Köşe YazarlarıSürmanşet

YETTİ ARTIK YETTİ…






Neredeyse her ay yeni bir rezalet; UBP’nin kendi iç fasariyaları devleti hem de en kötü zamanında istikrarsızlığa, yeni sorunlara sokuyor.

Bunların hiçbirinin; işyerini kapatan, borcunu kapatmak için yeniden borçlanmak zorunda kalan, işsiz kalan, oradan buradan yardım alarak yaşamaya başlayan, zaten kesilen maaşını alıp almayacağı belli olmayan insanların yaşadığı, sokaklarını virüs sarmış ülkeyle alakası yok…

Seçime yönelik oyunlarla kapıları ardına kadar açan, seçilmek için her türlü müdahalenin içinde olan, çoktan bitmiş kamuyu hala daha utanmazca istihdamlarla dolduran, kaprisleriyle ülkeyi hükümetsiz bırakıp aylarca kaos yaşatan, kurultayında önde gelen iki adayı baskı ve zorla geri çektiren, atamayla başkan ve atamayla başbakan getiren, kendi belirlediği Meclis Başkanı’nı seçtiremeyen UBP,  önündeki pilava bakacağına, seçim kurultay kaygılarıyla bir kaos daha yaratıyor…

Ayak oyunlarıyla birbirlerini yesinler diyeceğim ama onlar bu oyunu hepimizin ensesinden oynuyorlar.

Dayanacak hali kalmamış halkın ve de neredeyse iflasını ilan etmiş devletin ensesinden.

Yaptıklarının her biri demokrasinin beline vurulan birer kazmadır da ne başlarındaki başkanları ne de baskı uygulanan milletvekilleri bu ayıbı kınamıyor.

Aksine her kaosu, kendi çıkarları için fırsat olarak görenler ortaya çıkıyor.

Önceki günden beri yaşananları resmen tiksinerek izledim.

Görevden alınan Sağlık Bakanı, ama sesi daha çok çıkanlar başkanlık hevesi yarım kalanlar. Fırsat bu fırsat deyip, yeniden kurultay lafları etmeye başladılar.

Kurultay yapacaklar, yeniden hükümet kuracaklar…

E ama siz seçim hükümeti değil miydiniz? En başta Ekim’de dediniz, sonra başkanınız çıktı Meclis’te kafa tuttu, hemen, derhal seçim dedi, ne bu şimdi?

Ben de olsam, bunca başarısızlıkla seçimi aklıma getirmezdim. Tabii eğer önceden verilmiş sözüm olmasaydı, “bu hükümet erken seçim hükümetidir” demeseydim. Bu durumda sorun ahlaki bir boyut kazanmış oluyor.

Dün Saner’i Meclis’te izledim, nasıl olsa önlerine taş koyan Pilli’yi temizlediler, şimdi kapıları yeniden açma işine hız vermişler, bu yöndeki niyeti açık seçik gördüm.

Hep birlikte yeni kapanmalara yeni vakalara yeni zarar ziyana hazır olun.

Bütün dertleri, boşalttıkları kasaya para akmasını sağlamak.

Bunun yolunu da kapıları uçaklara bir an evvel açmak olarak görüyorlar. Sanki başka çare yokmuş gibi. Devletin alacaklarını almayı akıllarına dahi getirmeden… Öyle sanıyorlar ki, onun bunun üstüne gitmediklerinde seçimde yine finanse edilecekler.

Ben şimdiden söyleyeyim. Ne kadar istediklerini yaptırıyor olsalar da, o finansörler bile bu kadar başarısız, bu kadar beceriksiz bir yönetimi bir daha finanse etmeyecektir. İstikrarın olmadığı yerde ne gün başınıza ne geleceğini bilemezsiniz. İster yatırımcı olsun ister tüccar olsun ister sanayici olsun, kimse böyle bir yönetimi bir daha istemeyecektir…

Tüm bunlara rağmen, hala daha muhalefeti, Meclis’te yol gösterirken görmeye dayanamıyorum.

Bitmiş tükenmiş olan halkın ise protestosunu sosyal medyadan yapıp tatmin olmasına dayanamıyorum.

Kurtulmanın yolu bu değil. Üflesen gidecekler. Zorlayın, bir an önce seçime zorlayın, bir tarih belirlensin, kamuoyunun da desteği istensin, kurtulalım.

Bu şekilde giderlerse, daha neler yaşanacağını benim gibi herkes de biliyor. Bakın hiç şaşırtmıyorlar, her ay yeni bir rezalet.

Kendi içinde kanlı bıçaklı olan  partide de istenmeyen bu hükümetin bu ülkeye vereceği bir şey olmadığını hala öğrenemedik mi?

