Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yok Artık, Orada Dur!

Özdemir Berova’nın seçildiği partiden, ilk döneminde, bir de şartlar öyle gerektirdiği için bakan olması, dönem sonunda da ailece ait oldukları UBP’ye dönmesi bir vak’a…

Geçen dönem UBP’den kopanlar sadece milletvekilleri değildi. Onları oradan koparıp, DP’ye yamayan güç, elinin uzandığı tabanı da götürmüştü…

Bu kitle, gittikleri yerde “UG” eklemesi olarak hep sırıttılar. DP’yi benimsemedikleri, gün gele dönecekleri belliydi. Buna rağmen, DP’yi de karıştırdılar. Partinin bel kemiği olan insanların bir bir partilerinden istifa etmesine sebep oldular.

Öyle gençler vardı ki, gözlerini UBP’de açmış, DP’nin kapısında defalarca protesto eylemlerine katılmışlardı.

Kadın kollarından gidenler de aynı şekilde. Bir anda ellerine DP bayrakları, boyunlarına DP fularları takınca, “oldu” sandılar…

Kan uyumsuzluğu çok barizdi. Zaten destekledikleri milletvekilleri ortada kalınca, onlar herkesten önce UBP’ye kapağı attılar. Orada tekrar aynı itibarı gördüler mi bilmem ama, döndüler…

Berova da o gruptandı. Eroğlu ailesiyle yakın dostlukları olan bir aileden geliyordu. 2012 olayları olmamış olsa, UBP’den aday çıkacağı kesindi. O da, diğerleri gibi, kendini DP’nin kapısında buldu. Destek gördü, seçildi, bakan da oldu.

Olan şu, Berova aslına dönüyor…

Şimdi böyle bir vak’a yaşanıyor diye, ona buna aynı yaftayı yapıştırmaya kalkmak, dedikoduculuk değil de nedir?

Biri kalkıyor, şahsi meselelerine meze yapmaya kalkıyor, birileri de bunun üstüne iğrenç bir algı operasyonu kuruyor…

Berova’nın yaptığını Sibel Siber’in de yapacağı gibi bir algı yaratılmaya kalkışılmış.

Aslında eminim bu operasyonunu planlayanlar da, böyle bir iddianın tutarsız, mantıksız olduğunu çok iyi bilirler. Buna rağmen, neden yazmış olabilir acaba? Herhalde konu Siber değil. Ama partisinin içinde temiz ve güçlü bir figür olduğu için, böyle bir iddiayla CTP içinde şüphe, kargaşa, kaos yaratma niyeti var…

Her neyse… Siber’i, siyaset yıllarının çok öncesinden, aile doktorumuz olduğu günlerden tanırım. Mesleğe ilk başladığı yıllardan itibaren, gördüğü yanlışlıklara isyan etmiş, bunu her fırsatta dile getirmiş bir insan. Siyasete girişi de zaten bu yüzden. Acaba bu yozlaşmanın ortadan kaldırılması için, toplumsal adalet için, ben de bir şeyler yapabilir miyim diye girmişti siyasete.

Eminim kimse inkar edemez, yaptıklarıyla farkını gösterdi de…

Dün yine kendisinin 2010 yılında yazdığı bir yazıyı paylaştı. Orada parayla oy satın alınması iddialarının havada kalması örneğinden hareketle, siyasette etiğin günden güne yok olduğunu belirtiyor ve bir “Siyasi Etik Kurulu” kurulması gerektiğini savunuyordu.

Yazısının sonunda da “Siyasetçiler, sadece kendi vicdanlarına ve halka değil, aynı zamanda yaptırım gücü olan bir etik kuruma karşı da kendilerini sorumlu hissederlerse,  belki o zaman  siyasi kirliliğin önüne geçebiliriz diye düşünüyorum” diyordu.

Siber’i tanıyanlar onun asla böyle bir kolaycılığa, ahlak dışı davranışa başvurmayacağını bilir. Ama yine  de birileri, “deneyelim” demişler anlaşılan.

O kadar da değil. Burada duracaksın.

Sapla samanı karıştıramazsın. Ne kadar yozlaşmış olsa da, bu toplum buna izin vermez.

Görüyorsunuz değil mi, ne kadar gevşedik, hem kendi değerlerimizden hem de evrensel değerlerden ne kadar uzaklaştık.

Eğer önümüzdeki seçim sürecini için böyle çirkef bir ortamda götürmek isteyenler varsa, iyice dibe vurduk demektir…

Dilin kemiği, kalemin ahlakı kalmadı…

Utanıyorum, utanmalısınız….

