Köşe Yazarları

Yerel istihdam teşvikle artmıyorsa, zorlayacaksın…

Başbakan Tufan Erhürman, göreve geldiğinden beri, turizm konusu ne zaman gündeme gelse, yerli istihdam rakamlarını ortaya koyuyor, dün “Yerli Üretim ve Yerel İstihdam” toplantısında “Yüzde 20” dedi, birkaç ay önce de yüzde 22 demişti. Giderek düşüyor galiba.

Geçen Temmuzda düzenlenen “Turizm Stratejisi 2024 Çalıştayı”nda da aynı konular havada dövülmüştü.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, yerli istihdamını artırmak için ardı ardına verdiği teşviklere rağmen bu sayı artmıyor.

Bu yıl Yerel İşgücü İstihdamının Desteklenmesi Tüzüğü yenilendi. Her yabancı uyruklu işçi için kesilen %5 oranındaki “Yerli İstihdamına Katkı Primleri”nin yerel işgücü istihdamının geliştirilmesine katkı amacıyla değerlendirilmesi hedefi tekrar edidli.

Aslında Tüzük, Aralık 2013’de de benzer şekilde çıkmıştı. Son yapılan düzenlemeyle, ivme kazanacağı düşünüldü.

Ama anlaşılan öyle olmadı. Daha geçenlerde Çalışma Bakanı Çeler, bu fonda iyi bir para biriktiğini söylüyordu. Demek ki, “Yüzde 5’i öderim, dışarıdan işçi getirmeyi tercih ederim” anlayışı sürüyor.

Turizm sektöründe genel istihdam rakamı 17 bin civarında. Bunun yüzde 20’si 3 bin 400. Oysa üniversitelerimizde turizm bölümlerinde okuyan öğrencilerin yüzde 20’si KKTC’li.  Demek ki iyi bir yetişmiş eleman potansiyeli var.

Diyeceğim şu ki, yerli istihdamını artırmak, teşviklerle falan olacak gibi değil. Yasal zorunluluk takip edilecek, denetlenecek.

Teşviği, desteği, vergi muafiyetini de yüzde 70 yerel istihdam zorunluluğuna bağla bakalım, nasıl oluyor…

2014’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aziz Gürpınar’ın bir sözü vardı. Turizm sektöründe çalışacak yabancı uyruklu işgücünün izinlendirilmesine ‘sınırlama’ getirileceğini söylüyordu. Tabii bunun da bir süreç gerektirdiğini. Aradan 5 yıl geçti, hala aynı dertten muzdarip olduğumuza göre, ne o sınırlandırma getirilmiş, ne sayı artmış. Aksine o dönem Gürpınar, KKTC’li istihdamını yüzde 30 olarak açıklamıştı. O günden bugüne sayı yüzde 10 daha düşmüş.

Yerli ürün konusu da aynı. Turistik tesislerin yerli ürün kullanım oranını Başbakan yüzde 15 olarak açıklıyor. Ama bizzat turizmciler, yüzde 10’u geçmediği iddiasında. Yine turizm sektöründen gelenler, yerli ürün kullanımının düşük kalmasını, otellerin yönetim kadrolarının yerel personel olmamasına bağlıyorlar. Adam senin ne ürettiğini bilmez. Ne marka bilirse, ona yönelir. Haydi, süt ürünlerinde standart sorunu var deniyor, ama bir temizlik malzemesinde neden yüzde yüz yerli olmasın? Dediğim gibi, işletmenin yönetiminde yabancı işgücü olduğu için, yerel ürün kullanımı artamıyor. Çünkü bir zorunluluk yok.

Dahası, geçen Mayıs’ta Başbakan bizzat kendisi, tesislerden yerli ürün kullanımı konusunda veri talep ettikleri halde alamadılarını söylüyordu. Olamaz böyle bir rahatlık.

İşte güneydeki feta konusu. Herkesin bildiği, ama kimsenin “haydi yapalım” demediği. Güneyde her türlü otel, restoranda, “Cyprus salad” sunuyorsan, üstüne yerel üretim beyaz peynir “feta” koyacaksın. Mecbursun. Var mı bizde böyle bir zorunluluk?

Dün de yazmıştım. Şikayetle hiçbir şeyin değişeceği yoktur. Bankalar Yasası’ndaki gibi, yerel istihdamı zorunlu hale getirmedikten sonra, bu şikayetlerin bir anlamı yoktur.

Devlet kendi otoritesini koyacak, denetleyecek.

