Kurların tekrar yukarı yönlü hareketi faizleri etkiler duruma geldi. Kurların daha da yukarı çıkışı faizlerin düşürülmesini zorlaştırır. Faizler düşer, kurlar yukarı çıkarsa yüksek döviz borcu olanlar zor duruma düşer.
Türkiye’de dün enflasyon rakamları açıklandı. Enflasyon beklentilerin üzerinde çıkınca, faiz indirimi zora girdi.
TCMB hem enflasyon verisinin piyasalar tarafından nasıl algılanacağını hem de bu veriden sonra kurların nasıl bir seyir izleyeceğini bekleyip faiz indirim kararını ona göre verecek. Fakat bugün itibarıyla baktığımızda faiz indiriminde yüksek oranlı bir beklenti içerisine girilmemesi gerekiyor. Kurların düşük seviyelere indiği geçtiğimiz aylarda borçlanmaların büyük oranı döviz bazında olmuştur. Türkiye’de özel sektör şirketlerinin 250 milyar doları aşan dış borcu bulunmaktadır. İç borç ile birlikte bu rakam 400 milyar doları buluyor. Dövizin fiyat artışı Türkiye özel sektörü çıldırtır.
Diğer çıldırtılacak kesim yabancı yatırımcılardır. Yabancı yatırımcıların Türkiye’de 200 milyar dolar civarında her an nakde çevrilecek paraları var. Bu kesimde zarar yazar.
Bu gerçekler karşısında döviz kurunun yukarı yönlü çıkışının bir an evvel durması, enflasyon rakamının düşmesi ve bu iki veriye bağlı olarak faiz nispetlerinin de daha makul seviyelere gelmesi gerekiyor. Bu üç unsurun aksi olması halinde bundan hepimiz zarar göreceğiz.
Enflasyon düşmeden faiz indirimi yapmak kurların hareketlenmesini sağlar. Nitekim kurların bugün ki seviyesine gelmesinin en önemli etkeni 27 Ocak’ta TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın açıklamaları olmuştu.
Erdem Başçı enflasyon bir puanın altında çıkarsa hemen faiz oranlarını düşüreceğiz demiştir. Piyasa bunu satın almış siyasetinde etkisiyle dövize yönelme olmuştu.
Dünkü enflasyon verisi ve TCMB’nın bugün toplanmama kararının ardından önceden satın alınan bazı kararlar tekrar satışa geçecek ve kurlarda düzeltme hareketleri yaşanacaktır.
Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmeler ciddi bir faiz indirimini gündemden düşürmüştür. Fakat yine de KKTC’deki faizler ile TC’deki faizler arasında ciddi farklar olduğunu belirtmek gerekir.
Aynı para birimi TC’deki para politikasının KKTC’yi direk etkilediği, döviz kurlarının aynı seviyede olduğu, enflasyonun KKTC’de “daha düşük” çıktığı gerçeğine bakarak iki ülke arasında ki faiz nispetlerine baktığımızda arada hala daha büyük farklar olduğunu görüyoruz.
Türkiye’de aylık ihtiyaç kredisi faiz nispetleri ortalama % 1,00, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde aylık ihtiyaç kredisi faiz nispetleri ortalama % 1,70.
Para maliyetlerinde ve de finansal sektörün içinde bulunduğu bozuk sisteme el atacak siyasetin hala daha etkinleşmemesinin sebebini anlamak hiç mümkün değildir.
































