KKTC’nin mali odaklı bir dönüşüm programının kararlılıkla uygulanmasına ihtiyacı vardır.
Mali disipline sonuna kadar uyulmasına…
Çünkü ülkenin mali yapısının düzeltilmesi şart olmuştur.
Bu noktada yeni hükümet döneminde Maliye’nin güçlü kurumsal yapısı korunmalı, uygulanacak politikalar tek merkezden koordine edilmelidir.
Gelinen aşamada çok parçalı bir yapı ülkenin mali durumuna zarar vermekten başka bir işe yaramayacaktır.
Maliye’nin belirlediği politikalarla uyuşmayan taleplere fırsat verilmeyecek bir kararlılık ortaya konulmalı, düzenlemeler bu çerçevede yapılmalıdır.
Ülkenin mali yapısının düzelmesi için mali politika odaklı bir vizyon uygulanmaya konulmalı, elde edilecek kaynaklarla yıllardır yapılması öngörülen reformlar bir an önce yapılıp yapısal dönüşüm sağlanmalıdır.
Bu nedenle kişisel rant elde etme odaklı siyasete kapılar kapatılmalıdır.
Türkiye’den gelecek mali kaynağın reformların gerçekleştirilmesi ve yapısal dönüşüm için kullanılması sağlanmalıdır.
Zaten Türkiye ile imzalanması beklenen mali ve ekonomik işbirliği protokolü maliye odaklı bir yapısal dönüşümü öngörüyor.
İmzalanacak protokolle birlikte kamuda mali yönetim yasası çıkarılmalı, üç yıllık bütçe uygulamasına geçilmelidir.
Artık Türkiye ile imzalanan protokoller sırf Türkiye’den kaynak aktarımını sağlayacak bir araç olarak görülmekten çıkarılmalı, ülkedeki değişimi sağlayacak bir araç olarak kullanılmalıdır.
Bu yolda da Türkiye ile işbirliği içinde yürünmelidir.
Hedef ise orta vadeli program ve reformları ilk aşamada gerçekleştirmek olmalıdır.
Giden hükümette en büyük sorun koalisyonun büyük ortağının parti içi çekişmeleri idi.
Su konusunda gereksiz zaman kaybı yaşanmamış olsa ve Türkiye’den reformlar için öngörülen 150 milyon liralık kaynak alınsaydı bugün ülkenin mali yapısı çok farklı olurdu.
13’üncü maaş ya da geçtiğimiz ay sonu yaşanan maaş krizleri yaşanmaz, üretici alacaklarını alırdı.
Ama olmadı.
CTP Genel Başkanı ve Genel Merkezi ‘neyi nasıl yapacağı’ üzerinden siyaset üretmek yerine “Neye karşı olunduğu” üzerinden bir iktidar anlayışı sergilemeyi tercih etti.
Kendi hükümetini zora sokmak için her şeyi yaptı.
Ülkenin gerçek ihtiyaçlarının ne olduğu dikkate alınmadı.
Mali krizi analiz edip buna göre politikalar üretmekten çok uzak bir yaklaşım sergilendi.
CTP bu konuda aynaya bakıp gerekli tedbirleri almazsa bir sonraki seçimde çok büyük bir yıkımla da karşılaşabilir. Bu nedenle CTP kendi içinde kişileri tartışmak ve kavga etmek yerine ülkenin ihtiyaçlarını görerek sorunlara çözüm üretecek gerçekçi politikalar üretmeye yönlenmelidir.
Sonuçta, CTP’nin kendi içindeki tartışma ve kavgalar CTP-UBP koalisyon hükümetini bitirdi.
Şimdi yeni bir koalisyon hükümeti var.
Dileyelim yeni kurulan UBP-DP koalisyon hükümeti ülkenin ihtiyacı olan mali yapının düzelmesi konusunda doğru adımlar atsın.
Yoksa ülkede durum daha da vahim bir hal alacak.
