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

SÖZ MECLİSİN:

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın erken seçim kararını imzalamasının ardından gözler Meclis’e çevrildi. Seçimin hangi tarihte olacağı kararını Meclis verecek. Partilerin 7 ocak tarihinde bir konsensusu olmasına rağmen, bu tarihin değişebileceği de konuşuluyor. 14 Ocak ve daha sonrası için bir tarih konuşuluyor ama, Ocak kesin gibi…

DEĞER MİYDİ:

Birileri istedi diye kendi partilerine “ayar” vermek için UG çatısı altında DP’ye koşanlar bugün neredeler bakın… DP-UG olarak 12 vekille Meclise giren parti, daha yolun yarısında terk edilmişti. Son istifa ile birlikte Meclis’te grubunu kaybeden DP, şimdi baraj sorunu ile karşı karşıya. O gün, bu arkadaşlara kucak açan Serdar Denktaş, eminim çok pişmandır. Çünkü onlar için, kimlerden vazgeçmedi. Ama unuttuğu tek şey, siyasette rahmetli Demirel’in,“dün dündür, bugün bugündür” sözü. Ne diyelim geçmiş ola…

NE ÜYE, NE SIRA DERDİ:

UBP’de adaylık resmen arslanın ağzında. Aday adayları birbirlerini yerken, kontenjandan aday olacak olanlar rahat ve kıs kıs gülüyor. Bunların birçoğu  zamanında partilerini iktidardan eden vekiller. Şimdi bunlara bir de Özdemir Berova eklendi ve işler daha da çatallaştı. Sen, bir partinin nimetlerinden alabildiğince faydalan, zora girince de kapağı başka bir partiye at. Ne üye korkusu, ne sıra gaylesi. Ha, bunu sana yedirirler mi, onu da sandıklar açılınca göreceğiz…

GEZİCİ’YE NE KADAR GÜVENİRSİNİZ:

UBP milletvekili Ersin Tatar’ın Murat Gezici ile ilgili sözleri oldukça ilginç geldi bana. Ne diyor Tatar, “Murat Gezici beni arayıp ülke genelinde ilk beş içinde olduğumu söyledi. Ancak yayınladığı ankette adım bile yoktu. Kendisine sorduğumda ise bir hata olduğunu ve düzelteceğini söyledi.” Bu durumda Gezici’nin anketlerine hala daha güvenip güvenmemek size kalmış…

 ROLLER DEĞİŞİYOR:

Daha düne kadar işini halletmek için kapılarda bekleyen seçmen artık el üstünde tutulacak. Roller değişti. Dün peşinden koştuğu vekiller bugün vatandaşın peşinden koşacak. Masalar kurulacak, bu masalarda dün işini yapmadığı seçmene bahanelersıralayıp, bir kez daha oy isteyecek. Ve bu sandık kurulana dek sürüp gidecek. Ondan sonra herkes kendi yoluna gidecek ve bu düzen böyle devam edip gidecek…

BİR KTHY ÇALIŞANI DİYOR Kİ:

Ersan Saner’in Sosyal Sigortalar’ın finans durumunun iyileştiği yönündeki açıklaması üzerine eski bir KTHY çalışanı okurum yorum göndermiş. Diyor ki; “Dün KTHY’yi batıranlardan birini, bugün Sosyal Sigortalar’ı kurtaran adam olarak kutsayan bir toplumdan hayır gelir mi?”… Gelmez tabii… Siyasette güven işte böyle yok oluyor. Hesap sorulamadığı, hesap verilmediği, kimsenin aklanmadığı, kimsenin cezalandırılmadığı bir ülke burası. Siyaseten cezasını çektirmezsen, bir de bakarsın, alkışlıyorsun… KTHY’nin üstüne de bir bardak su içersin…

_______________________________________________________________________________

 ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Anket var ülkemde! Şaşaalı basın toplantıları ile açıklanıyor. Velhasıl anketi kim yaptırdı, gizli! ‘Yağ satarım bal satarım’ gibi. ‘İsim’ pazarlıyor. ‘Siz de arayınız’ diye göz kırpıyor. Ne de olsa epeyce ‘kaz’ var ada yarısında. Birileri keşfetmiş bunu, ha bire yoluyor!..”.

_______________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Halktan Kopuk Siyaset: Bütçe denk, bu yılın bütçesi beklenenin çok altında açık verdi, hibeler, krediler yolda… Hükümetin çaldığı hava bu. Vatandaştan gelen seslerse, feryad… Arada öyle büyük bir uçurum var ki… Sterlinin 5’i geçtiği bir günde, denk bütçe lafı, millete küfür gibi geliyor. Ya da belli kesimlere, seçim öncesi bir hız dağıtılan hibeleri, kredileri duyanlar küfrediyor… Sadece hükümet değil, siyasetin gündemi de halkın gündeminden o kadar uzak ki, aynı ülkede yaşadığımıza inanamıyor insan…