Köşe Yazarları

Yeni Hükümet ve Ekonomik sorunlar,







Sonuçta Hükümet konusunda üç parti uzlaştı. Halka hizmetler açısından koalisyon ortaklarının hem birbirlerine hem de halka karşı daha saygılı ve şeffaf olacaklarına inanmak isteriz. Çünkü geçmiş dönem Hükümetinde hem hizmetler tümüyle ihmal edildi hem de sürekli ortaklar basın yoluyla meydan okudu ki bu karşılıklı düellolar halkımızı bıktırmıştı. Gerek bu geçtiğimiz koalisyon partileri içindeki antidemokratik emrivakiler de Hükümet icraatları ve Meclis çalışmalarını o kadar tıkadı ki erken seçime gitme mecburiyeti hasıl oldu. Erken seçim sonucu ise aynı oluşumu doğurdu. Ancak seçim sonunda aynı ortaklar Hükümet kurduğu cihetle geçmiş Hükümettekilerin aynı rahatsızlıklarını yaşamak istemiyor. Onun için yazdım. Yeni başbakan bunu başarırsa iyi olacak.. Hayırlısını dileyelim.




Bu gün kabinenin Cumhurbaşkanı Tatar’a sunulacağını Başbakan Sucuoğlu açıkladı. Bakalım yeni kurulan Hükümet biriken sorunlara nasıl bir yaklaşımla ve hangi açılardan bakılarak çözüm getirecek. Halkın sesinin iyi dinlenmesi ve nabzın iyi tutulmasını dilerim. Çünkü her çözüm halkın genel desteği ile ancak başarıya ulaştırılabilir. Zamanımızda empoze ile ne ekonomik ne de iç ve dış siyasal politikaların uygulanması mümkün değildir.  Hayırlı olmasını dileriz.



TCMB’nın Faiz kararı ve ekonomiye etkileri?

Geçen Perşembe günü TCMB Faiz kararını %14’de bıraktığını açıkladı ve gerekçesini de fiyat istikrarı ile finansal istikrar için atılan adımlarla birlikte enflasyonda baz etkilerinin kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngördüklerini ifade ettiler. TLsını öncelikleyen yeni önlemlerin de alındığına değinildi ki son alınan geçen haftaki yazımda bahsettiğim yeni ekonomik politikalar kastedilmektedir.

Halbuki TL’sının değerini yükseltmek için direk değer kaybından kurtaracak faizden başka diğer yan etkiler başka yan etkileri doğurmaktadır ve geçen yıl faizler düşürülmeye başladığından beri hem döviz kurlarında talep arttığı cihetle TL de önemli oranda değer kaybı oldu hem enflasyon arttı hem de ekonomide kur artışlarından dolayı maliyetler fırladı ve bu da fiyatlara yansıyarak piyasada büyük bir pahalılık yarattı.

Zaten denetim mekanizmaları da çalıştırılamadığı cihetle beyanatlar bir fayda veremiyor, çünkü maliyetler dolayısıyla artan fiyatlarda kim haklı kim fırsatçı o da kolay seçilmiyor.

Faiz, geçen yıl düşürüldükten sonra kurlar birdenbire patladı ve ilk 6 ayda politika faizleri %19 iken dolar  8.4TL idi. Faizler Eylülden sonra düşmeye başlayınca Şubat dahil son 5 ayda yalnız doları alırsak 13.6 oldu. Tahvil faizleri %17.4 iken bu yıl % 21.98’e enflasyon da 2021’de yıllık % 19 iken şimdi 2022’de yıllık son aylardaki artışlarla % 48.69’a çıktı.

Tüketici kredileri de %23’lerden % 28’lere çıktı. Yani politika faizini indirince maliyetler düşmedi tam tersi oldu. Ve yüksek enflasyonu doğurdu. Geçmiş yıllarda da enflasyona göre politika faizi düşürüldüğü zaman hep ekonomik ve parasal krizler yaşanmıştı..

Çünkü sermayenin dolaşımının serbest olduğu ekonomilerde her şey talebe göre gelişir, aksine alınan kararlar yabancı sermayeyi ürkütür hatta yerli sermayeyi de ülkeden kaçırır ve işletmeler kredilerle işlerini yürütmeye çalışarak bu da maliyetleri arttırır ve ekonomi dış kredilerle takviye edilmişse borç ödemeleri ve TL reel negatif faizi (Enflasyona göre)getiri sağlamazsa paranın değeri düşecek ve ihtiyaç olan dövize talep artışı ile döviz fiyatları fırlar. Bunun dışındaki önlemler şimdiye kadar yürüyemedi.

KKTC’ye yansıması ise daha daraltıcı ve tahrip edici oluyor. Enflasyonda %53.36’lara fırlamış, fiyatlar takip edilemez seviyelerde sürekli yukarı doğru yükselmektedir. Hükümetlerce doğru ve zamanında alınmayan ekonomik ve mali önlemler (ki para piyasasında TL’nin arttırılması ihtiyacı vardır) ve kayıt dışılıklar dolayısıyla bozulan ekonominin ve mali dengenin sağlanması için ve ekonomiyi tıkanık durumundan çıkaracak acil önlemlerin alınması, ayrıca denetim mekanizmalarının çalıştırılması şarttır.









Başa dön tuşu