Ha, bu arada toplantının ev sahipliğini yapan Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu da bir süre önce, otellerin yerli üreticinin ürettiği ürünleri almadığı, yerli istihdam yapmadığı eleştirilerine “Kesinlikle kabul etmiyorum” diyen bir Bakandır, onu da hatırlatalım.

 

YERİN KULAĞI VAR

“HAFIZASI AKINCI’YI YANILTIYOR”: 

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, “Anastasiadis Sayın Çavuşoğlu’na ve bana 2 devletli çözümden, gevşek federasyondan ve desenralizasyondan bahsetti, ancak ne istediğini anlatamadı” sözlerine karşılık Rum lider, Akıncı’nın hafızasının kendisini yanılttığını söyleyerek, “Rum kesiminin önerilerini yazılı olarak sunduğumu unutuyor ve nerdeyse iki yıl sonra, Crans Montana’da güya böyle bir şey önerdiğimi söylemeyi hatırlıyor…” diyerek anında yanıt verdi… Hadi canım sen de. Diplomasinin “belge olmayan belgelerinden” işte.

KÖR KENDİNDEN BİLİR:

Anastasiadis “Türkiye, Kıbrıs Rum toplumu içerisinde bir bölünme ortamı meydana getirme niyetinde” diyor. Kör kendinden bilir derler. “Kıbrıslı Türkler Türkiye’yle göbek bağını kesmeli”, “Kıbrıslı Türkiye’nin mi yoksa Kıbrıs Devleti’nin bir parçası olacaklarını seçsinler” sözleri bölücülük değil de neydi acaba?…

YAPMAYIN SAYIN ÇAVUŞOĞLU: 

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu BRT’de katıldığı programda, “ Bizim karşı olduğumuz bir grup var.  Türkiye düşmanı olanlar var, Ruma teslim olmamızı isteyenler var” derken kimleri ima etti bilmiyorum ama, keşke toplumu bölecek, birilerini hedef tahtasına koyacak bu tür açıklamalar yapmasaydı. Toplumun bugün yeni kararların eşiğinde, her zamankinden daha çok birlikteliğe ihtiyacı var.

HP, ÇALMADAN ÇIRPMADAN: Halkın Partisi 1. Kurultayı yapıldı. Öne çıkan “çalıp, çırpmadan düzgün icraat” söylemi oldu. Bence buna “eğilip, bükülmeden” de deselerdi keşke. Bugünlerde herkesin beklentisi bu. HP kuruluşundan hemen sonra iktidara geldiği için, ideolojilerini tam olarak anlama imkanı bulamadık.

KEŞKE:

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aday olacaklar için düzenlenen törende konuşan AKEL Genel Sekreteri Kiprianu; “AynI yurdu paylaştığımız Kıbrıslı Türklerle yarının Kıbrısını birlikte inşa etmek istiyoruz” dedi. Madem Kıbrıslı bir Türkü aday gösterdiler ve geleceği birlikte kuracağımızı söylediler, keşke sadece Rumca değil, Türkçe bir şeyler de yazabilselerdi afişlere…

BİR YERDE HATA VAR:

2018 yılı işçi kazaları ve ölümlerinin en çok yaşandığı yıl oldu. Mevcut hükümet geçmiş hükümetlere göre daha çok önlem almasına rağmen işçi ölümlerinin önüne geçemedi bir türlü. Demek ki bir yerde bir eksik var. Çezaların çok daha caydırıcı olması yanında denetimlerin de çok daha sık yapılması gerekir sanırım. Yoksa bu kazaların önü başka türlü alınamayacak…

 ZİRVEDEKİLER

Mustafa Akıncı:  “Sayın Çavuşoğlu’nun çeşitli yorumlara neden olan GAÜ’deki konuşmasında yaptığı tek adamlık vurgusunu üzerime alınmam söz konusu bile olamaz. Bizde tek adamlık rejimi olmadığını hatırlatmaya bile gerek görmüyorum”…

DİPTEKİLER

Kim Dur Diyecek: Meclis Başkan Yardımcısı UBP milletvekili Zorlu Töre, Meclis Basın Bürosunu kendi siyasi emellerine alet ederek, partisinin cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili açıklamalarına “Meclis Basın Bürosu” aracılığıyla cevap veriyor. Belli ki Meclis’in basın bürosu da buna alet oluyor. Zamanında Meclis Başkanı’na “içki içiyorlar” suçlamasına ses çıkarmayanlar, bunu hayda hayda kabul ederler…

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı