Köşe Yazarları

YETİŞ EY TAYYİP (BİR TERCÜME YAZISI)







Hayvancılar Birliği eylem yaptı.




Paralarının bir kısmını alamadıkları için.
“Alsak da almasak da Lefkoşa’yı sallayacağız” diye açıklama yapmışlardı.
Dolayısı ile “sallama” fiili ön planda olduğu için bayağı salladılar da dün.
Lefkoşa trafiğini kilitlediler. Traktörleri meclise sürdüler,  ortalığı bir birine kattılar.
Bu “sallama” işi aslında onların icadı değil.
“Eylemlere duyarlı” bir hükümetimiz vardır.
Malum, sol ve sosyal demokrat kökenden gelmedirler ya.
Eylem yapıldı mı, hükümet yetkililerimizin elerli ayakları titriyor, hemen çözülüveriyorlar.
Hayatlarının önemli bir bölümü “eylemlerde” geçtiği için şimdi kendilerine karşı eylem yapılmasına dayanamıyorlar.
Hemencecik çözülüveriyorlar.
“Biz bu sorunu çözeceğiz, kimseyi mağdur etmeyeceğiz” diye basıyorlar vaade.
Vaat vermek güzel de olmayan paranın sözünü vermek kötü tabii.
Adı üstünde para yok.
Eğer Ankara verirse Lefkoşa paşa paşa dağıtır.
Üstelik kahraman olur, bazıları gibi 20 yıl başbakanlık, 5 yıl cumhurbaşkanlığı yapabilir.
Dolayısı ile  dünkü eylemin tercümesi şudur, “arkadaş sen eylemlerden rahatsız oluyorsan, ben de gelir  Lefkoşa’yı “sallarım”.
Hem de öyle bir “sallarım” ki nereden geldiğini şaşırırsın.
      ***



Hayvancılar Birliği’nin dünkü eylemine Çiftçiler Birliği de destek verdi.
Onlar da hükümetten para bekliyor.
Çiftçiler Birliği’nin açtığı bir pankart, dünkü eyleme damgasını vurdu.
Çiftçiler ne diyor pankartta;
“Sayın Cumhurbaşkanım yetiş!!! Bu lanet siyasetten usandık artık…”
Pankarttın üstünde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın kocaman bir fotoğrafı var.
Gülüyor keyifle.
Bu fotoğraf dün sosyal medyada (özellikle Facebook’da)  çokça paylaşıldı.
Altında ne küfürler, ne yorumlar.
Tabii ben bu Facebook ahalisini  yeni yeni tanımaya başladım.
Çoğunluğu agresif arkadaşlar.
“Ankara ne seni ne memurynu” modundadırlar.
Dolaysı ile beklenti içinde olan çoğunluğu yansıtmıyorlar.
Ortada duran gerçek şudur;
Hayvancıların ve çiftçilerin hükümetten beklentileri takriben 60 milyon Türk Lirası civarında bir paradır.
Hükümet para buldukça peyder pey ödüyor.
Onlar da bir defada tümünü istiyor.
Yani paranın miktarında bir sorun yoktur. Paranın ödeme şeklinde sıkıntı vardır.
Hükümet peyder pey ödeyeceğim diyor, eylem yapanlar tümünü nakit istiyor.
İkinci tercümem şudur;
“ Ey Tayyip, bu beceriksizlerden usandık, sende vardır, bir defada hepsini gönder de biz de rahatlayalım..”
Bu mantık yeni bir şey değildir.
Tayyip’ten önce Ecevit’ten istediler, ondan önce Demirel’den, ondan önce Özal’dan, Çiller’den…
Bu satırların yazarı şimdi rahmetli olan bir devlet büyüğümüzün “vatandaş ekonomik darboğazdadır, eğer Türkiye para vermezse milli dava zarar görecek diye yazın” taleplerine de maruz kaldı.
Tercümenin son bölümü;
Bu ülkenin solcuları “işgaliye parası” diyerekten Türkiye’nin ödemesini isterler. (Don sallama gibi yaratıcı eylemlere bile başvururlar)
Bu ülkenin sağcılar “milli dava elden gidiyor” diyerek Türkiye’nin ödemesini isterler.
Sonuç fark etmiyor.
Aynı kapıya çıkıyor.
Ey Tayyip, öde Allah aşkına da bu şamatalardan kurtulalım artık…









Başa dön tuşu