Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Yetiş Sayın Cumhurbaşkanım” ha…

Kıbrıs Türk Hayvan Üreticileri Birliği eylem yaptı.

Maliyede para yok…
Haliyle olan kadar ödeme var.
Zaten bu alandaki teşvikler ve programlar adil değil.
Maalesef “sütten” yaratılan katma değer bir yana…
Hayvancılıktan büyük bir “hellim ekonomisi” yaratıldı.

Hayvan kaçakçılığı da cabası.
Bu alandaki “ithalat sınırlamaları” nedeniyle, tüketici olarak cebimizden çıkan fazla paranın bile farkında değiliz.
Bu alanda Avrupa ve Türkiye’de ciddi adımlar atılıyor.
Kota kaldırılıyor.

Tüketiciden yana politikalar geliştiriliyor.
“Hormonlu” bir alan ve üretimden fazlası devlet desteği ile “üretmeyenin” cebine gidiyor.
Üreten ise, türlü sorunla boğuşuyor.
Sistemi bir bütün olarak inceleyin.
Hayvancı…
Çiftçi…
Süt üreten.

Süt imalatı yapan…
Hellim AB ve Türkiye’de tescili yapıldı.
Burada ciddi bir potansiyel var.
Gerek coğrafi koşullarımız, gerekse adaya özgü üretim, gerekse lezzeti nedeniyle “dünyalı üretime”  çok yakınız.
İthalatta patlama olacak.
Hellim aslında bir hazine.
Haliyle hayvancılık da.
Peki, biz neredeyiz?
Buna yönelik bir adım, bir tartışma var mı?
Yok.
Ne var?
Eylem var.
Neden?
Daha çok para için.
Hayvan Üreticileri Birliği’nin hükümetten bir talebi de “adil dağıtım için ortak akıl” yaratılması.

***
Hükümet “kota” koysun, üretime…

Ben hükümette olsam, teşvikte “kota” koyarım…
Belli bir üretim rakamının üzerine teşvik vermem.
Ben “iki ton hellim ihracına teşvik veriyorum aylık” derim…
“5 ton süt üretimi dışında, süt üretimine teşvik vermem” derim.
Sen üreteceksek üret…
Satacaksan sat…

İla nihaye, tüm üretime, tüm ihracata teşvik olur mu?
Bu kota sayesinde, teşvik için ödenen rakamın önemli bir bölümü kamu kaynağında kalır.
Bunu da hayvancıya farklı alanlarda teşvik olarak yönlendiririm.
Ama bu hükümetin o yüreği yok.

Eşit ve adil paylaşım yok
Zaten 3- 5 üretici var ki, hayvan üretiminin ve süt üretiminin kaynağını yiyor.
Esas üreten hayvancı, bu teşvik sisteminin neresinde?
Ürettiğinin ve sattığının dahi karşılığını alamıyor.
Borcu borç…
Faizi de işliyor…
Ama ödemeye geldi mi devlet, aylarca hayvancıyı bekletiyor.

Sonra, “yüksek faizle” biriken borcuna kesilen kesiliyor.
Kooperatifçilik de gelişmediği için, arada yüzlerce üretici,
Az sayıda hayvan tuttuğu için eziliyor.
Ortaya troller çıkıyor.
Büyük küçüğü eziyor, teşviklerden de parsayı götürüyor.
Maalesef böyle.

***
“Yetiş Cumhurbaşkanım” oldu mu?

Ve Çiftçiler Birliği…
Hayvan Üreticileri Birliği’nin eylemine, Çiftçiler Birliği de destek verdi.
Bir süreden bu yana “Türkiye yalakalığına” varan çıkışları ile, Çiftçiler Birliği, Hayvancılar Birliği’nin eylemine de gölge düşürdü.
Aslında bu pankart, “iki kuruşa memleketi satarız” pankartıdır…
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mesaj verilerek, “Yetiş” çağrısı yapıldı.
Bu ülke siyaseti, bizzat en eski Kıbrıs Türk kurumlarından biri olan Çiftçiler Birliği tarafından ayaklar altına alındı.
Bu pankartı “saygısızca” buldum.
Sadece bu ülkenin siyasetçilerine değil

Türkiye Cumhurbaşkanına da saygısızlık…
100 ogga parayı kendi aralarında paylaşamayanlar, başka bir ülkenin cumhurbaşkanına, “gel iç işlerimize müdahale et” diyor.
Bunu da bu ülkenin en eski kurumunun temsilcileri yapıyor.
Belli ki Çiftçiler Birliği bu ülke siyasetinden umudu kesmiş.
Bir farkla…
Çözümü de Türkiye’de arayarak.
Şık olmadı.
Hoş olmadı…

Ve ironiye de bir bakın…
Bir tarafta “Türkiye donumuza kadar istiyor” diyen Öğretmen kesimi…
“Gel bizi sen kurtar” diyen Çiftçi kesimi…
Her şeyi seyreden, çözüm bulmaktan uzak ülke siyaseti…
Sürükleniyoruz ama…
Nereye?