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

SANER SEÇİME GİTMEZ, ZORLAYACAKSINIZ:

CTP ve TDP Genel Başkanları dün Meclis’te bu hükümetin vereceği bir şey olmadığını sayıp döktüler, “seçime gidelim” dediler. Bunu hükümetin kendi rızasıyla yapmayacağı açık olsa da telaffuz edilmesi de bir şey. Bu arada Serdar Denktaş’tan “geçiş hükümeti” önerisi geldi.  Başımızı dertten derse sokan beceriksiz hükümet oluşumunu sağlayan Serdar Denktaş’a söyleyecek bir şey bulamadım…

 

PİLLİ HERŞEYİ SÖYLEDİ:

Pilli neden görevden alındığını önceki gün yayınladığı açıklamada gayet net bir şekilde söyledi. “Biz halkın sağlığını tercih ettik” dedi, ne anlama geldiği açık. Sonra, bir takım kişi ve grupların kendini görevden aldırmak için kampanya yaptıklarını söyledi. Kimdi bu kişiler ve gruplar? Ardından da “halkın parasının birilerinin cebine girmesine müsaade etmedim” dedi. İhaleleri kastetti. Bu sözlerden sonra hala ‘niye görevden alındı’ diye tartışmanın gereği yok…

 

YELDENER ATAMASI HAZIRLIK MIYDI?:

Başbakan’ın hem yakın arkadaşı, hem de kendi müsteşarı olan birini görevden alıp, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na müsteşar yollaması, bu bakanlık değişimlerinin çok önceden planlandığını, isimlerin çok önceden belirlendiğini, kılıfın hazırlandığını düşündürüyor. Resmiye Canaltay’ın tecrübesizliği bilindiğinden, Ulaştırma’da tecrübeli olan Suat Yeldener’i önceden transfer etmişler gibi duruyor…

 

BÖYLE BİR YÖNETİME KİMSE KREDİ VERMEZ: 

“IMF’ye gidip borçlanamayacağımıza göre” dedi Ersan Saner… Tam bir popülizm, ucuz popülizm. Sanki bu devletin iki yıl öncesinden gelen alacaklarını bağışlayan kendileri değilmiş gibi. IMF’nin adını ağzımıza bile alamayız ama, olsa bile IMF böyle bir yönetime kredi vermez. “Topla alacaklarını öyle gel” der, Türkiye yaşadı bunları zamanında. Ama niye hala Türkiye bunu söylemiyor, ben de onu anlamıyorum…

 

ÖZEL ÇALIŞANINA VERİN:

Hükümet, ülkeye gelmesini umut ettiği 17 bin 550 öğrencinin karantina masraflarını ödeyeceğini duyurdu. Gelecek öğrencinin 14 günlük karantina parası yaklaşık (günlük ortalama 400 TL) 100 milyon Türk Lirası ediyor. Üniversitelere verilen muafiyetler, teşvikler, vergi indirimleri, hatta kalkınma bankası kredileri yetmedi, bu masrafı da fakir devlet üstleniyor. Üniversitelerin yurtları ne güne duruyor. Eğer boşa atacak paranız varsa, neredeyse bir yıldır işsiz, aşsız olan binlerce işçiye dağıtın, bir de üstüne sırtımızdan borçlanmayın.

 

YORGUN KİM?:

Bence asıl yorgun olan Başbakanın kendisi. Çünkü, daha birkaç ay önce ağzından çıkanları da inkar ediyor. Örneğin aralık ayında Meclis kürsüsünden, “en geç 31 Aralık’a kadar taahhüdümüz olan 1500 liraları ödeyeceğiz” demişti. Ama aynı Başbakan dün Meclis kürsüsünden kendisinin “öyle bir söz vermediğini” söyleyebildi. Belli ki kafası çok yoruldu. Aslında yorgun olan Pilli değil kendisidir. Keşke o da kendini dinlenmeye alabilse çünkü buna çok ihtiyacı var…

 

ALACAKLARINI TOPLASANA:

Saner hükümeti kaynak yaratmak için Merkez Bankası aracılığıyla ilk kez halka açık hazine bonosu arzetti. Bu adımla, mevduat sahibi vatandaşlardan bankaların sağladığı faiz oranının üzerinde ve 70 gün süreli 10 milyon talep ediyor. Madem durum bu kadar ciddi niye iş insanlarının ödemediği yaklaşık 500 milyonluk vergiyi tahsil etmeye gitmiyor da Medine dilencisi gibi halktan para dileniyorsunuz? Üstelik ne kadar toplanacağı bile belli değilken, bir devlet hazinesi kendini bu duruma düşürür mü?

 

FOTO GÜNDEM: İşte dünden üç başlık… Madem ki aynı fikirdedirler, geriye örgütlenme kalıyor. Çektirmeyin bize daha fazla bu zulmü, haydi hissa…







Başa dön tuşu