Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yeni yıl aslında bir hesaplaşmadır…

Radyo Havadis’te Pazartesi günleri Gizem Çeliker Akandere ve Ahmet Okan’la yaptığımız programda bu hafta ağırlıklı olarak Türkiye’de yaşanan terör olaylarını konuştuk. Yılın ilk saatlerinde yaşanan ve onlarca kişiyi hayattan koparan böyesi bir olayı konuşmamak olmazdı zaten. Ama belli ki, önü alınamayan terör ve yaşattıkları kendi gündemimizden de koparttı bizi. Bir izleyicinin “artık terör haberleri duymaktan bıktık, lütfen kendi ülkemizdeki sorunları tartışalım artık” demesiyle de kendimize geldik.

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık…

Yeni bir yıl demek, yeni beklentiler, yeni ümitler demektir aslında. Bazen de bir mukayesedir. Neler yaptık, neler yapmalıyız diye…
Eminim birçoğumuzun geçmiş yılla ilgili düşüncelerini sorsam, kimse “iyi bir yıldı” demeyecek. Hatta, “aman bitti de kurtulduk” diyeceklerdir. Aslında sadece 2016 için değil, hiç bir geçmiş yıl için güzel şeyler söylenmez… Adettendir, giden yıl kötülenir, gerçekleşmeyen beklentilerin, yeni bir yıl ile gerçekleşeceği umudunu taşırız hep…

Olmayacağını bile bile, sevgi ve saygının, savaşların değil, barışın hakim olmasını dileriz. Oysa hepimiz de çok iyi biliyoruz ki, bu yıl da, savaşlar, trafik kazaları, felaketler ve hastalıklar olacak, suçsuz insanlar ölecek…
2016 yılına o kadar olay damga vurdu ki, hangisini hatırlasam bilemiyorum. Türkiye’den gelen su için verilen kavgaları mı..? Uyuşturucu olaylarının tavan yaptığını mı? Eğitimde, sağlıkta yaşananları mı, sel baskınlarını mı, yoksa trafiğe verdiğimiz gencecik canları mı..?

Yeni yıl bir hesaplaşmaysa eğer, bence trafik kazalarından başlamak gerekir.  Nedenlerini doğru bir şekilde analiz ettikten sonra, en aza indirmek zor değil aslında. Oysa bugüne kadar unuttuk, unutturulduk… Öyle olmasa bir yılda 3 bin 814 trafik kazası meydana gelir, 36 kişi hayatını kaybeder miydi?

Ve Türkiye’den gelen su, 2016 yılında en çok tartışılan olaylardan bir başkasıydı. Suyun gelmesini isteyenlerle, karşı olanların karşılıklı suçlama ve eylemlerine şahit olduk.   Şimdi şuradan bakınca, ‘değdi mi’ diyor insan…  Boş yere yaşandı kavgalar, belki de boş yere yıkıldı hükümet…

Bir başka hesaplaşma, doğaya verdiğimiz zarar… Bir kez daha intikamını aldı doğa… Dere ıslahı, ihale, emirname şu, bu, sonuç ortada… Demek ki ders almıyoruz, beceremiyoruz.

Siyaset sahnesind bu yıl yeni isimler, yeni oluşumlar var… Geçmişin statükosuna saplanmaktan şikayet edenler, bu yeni oluşumlara umutla bakıyor… Yani umut hiç yok da değil… hatta belki diperleri de kendilerine şöyle bir çeki düzen verirler, ne dersiniz?

Değişmeyenlerden bir KTÖS… Halkın hassasiyetlerinin üstüne basarak siyaset yapmaktan vaz geçmiyor. Şimdi bize o saçma sapan, katı bir şekilde ideolojik ajandayı tartıştırıyor. Sanki başka derdimiz yokmuş gibi…

Yıllardır süren siyasi kavgaların bitip, toplumsal barışın hüküm sürdüğü, insanların siyasi kimlikleri ile değil, bilgi ve liyakat ile değerlendirildiği bir yönetim anlayışı hayallerimizi yeni yıla taşıdık…
Aynen Kıbrıs konusunda olduğu gibi… İki toplumun öyle kardeşçe olmasa da, yan yana birbirini anlayarak, gelecek kaygısı duymadan, huzur ve güven içerisinde yaşayacağı, adil ve kalıcı bir çözüm umutları da yeni yıla kaldı.

Son raunt önümüzdeki hafta başı Cenevre’de başlayacak. Orada bir boks maçı yok aslında, en doğru tanım, satranç turnuvası olabilir… Taşlarını ve hamlelerini iyi yapan masadan kazançlı çıkacak. Her iki taraf da Cenvere’ye resmen çıkarma yapacak. Türk tarafına görüşme heyeti dışında, Mecliste temsil edilen siyasi partiler de eşlik ederken, Rum tarafında Ulusal Konseyin tümü Cenevre’de olacak. Özellikle redci kesim, toplum içinde yüzdelikleri az olsa da, temsiliyet açısından epey kalabalık oluşturuyor. Onların korosu çok açık ki Anastasiadis’i rahat ettirmeyecek…

