Köşe Yazarları

Yeni yöntem arayışları!


Yoksa diyorum bazan, “Müzakereleri çok mu ciddiye alıyoruz?” Çünkü müzakere heyetinin kendisi de aradan bir yıl geçmesine karşın “olası çözümün” üzerine serpilecek bir tutamlık umut kalmadığından  yakınıyor!

Nitekim son günlerde bugüne dek süregelen “müzakere yöntemin”  süreci olumsuz etkilediği şikâyetleri yapılırken, yöntem değişikliğine gidilmesi gerektiği söyleniyor.. Bu konuda bir de somut örnek veriliyor.

Mesela en zor “konulardan” biri olan  mülkiyet konusu. “Ana başlığın” altındaki “başlıkların” müzakeresi söz konusu olduğunda  bir tekinde bile uzlaşmaya varılamadığında süreç tıkanıyor yeni bir uzlaşı üretilemiyor! Ve deniyor ki “konular paket halinde görüşülsün!”

METOT DEĞİŞİKLİĞİ:  Müzakereler başlarken de yazıyorduk sonrasında da.                   Kıbrıs Türk halkı ile Rum halkının sorunu “yönetim paylaşımından” çok “mülk paylaşımı ile sınırların tespiti sorunudur.”                         Dahası “Kuzey ile Güney birbirinden iki kurucu devlet olarak ayrılırken, nasıl “birleşecek” sorunudur?

       Bu “birleşme” federal sisteme mi yoksa federal sistem bu “birleşmeye” mi adapte olacaktır?

“Çözüm iki bölgeli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı, TC’nin garantisini içeren” bir başlık altında mı aranacak yoksa Rum tarafının mülk ve nüfus çoğunluğunu tatmin edecek bir çözüm mü olacak?

Geçen süre içinde anladık ki Rum tarafı  için çözüm, öncelikle nüfus çoğunluğuna dayalı bir yönetim, yanı sıra Kuzey’deki mülküne yeniden sahip çıkmasıdır! Bu nedenle iki bölge ve iki toplum oluştan sapılırken iki kurucu devlet işlevi de Rum ağırlıklı bir takım haklarla Kuzey’e yönelik tasarruflar haline getirildi. Mesela  Çapraz oylama, yahut 1 Türk vatandaşlığına karşılık 4 Rum vatandaşlığı..

Adanın yüzde 34’ünden yüzde 29’lara gerilerken de “iki ortak devlet değil, azınlık çoğunluk esasını koruyacak bir paylaşım” kabulü söz konusu oldu!

HEPSİ DE MASADA! Anladığımızca sorunlar aşılmış değil. Altı ana başlığın altındaki başlıklarda pek çok pürüz var. Annan planı referanduma giderken de öyleydi, boşlukta kalan sorunlu maddeleri doldurup tamamlama BM’ler Genel Sekreterinin inisiyatifine bırakıldıydı. Şimdi böyle bir şeyin olmayacağı ancak Eide’ya daha geniş yetkiler vererek müzakerelerde inisiyatifi ele alması gibi bir düşünce de var. Tabi Rum tarafı kabul ederse!                                                         Şimdilik müzakerelereden sual ederseniz vaziyeti umumiye bu! Doğu Akdeniz’den kopan dalgalar da  vurmasa sahillerimize, neredeyse unutup gideceğiz müzakereleri!


       GEÇEN HAFTA: (GÜNDEMİ TIP-İŞ BELİRLEDİYDİ!)

Geçen hafta  “tutun ki Serdar Denktaş’ın nefesini kesecek, kendisini yoğun bakıma kaldırmalarına kadar varacak sıkıntılarla geçti! (Bu arada Serdar Denktaş’a geçmiş olsun diyoruz.)

Geçen haftaya TIP-İş’in grevi ile başlandı,  “bankalarımızın AB’ye uyum çerçevesinde denetçilere açılıp değerlendirilmeleri ve analizlerinin yapılması” olayına kadar vardıydı!

TIP İŞ GREVİ:  42 yıl sonra bile çözüm bulamayan sorunların yüzümüze çarpan utanç  şamarı oldu! Sonuçta hükümet kanadından sözler alındı,  çözüm süreci takvime bağlandı..

