…” diye. Bu konuda aynen öyle…

BİZDEKİ GİBİ OLMAZ: Kıbrıs Hava Yolları ile KTHY’nin batışı arasındaki farkı düşündüm. Bizde batacağı bilinen şirket, son güne kadar bilet kesmeyi sürdürmüş ve ardından yüzlerce yolcu, göz göre göre mağdur edilmişti. Birçoğu da hala tazmin edilmeyi bekliyor. Esas merak ettiğim, Kıbrıs Hava Yolları’nın kapanmasıyla birlikte, orada da böyle mağdurlar olacak mı? Batışları bizden kötü oldu belki ama mağdurlar yaratacaklarını sanmıyorum… Ne de olsa orası bir hukuk devleti…

ZİRVEDEKİLER
Asım İdris: TDP Genel Sekreter Yardımcısı Asım İdris, ülkede var olan çarpık sistemin değişmesi gerektiğini, bunun için de zihniyet değişikliğinin şart olduğunu vurguladı. İster parlamenter, isterse de Başkanlık sistemi olsun, önemli olanın beyinlerdeki anlayış olduğuna dikkat çeken İdris, zihniyetler değişmediği sürece, sistemlerin değişmesinin de mümkün olmadığını vurguladı…

DİPTEKİLER
El Yordamıyla Hayvancılık: Karpaz bölgesinde ortaya çıkan ve büyükbaş hayvanlarda etkili olan LSD hastalığı nedeniyle önce ilaçlama yapıldı. Etkili olmadı, birçok hayvanın itlafına gidildi. O da sonuç vermedi, hastalık daha da yayıldı. Şimdi aşıdan bahsediyorlar. Madem böyle bir imkan vardı, neden baştan uygulanmadı. Buna dense dense, el yordamıyla yönetim denebilir.