Her yıl ülkede yaklaşık 3 bin civarında genç liseden mezun oluyor. Bunların %70’i üniversiteye gidiyor. Bu oran dünya standartlarının çok üzerinde… Avrupa’da bu rakamlar %50’nin altındadır. Bizim gibi üretimin yerlerde süründüğü ülkelerde aşırı üniversiteleşme genç işsizliği de beraberinde getirmektedir.
Devlet Planlama Örgütü’nün verilerine göre ülkedeki genç işsizlik %30 civarındadır. Bu oran da çok yüksektir. Ülkede ciddi bir ara eleman eksikliği varken, biz ülkede öyle bir sistem yaratmışız ki neredeyse herkes üniversiteye gidebiliyor. Üniversitenin kapısından döndürülen yok. Birinden döndürülürse, diğerinin kapısından girilebiliyor. Ne de olsa ülkedeki üniversite sayısı 20’yi aştı…
Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı verilerine göre üniversiteye giden öğrencilerimizin çok büyük bir çoğunluğu KKTC’deki üniversiteleri tercih ediyor veya tercih etmek zorunda kalıyor.
2020-21 öğretim yılında liseden mezun olan 3005 öğrencinin 2069’u üniversiteye gitmiş. Bu 2069 öğrencinin de 1629’u KKTC’deki üniversiteleri tercih etmiş. Yani üniversiteye gitmeyi tercih edenlerin %79’u.. Son beş yılın en yüksek rakamı… Muhtemelen de tüm zamanların en yükseği…
ÖSYM yolu ile geçtiğimiz yıl Türkiye’deki üniversitelere giren öğrenci sayısı sadece 126. Geçmişi düşündüğümüzde, çok eski geçmişi değil, 20 yıl öncesine göre komik görünen bir rakam. Aslında trajikomik de olabilir. Beş yıl önce bu rakam 504 idi.
Bu arada Türkiye’deki üniversitelere A Level notları ile gidenler de var. Geçen yıl 74 kişi bir önceki yıl da 80 kişi bu yolla Türkiye’deki üniversitelere gitmiş. Bir de TC Bursu ile gidenler var onları da eklediğimizde 2020-21 öğretim yılında Türkiye’deki üniversitelere giden öğrenci sayımız 273 oluyor. Yani üniversiteye giden öğrencilerin sadece %13’ü…
Üçüncü ülkelere giden öğrenci sayımız geçen yıl 167. Yani ÖSYM yolu ile gidenlerden daha fazla. Bu durum da pek alışık olmadığımız bir durum. Sanırım bu ilk kez oluyor.
Hal böyle iken çocukları bekleyen bazı tehlikeler var. Önlerindeki kapılar bir bir kapanıyor. Önce İngiltere’nin AB’den çıkması ile İngiltere’de öğrenim görmek artık çok zor. Belki bundan sonra zenginler çocuklarını İngiltere’de okutabilecek. İkinci engel dövizin Türk lirası karşısında son üç yıl içinde üç kat değer kazanması, Avrupa’da öğrenim görecekler için ciddi bir engel teşkil ediyor.
Bunlar yetmezmiş gibi bir darbe de YÖK’ten geldi. YÖK aldığı karar ile artık gelecek öğretim yılından itibaren A Level sonuçları ile üniversitelere öğrenci alınmayacağını duyurdu. Son beş yılda Türkiye’nin iyi üniversitelerine A Level notları ile giren 325 Kıbrıslı Türk öğrenci varken, bu yolun da kapanması, Kıbrıslı Türk öğrencilerin üniversite seçeneklerini iyice daraltıyor.
İngiltere’nin AB’den çıkması, döviz artışı, YÖK kararını alt alta koyduğumuz zaman yeni öğretim yılında Kıbrıs’taki üniversiteleri tercih etmek zorunda kalacak çok sayıda öğrenci olacak. Kıbrıs’taki üniversiteleri tercih eden öğrencilerin oranı %79’dan daha da yukarılara çıkacak.
Belki de bu durum orta öğretim sistemimizin yeniden kurgulanmasına neden olacak. Mesela ben ciddi ciddi düşünüyorum, kolejlerde ve özel okullardaki A Level sınıflarının bu saatten sonra ne kadar anlamı kaldı? Tüm bu gelişmelerden sonra bunları enine boyuna tartışmak gerekiyor.
Tabii ki bu yazdıklarım eğitimi yönetenlerin gailesi ise…
































