Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yol güvenliğinin sağlanması ve döviz kurları…

Bu hafta tüm halkımızı büyük bir üzüntüye düşüren acı olay, Güzelyurt-Lefkoşa yolunda meydana gelen elim kazada üç gencimizin hayatını kaybetmesidir. Allah geride bıraktıklarına sabırlar versin. Günlerden beri yol güvenliği konusunda halkta haklı reaksiyonlar sürmektedir.
Araçların çoğalmasıyla mevcut yolların yetersiz kalması durumunda, yapılacak en önemli husus, mevcut ve yeni inşa edilen yolların kazaları asgariye indirecek şekilde ve en güvenli bir tarzda tanzim edilmesidir. Yollarda yeteri derecede sürücüleri yönlendirmek için işaretlemeler yetersizdir. Gerekli yerlerdeki bariyerlerin eksikliği, orta refüjlerin tamamen açık olması, yoğun olan trafikte dikkatsiz sürücülerin yarattığı risklerle, dikkatli ve suçsuz sürücü ve yolcuların ölümüne kadar neden olan kazalara, sürekli davetiye çıkarmaktadır.
Özellikle Lefkoşa-Güzelyurt yolu açıldığından beri kaç yıl geçti aradan ve buna rağmen bu yolda gidip gelirken insan kendini çok risk altında hisseder. Çünkü bu yolda işaretler çok yetersizdir. İki alt ve üst geçit dışında kavşaklar var ve bu kavşaklara en azından bir km veya 500 m öncesinden yaklaşırken hız kesmek için sık işaretlerle kavşaklara yaklaşıldığını gösterecek hiçbir yeterli ikaz yoktur. Yol düz değil, devamlı az veya çok virajlıdır. Bu konuda da yeterli uyarı yoktur. Yolların yan taraflarında ve orta refüjlerde tampon bariyerler olmadığı gibi, hiç olmazsa fosforlu işaretler konabilir, o bile yoktur.
Hele gece, tehlike saçan bir yol durumundadır. Kavşaklara yakınlaşmadan önce ışık da olmadığı cihetle, hız kesmek için belli bir mesafe öncesinden aydınlatıcı ikaz işaretleri ve tabelalar konması şarttır. Kavşaklara geldiğinizde tamamen karanlık bir ortama giriyorsunuz. Işık konana kadar, hiç olmazsa kavşakların çevresine fosforlu ve standartlara uygun kısa boylu direkler veya kavşağın çepeçevre fosforlu şeritler ve işaretlerle donatılması gerekir. Birden bire kendinizi kapkaranlık kavşakların ortasında buluyorsunuz. Ben bu yoldan her gidip geldiğimde, en az süratle gidip geldiğimiz halde, aşırı tedirgin oluyorum. Yolların güvenliğinin her yönü ile sağlanması ilgili tüm kurumların görevi olmakla beraber birincil görev Karayolları Dairesi’ne düşmektedir. Karayolları dairesi niçin vardır? Yolların inşası yapıldıktan sonra işaretlendirmek ve yolu güvenlikli hale getirmek ve kontrol etmek, etüt etmek görevi, karayollarınındır. İyi bir kadrosu olan bir bakanlık yol güvenliğini sağlamazsa görevi nedir. Eskiden yeni yol inşaatları bile ve tamiratlar da Karayolları Dairesi personel ve işçileri tarafından yapılırdı. Bu işleri yapabilen bir ekip diğer önlemleri fazlasıyla yapabilir. Sevki idare gerekir. Şimdi yollar ihale ile yapılmaktadır. Dolayısıyla Karayolları Dairesinin mevcut kadrosu ile yol güvenliği, etüdü, tamiri ve temizliği ile uğraşmaya daha fazla zamanı olması gerekir. Yeni Bakan’ın duyarlılığı ile bu yöndeki imkânları seferber ederek, trafikle ilgili diğer birimlerle koordinasyonu ve desteği sağlayarak süratle tüm bu konularla ilgili önlemleri alacağı ve yol güvenliklerinin sağlanacağı beklenmektedir. Geçen dönemde yol tamamlandıktan sonra bu konuda yeterli önlem alınmadığını kaç yıldan beri yol açıldığı halde, tüm eksiklikleriyle trafiğe açıldığını ve yol güvenliği için gerekli tamamlayıcı önlemlerin alınmadığını gördük. İhmalin sonucu insan hayatıdır. Bu görev sorumluluğunu artık kimsenin ertelememesi gerekir. Bir de yollarda trafik denetimi şarttır.
