Köşe Yazarları

YOLSUZLUK-USULSÜZLÜK-YASADIŞILIK

 

Hükümetin, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma kararını ileriye götürmesi herhalde bir ilk olacak.

Gelmiş-geçmiş bütün hükümetler döneminde, siyasi partiler arasında yazılı olmayan ama meclisin daracık odalarında çokça konuşulup “uzlaşılan” şöylesi bir durum vardı;

“Yolsuzluk-usulsüzlük-yasadışılık” iddialarını hep dile getirelim ama asla birbirimizin dokunulmazlıklarını da kaldırmayalım. Böylesi “tehlikeli” bir yönteme başvurmayalım.”

Bırakınız dokunulmazlıkların kaldırılmasını, iddialar bile ileri götürülmedi, polis devreye sokulmadı.

En dehşeti de mal beyanında yaşandı.

Milletvekillerinin göreve başladıklarında bildirmeleri zorunluluk olan mal varlıklarıyla ilgili zarflar hiç açılmadı.

En son örneği Derviş Eroğlu’nda yaşanmıştı.

Hatırlayacaksınız Derviş Eroğlu’nun banka hesaplarında milyonlarca dolar tespit edilmiş ve bu paralar tartışma yaratmıştı.

Eroğlu “40 yıllık politikacıyım, normaldir” türünden bir açıklamayla konuyu geçiştirmeye çalışmıştı.

Eroğlu’nun milyonlarca doları 40 yılda mı biriktirdiği yoksa bir yerden mi aldığını açığa çıkaracak olan elbette meclise verdiği mal beyanı olacaktı.

Dönemin Meclis Başkanı Sibel Siber Eroğlu’nun mal beyan zarfının açılmasına karar vermiş ve milletvekillerinden oluşan bir komite eşliğinde bunun yapılmasını istemişti.

Dehşet de zaten bu noktada yaşanmıştı.

Hiçbir milletvekili o toplantıya gitmemişti.

CTP de dahil.

Ve böylece Eroğlu da kurtarılmış olacaktı.

 

***

Şimdi, geçmişin bu tecrübesi ışığında, dokunulmazlıkların kaldırılması meselesine yeniden bakacak olursak, sorulması gereken soru şudur;

Partiler aralarındaki gizli “uzlaşmayı” bozdular mı?

Yolsuzluk-usulsüzlük-yasadışılık iddialarını Başsavcılığa gönderip, gelecek rapor doğrultusunda mahkemeye sevk edilmesini kabul ettiler mi?

Yargılamanın olmasını sağlamak için de dokunulmazlıkları kaldıracaklar mı?

Bu sorulara yanıtları evet ise iyi bir gelişme yaşanıyor ve doğru yoldadırlar.

Yoksa konuyu zamana yayıp, sürüncemede bırakıp uyuturlarsa kaybederler.

Bu halk çok kötü hesap sorar.

 

***

“Yolsuzluk-usulsüzlük-yasadışılık” ile ilgili iddiaların doğru ve süratli araştırılması için savcılık ve polis takviye edilmelidir.

Savcılıkta az ama polisteki çok fazla personel açığı yapılan her türlü araştırma ve tahkikatı olumsuz etkilemektedir.

Aylar-yıllar süren soruşturmalar, masumları cezalandırma yöntemine dönüşmekte, suçlular için de adeta bir ödül olmaktadır.

Özellikle polisin kadrolarının soruşturmaları güvenle yürütecek ehil ve tecrübeli elemanlarla takviye edilmesi şarttır.

Yanlış veya hatalı soruşturmaların vahim sonuçlara yol açması kadar kötü bir şey olamaz.

Bu konudaki sorumluluk da hükümettedir.

“Yolsuzluk-usulsüzlük-yasadışılık” noktasında dokunulmazlıkların kaldırılması kararını cesurca alanlar, polisin takviye edilmesini de sağlamalıdırlar…

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı