Köşe Yazarları

Eroğlu’nun sermayesi “milliyetçilik”






Yavaş yavaş, adayların seçim tavrı da netleşmeye başladı.

Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, beş yılı geride bıraktı.
Beş yıl, “kocaman bir hiç” ile tamamlanıyor.
Kıbrıs Türkü bu beş yılda da, yine statükonun kollarında debelenip durdu.
Cumhurbaşkanlığı makamını beş yıl boyunca “dolduran” Dr. Derviş Eroğlu’nun, 73 olan yaşının 78 olarak değişmesi dışında, yeni bir şey yok.
Çözümsüzlüğe sarılma halen daha devam ediyor.
Sermaye belli.
50 cümle etrafında dönüp duran bir Cumhurbaşkanı.
Kanla aldığı bu toprakları vermemekte kararlı.
Anavatana sıkı sıkıya bağlı ve bu kendisine yeter…
Rum ve Yunan ikilisine asla boyun eğmemekte…
AB mandasına temkinli yaklaşmakta…
Bu…
Başka da bir şey yok.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan çıktığı belli 10 cümlelik bir söylem dışında, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik adım atılmadı.
Atılmayacak da…
Topu Rum tarafına at…
Masanın kurulması için adım atma…
Ama “çözüm söylemlerini” de ara ara kullan…
Federasyon için masaya oturduğunu defa defa teyit et…
Ama “federasyondan” ödün kopsun.
Nitekim Eroğlu bildik söylemlerle yoluna devam ediyor.
Sermayesi “KKTC”…
“KKTC’den geri adım atmam” diyor seçim kampanyalarında…
Ama BM Genel Sekreteri’ne de gönderdiği yazıda, “Federasyon tezine sıkı sıkıya bağlıyım” diye mesaj gönderiyor.

BM parametrelerine sahip çıkıyor…
Ama hışmından herkes nasibini alıyor.
Bu çağda, halen daha, CTP ve TKP’yi hedef alarak, “KKTC’nin kuruluşuna evet demelerinin bir tek nedeni vardı o da o Meclis’te oturmak içindi. Çünkü 14 Kasım akşamı rahmetlik Denktaş, bağımsızlık bildirisini imzalamayanlar zannetmesin ki KKTC çatısı altında oturacak demişti. Sabah gelip imza verdiler ama tarih bir gün hangi şartlar altında imzaladığımızı elbet yazacaktır dediler” cümlesini kurabiliyor.

Yeni bir şey yok yani…
Eroğlu, bildik söylemlerle kampanyasına devam ediyor.
Köy köy geziyor imajı verse de…
Belli ki eski enerjisi yok.
Her köye ayrılan süre 30 dakika…
Ama söylenen yeni bir şey de yok…
Harita siyaseti…
Milliyetçilik losyonu…
Gelen basın bildirilerinin neredeyse tamamı aynı.
Özellikle seçilen başlıklar ve kullanılan cümleler tamamen basmakalıp…
Sorunun çözülmemesinin tek suçlusu Rum ve Yunan tarafı…
Hatta son açıklamalarında, Yunanistan’ın yeni Başbakanı Tsipras’ı da fırçaladı…
“O da herkesle aynı” diyerek…
Hatta Yunanistan Dışişleri Bakanı’nı da eleştiriyor ve diyor ki, “O zaten Putin’in dostu…”
Ne sakıncası varsa?

Sadece ve sadece milliyetçi söylemler
Eroğlu, yeni bir şey söylemiyor.
Sarıldığı tek argüman milliyetçilik…
Söylemler de eylemler de bu temelde…
Destekçilerinin de sarıldığı tek argüman bu.
Dünya değişiyor…
Dünyadaki lider profilleri değişiyor.
Daha enerjik, daha dünyalı politikalar gündeme geliyor.
Değişimi savunan…
Toplumunu daha yukarı seviyeye çıkaran…
Buna yönelik en ufak bir çaba yok.
Eroğlu’nun eylem ve söylemleri, tamamen mevcut statükoyu korumaya yönelik.
Gelinen konakta, bu söylemlerin prim yapacağını düşünmüyorum.
İnsanları aşı ile, ekmeği ile, toprağı ile korkutmak…
Korku salmak…

Sadece ve sadece mevcudu korumaya yönelik yalan üzerine dayalı bu siyaset duvara tosladı…
Seçmen profili değiştikçe…
Bu siyasete ilgi de azalıyor.
Bu argümanlar, Eroğlu’na yetecek mi?
Emin değilim…







Başa dön tuşu