2- Bu hafta en çok takip edilen ve herkesi ilgilendiren diğer konu, TL’deki değer düşüşünün devamıdır. TL’nin yabancı paralar karşısında değer kaybı devam ederek, borsada da keskin düşüşler oldu. Geçen gün 21 Ocak’ta Merkez Bankasının faiz açıklaması genelde piyasalarda moral bozukluğu yarattı ve akabinde kurlar yükseldi. Akabinde Perşembe günü Merkez Bankası bir günde 3 milyar $lık dövizi piyasalara direk satarak müdahale yapmış olmasına rağmen bir gelişme sağlayamadı ve sonuçta etkili olamadı. Kurlarda geçici biraz düşüşten sonra aynı gün yeniden yükseldi. Cuma gün ise dolar $ 2.32 TL’yi, Euro 3.18TL’yi, Stg de 3.78 TL’yi geçti. MB’nin şimdilik döviz rezervlerinden satış müdahalesi ile kurları durdurması mümkün olamadı. Tek başına bu önlem yeterli olamamaktadır. Faize de dokunmak niyetlerinin olmadığı gerek MB Başkanı’nca gerekse hükümet üyelerince açıklanmıştır. Piyasaların faiz artırım beklentisini, MB’nin faizleri şartlı arttırma gibi bir kararla karşılamaması, kurları birdenbire fırlattı ve 3-4 milyar dolar satışına rağmen durmadı. Alınan karar, eEk parasal sıkılaştırma uygulanması gerekli görülen günlerde, bankaların piyasadaki faizlerini % 7.75 yerine % 9 civarında oluşmasının sağlanması kararlaştırıldı” şeklindedir. Çoğu bunu hem arttırıldı hem arttırılmadı olarak değerlendirdi. Sonuçta şarta bağlı bir faiz artırımı genel bir uygulamayı getirmedi. Dolayısıyla para piyasalarında olumlu algılanmadığı cihetle TL değer kaybetmeye devam etti. Hükümet yetkilileri bu fırtınanın geçici olduğu görüşünde, ancak genel kanı başka önlem alınmazsa devam edeceği yönündedir.
Gelinen noktada geçen yıl 25 Ocak 2013 tarihine göre bir yılda 25 Ocak 2014’te, TL, dolara karşı %32.5 ve Euro’ya karşı % 35 oranında değer kaybetti. En çok da son altı ayda başlayan ve aralıkta hızlanan iç siyasi çatışmalar kırılgan hale gelen ekonomideki dalgalanmayı ve piyasaları olumsuz etkilemiştir. Bu hafta borsa da en düşük seviyelere tekrar inmeye başlamıştır. MB’nin faiz değiştirmeme kararına rağmen piyasalarda faiz yükselmeye başlamıştır. Bu konuda piyasa kurallarına uyulmadığı takdirde, tefeciliğin hortlayacağı hususunda endişeler mevcuttur. Bunun da bazı olayların bankacılık sisteminin dışına kayması ve kayıt dışılığı körükleyici etkisine neden olabileceği de mümkündür. Geçmiş yıllarda bunlar yaşandı.
Gerçi bu hafta küresel etkilerle gelişmekte olan diğer ülkelerin de paralarında bir düşüş olmakla beraber, TL’de daha çok olmuştur.
Hafta sonuna doğru bu gelişmeler yaşanırken, TC Hazinesi, dış borçlanma programı çerçevesinde 2.5 milyar $’lık tahvil ihraç etmiştir. 10 yıl vadeli ve döviz bazında % 5.75 (kupon oranı), % 5.85 getirisi ile yabancı ülkelere satıldı.
Başbakan Yardımcısı Babacan, piyasadaki hareketliliğin geçici olduğunu, yabancı sermayede net çıkış olmadığı ve Türkiye’de siyasi riski azaltacaklarını ifade etti. Güven ve istikrar ortamının sağlanmasının gereğine vurgu yapması hepimizin arzuladığı bir husustur. Yaşanan endişelerin ve gelinen ekonomik dalgalanmanın durulmasının, yapılacak icraatlara ve atılacak adımlara bağlı olacağı kesindir.