Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EğitimKöşe Yazarları

Yerel yönetimler ve eğitim

Dünyamızdaki gerek teknolojik, gerekse ekonomik ve siyasal değişiklikler ve gelişmeler yerel yönetim bağlamında da yeni bir yönetim anlayışını da beraberinde getirmiştir. İşte bu noktada  “örgütlü toplum” ve “katılımcılık” en önemli unsur olarak karşımızda durmaktadır. 21’inci yüzyılda yerel yönetimler daha demokratik ve katılımcı olmak, ayrıca toplumun örgütlenmesine, bütünleşmesine katkı koymak durumundadır.

Çağdaş yerel yönetim anlayışında topluma sunulan beledi hizmetler yanında, kültür ve eğitim verilen değer ve bu anlamda sunulan hizmetler de o yerel yönetimin çağdaşlığının bir göstergesidir.

Ülkemizde geçtiğimiz ay sonunda yerel yönetim seçimleri yapıldı. Yoğun bir propaganda dönemi geçtiğini söylemek mümkün… Başkan adayları genel anlamı ile belediyelerin ekonomik durumu ve projeleri ile halkın karşısında çıktı. Belki ilk bakışta bu doğru gibi görünüyor.

Peki sonrası? Çağdaş bir yerel yönetim anlayışında uzun vadeli hedefler de ortaya koymak gerekmiyor mu? Hakkını yememek gerekir ki bazı siyasi partiler ve adaylar 5 yıllık hedeflerini ortaya koydular ve adım adım belediyeyi nasıl düzlüğe çıkaracaklarını da anlattılar. Bazıları seçildi bazıları seçilmedi.

Yine de ben ortada ciddi bir eksiklik görüyorum. Ülkemizde bulunan 20’yi aşkın yükseköğretim, 150 civarında da ilk ve orta öğretim kurumu bulunuyor.  Bu kurumlarda 100 bin civarında üniversite öğrencisi, 55 bin civarında da ilk ve orta öğretim öğrencisi öğrenim görüyor.  Yani ülkemizde toplam 200 bin civarında adına “öğrenci” denilen bireyler yaşamaktadır. Bu öğrencilerin büyük bir bölümü yerel yönetimlerden hizmet beklemektedir. Belediyeler öğrencilere yönelik neler düşünmektedir?

Hal böyle olunca bir vatandaş olarak belediyeleri yönetmeye talip olanlardan eğitim adına da bir şeyler duymak istiyorum. Kaldı ki dünyadaki çağdaş yerel yönetim anlayışında eğitim, yerel yönetimlerin önemli bir bacağını oluşturuyor.

Üzülerek söylemek zorundayım ki çok az başkan adayı “eğitime şu katkıyı yapacağım” dedi. Gönül ister ki çok daha fazla başkandan eğitim adına bir şeyler duyalım.

Çağdaş demokratik toplumlarda “yerinden yönetim” anlayışı hakim kılındığı için eğitimin yönetimi de yerel yönetimlere bırakılmıştır. Genellikle, merkezi otorite eğitimin müfredatını ve ilkeleri belirliyor,  yerel yönetimler ise denetleme görevi yapıyor.

Örneğin İngiltere’de uzun yıllardır eğitimi yerel yönetimlere devredilmiş durumdadır. Bizde ise hala merkezi sistemin hantal yapısı ve bürokratik engelleri ile eğitim yönetilmeye çalışılmaktadır. Okul yöneticileri bu hantal yapı yüzünden devletten bir şey beklemekten vazgeçmişler, tüm olanaksızlıklara rağmen okulları ekonomik olarak ayakta tutmaya çalışmaktadır.

Bu nedenle belediyeleri yönetmeye talip olanların hedefleri arasında, “eğitimi yönetme” de olmalıdır ve bunu merkezi hükümetten talep etmelidir. Belki bunun için yasal değişiklik de gerekmektedir. Ancak bunu talep eden olmayınca hükümetler de eğitimi yönetme erkini yerel yönetimlerle paylaşmayı pek düşünmemektedir.

Bu noktada sivil topluma da büyük görevler düşmektedir. Halk, yerel yönetimlerde demokratik anlayışın ve katılımcılığın gelişmesi için baskı unsuru olmaya devam etmeli ve eğitimin yönetiminde yerel yönetimlerin daha etkin rol alması için çaba göstermelidir. Çünkü çağdaş toplum, çağdaş yerel yönetim ve çağdaş eğitim anlayışı bunu gerektiriyor.