2016 doğal takvim falan denmişti ama, Kıbrıs’ın gerçeği bu, yine incir ipi gibi uzadı…. Olsun da varsın 2017’de olsun diyorum ama, diğer konularda olduğu gibi, bunda da fazla bir umut yok…


YERİN KULAĞI VAR

DAVET DEĞİL RANDEVU TALEBİ:

Ardı ardına gelen Ankara ziyaretlerine Başbakan’ın ziyareti de eklenince, biraz araştırdık ve öğrendik ki, davet yok, randevu talebi var. Hatta yakında Serdar Denktaş’ın da bir ziyaret gerçekleştireceği duyumu aldık. Cenevre öncesi trafik yoğun. Anlaşılan Cenevre için arzulanan fikir birliğini sağlama işini Ankara üstlenmiş… Umarız görüş birliği içinde giderler de oralarda bir çatlak meydana gelmez…

 

KİŞİSEL DEĞİLSE NE?:

CTP’nin köklü isimlerinden Sonay Adem ve Ali Gulle istifa mektuplarında, parti içindeki sorunun “kişisel” olarak görülmesinden yakınmışlar ve “CTP içerisinde parti ahlak ve geleneklerine bağlılık aptallık sayılıyor”açıklamasında bulunmuşlar. Keşke kendileri de böyle bir açıklama yaparken, ideolojik ayrılıklarının ne olduğunu açıklasalardı. Belki o zaman insanlar istifalara, kişisel kavga olarak bakmazdı…

 

HEBA OLAN YILLAR:

Milleti perişan eden elektrik zammı hükümetin gündemindeymiş… Sanki zammı ben yapmışım gibi… Serdar Denktaş maliyet unsurlarına dikkat çekmiş, EL-SEN’in elektriğin ucuzlatılabileceği yönündeki iddiasının da inceleneceğini, söylemiş. Okuduğumda, ‘ben bu sözleri bir yerden hatırlıyorum’ dedim, arşive baktım. Sene 2011. Denktaş muhalefette. EL-Sen’le görüşüyor, El-Sen o gün de aynı önerilerini sunuyor, siyasilerin elinin kurumdan çekilmesi ve özelleştirmeye karşı işbirliği yapacaklarını açıklıyorlar. Aradan 6 yıl geçiyor, Serdar Denktaş defalarca bakan oluyor, ama her seferinde sanki olaya sıfırdan başlıyor…

 

YİNE BÖLÜNDÜK:

Genellikle insanlar siyaseten sağcı-solcu diye, sportif olarak da Fenerli- Galatasaraylı diye taraf olurlar  bildiğimiz. Demokrasiyi içselleştirdiğimize inanırdık ve bugüne kadar siyasi ya da sportif böyle bir bölünme yaşamamıştık… KTÖS’ün çıkardığı bir ajanda toplumu, hiç olmadığı kadar bölmeye yetti. İş o raddeye vardı ki, ajandanın aleyhine miting bile yapıyoruz. herkes hareketlerine dikkat etmeli aslında, fırsatları değerlendirip, durumdan vazife çıkaranlar, ayrılıklarımızı kaşıyanlar var…

 

YA ŞÖMİNELER?:

Günlerdir gazetelerde odun sobalarından çıkan dumanın çevreye zehir saçtığı yazılıp çiziliyor. Elektrik ve mazota gücü yetmeyen gariban vatandaşın ısınmak için tek çaresi bu. Peki bu hava kirliliği yaratıyor mu, kesinlikle evet. Ancak görmezden geldiğimiz şömineler ne olacak. Onlar da odun yakıyor, hem de ısınmak için değil, zevk için. Keşke odun sobalarının doğaya ve havaya verdiği zararı şömineler için de düşünebilsek…

 

NASIL UMUTLU OLALIM:

Her yeni yıla taze umutlar, beklentiler taşınır, yeni yılın daha güzel olacağı barış temennileri yapılır. Ancak dünyayı saran terör olayları bu temennilerin ne kadar boş olduğunu, gerçeklerin çok başka olduğunu vuruyor yüzümüze. Yılın ilk günü Türkiye ve ABD’de yaşanan terör eylemleri umutla girdiğimiz 2017’nin aslında, eski yıla göre çok daha kanlı geçeceğinin somut bir örneği oldu. Böylesi bir dünyada, barış ve sevgi sözleri anlam bulamıyor ne yazık ki…


ZİRVEDEKİLER

Hüseyin Ekmekçi: “Sonay Adem’in CTP’den istifası, Ergün Vehbi ve Fadıl Çağda’nın istifaları ile beraber yaşanan en acı olaydır. Şimdi oturup tartışın ‘biz nasıl böyle olduk’ ve yine sadece ‘birbirinizi suçlayın’… En ağır biçimde…”.

 


DİPTEKİLER

Trafik: 2016 yılında terörden sonra canımızı en çok acıtan, trafiğe verdiğimiz canlardı. 2015 yılındaki 28 ölümlü kaza 2016 yılında artış göstererek, 36’ya ulaştı. Nedenlerinin başında yolların bozukluğu, sürat, alkol ve dikkatsiz sürüş geliyor.