Bizse “bu kaçıncı ama” dedik! Her sıkıştırıldığında, sıkıştığı için sürekli “sözler” veren gelip giden hükümetlerin aslında asıl yaptıkları sorunları birbirlerine devretmeleri!

Bu nedenle diyoruz. Ayni gözlükleri kullanan, sorunlara ayni vizyonla yaklaşan UBP-DPBG koalisyonunu bu uyumu ile KKTC’ye çok faydalar sağlayabilir, tam fırsatıdır!

       Tabi bu konuda  sağlık sorunlarını “başa” koymak gerekir! Ki memleketin “iki büyük kurumu ayni zamanda iki büyük sendikası” ile yıllar ötesinden geldi bugünlere ve hayrettir! Sorun üstüne sorun yarattılar sadece!

Birisi “Sağlık servisleridir” o kurumların, diğeri “Eğitim Öğrenimdir!” Ve bunlara bağlı “güçlü sendikalarıdır” tabi! Nitekim geçen hafta neden gelip giden hükümetlerin bu sendikalarla dalaşmak yerine sorunları birlikte çözmeyi denemediklerini sorguladıktı!

Yani  ülkenin “kurumları” siyasi partiler hiyarerşisinde olduğu gibi Sol-Sağ parçalara ayrılmışlıklarında  “iktidar-muhalefet” oyunu mu sahneleyecekler? O zaman 42 yıl daha geçse sorunlar yine çözülmez!


KKTC BANKALARININ DENETİMİ! “Çözüm olmasa da devlet olmak zorundayız.” Dünyaya açılmanın bir başka çaresi yok!

Geçen haftanın bir önemli konusu da Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın olumsuz tepkisine neden olan Sn. Akıncı’nın bankalarla ilgili açıklamasıydı!

Diyordu ki Sn. Akıncı “geçiş döneminde bankaların AB ülkelerinde işlevsel olabilmeleri için uluslar arası uzman kuruluşlar tarafından bazı testlere tabi tutulması gerekiyor. Bunun da 3 milyon euro tutarında maliyeti vardır. Bu para KKTC’ye verilmek istenmekte fakat hükümet reddetmektedir…”

Ardından Sn. Akıncı’ya cevap veren Denktaş, KKTC’deki bankacılık sektörünün önünü tıkayanın Rum tarafı olduğunu açıkladıydı..

SORUN! Hükümet AB ile KKTC’nin uyumlaştırılması çerçevesinde    “uluslararası uzmanlarca yapılacak bankalar denetim ve değerlendirme verilerinin” Rum tarafının eline geçmesinden korkuyor!  Çünkü Kuzey’de bankalara ipotekli çok sayıda Rum malı var!  Dolayısıyle diyor ki Denktaş, “bize kriterler verilsin bu denetleme ve değerlendirmeyi biz yapalım kendilerine verelim!” Tabi olacak iş değil!                                                                   Nitekim Fikri Toros KKTC’nin tüm standartlarını AB ile uyumlaştırmak zorunda olduğumuzu söylerken, eski Maliye Bakanı Özgür de “siyasi yönden sakıncalı bir durum ortaya çıkacaksa bunun Meclis tarafından düzeltilebileceğini” söylüyor. Maliyeci Tatar ise “Firmalar konsorsiyum kurup İstanbul’daki Uluslar arası bir şirketle bu denetimi yapabilir” diyor..

ÇOK TEKNİK KONU: Anlamakta zorlanıyorum. Ancak Rum tarafınca siyasi istismara açık olduğu da gerçek! Asıl ilgi çekici yanı ise şu:  Eğer ve gerçekten “bankacılığımız ak pak ve dünya aleme, tanınmamış bir devlet olmamıza karşın iftiharla sergileyeceğimiz   durumdaysa, doğrusu şu ki “denetim için verilecek 3 milyon yuroyu tepmek akla zarar olmalı..”

Kaldı ki korkunun ecele faydası yoktur maliyecilerin de söyledikleri gibi çözüm olsa da olmasa bu açılımları yapmak zorundayız.. Tabi bir şeylerden korkumuz yoksa!

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı