Seyahat

YENİ DELHİ


Bu haftaki gezimizde biraz alışılmışın dışında uzaklara Güney Asya’da renklerin, ritimlerin ve farklılıkların ülkesi Hindistan’a uzanıyoruz.

Ülkenin doğusunda Bengal, batısında Umman Denizi, güneyinde ise Hint Okyanusu vardır. 3 hafta boyunca yayınlanacak olan yazı dizimde Kuzey Hindistan’ın farklı şehirlerindeki deneyimler ve görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. Bu haftaki ilk durağımız başkent Yeni Delhi’deyiz. Jaipur, Agra ve sonrasında ise Varanasi olacaktır. Kısacası ‘Golden Triangle’( Altın Üçgen) olarak bilinen bu güzergahta alışılmışın dışında deneyimler ve yorumlarımla karşılaşacaksınız.

Hindistan’a gitmeye karar verdiğimizde vize müracaatlarımızı Kıbrıs’tan yapıp 1 hafta sonra vizelerimizi almıştık. Uçak biletlerimizi ise THY ‘dan İstanbul aktarmalı olarak yaptık. İstanbul Havalimanından (IST) Indira Gandhi Uluslararası Havalimanına (DEL) 6 saatlik çok rahat bir uçuş sonrası vardık. Bu destinasyondaki THY uçak modelleri Boeing 777-300ER olup Ekonomi sınıfta bile ayak mesafesi geniş ve rahattır. İstanbul – Yeni Delhi arası gidiş dönüş uçak bilet fiyatı ise yer durumuna göre €450 -€700 arasında değişmektedir. Eğer dilerseniz Larnaka çıkışlı aktarmalı olarak da Delhi’ye uçabilirsiniz. Larnaka çıkışlı böyle bir uçuşun fiyatı ise €550 ‘dan başlamaktadır. Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı şehrin 16 kilometre güneybatısında olup Hindistan’ın en kalabalık havaalanıdır. Yapılan istatistiklerde bu havaalanını yılda 55 milyondan fazla kişinin kullandığı kaydedilmiştir. Hindistan hakkında ülkeye gitmeden pek çok yazı okuyup araştırma yapmıştım. Böyle olunca da hijyen açısından ülkede konaklama olarak 5* otellerin bizlere daha uygun olacağını düşünüp, rezervasyonlarımızı öyle yaptık. Başta büyük oteller, lüks restoran ve tapınaklar olmak üzere her daim bu yerler temiz ve bakımlıdır. Ancak ne yazık ki ayni görüşü kırsal kesim ve Delhi sokakları için söyleyemeyeceğim.

 

1639’da Babür imparatoru Şah Cihan Delhi’nin etrafını surlarla çevirdi.1649 – 1857 yılları arasında Delhi Babür İmparatorluğu’nun başkenti oldu. İngilizler 19. yüzyılda Hindistan’ı ele geçirdikten sonra V. George, 1911’de başkentin yeniden Delhi ancak Yeni Delhi olarak isimlendirilmesine karar verdi. Böyle de olunca başkent Kalküta’dan taşınacaktı.1947 yılında Hindistan bağımsızlığını kazanmış ve o tarihten itibaren ise ülkenin başkenti Yeni Delhi olmuştur. Hindistan’ın resmi ve ana dili olarak Hintçe ve İngilizce dilleri tüm resmi belgelerde kullanılmaktadır. Ancak Hindistan genelinde Assamese, Bengali, Bodo, Malayalam, Punjabi, Sanskrit, Urdu gibi 400 üzerinde dil ve lehçe konuşulmaktadır.

Hindistan’ın nüfusu 2019 sayımlarında 1.328milyon civarında olduğu belirtilmiştir. Böyle olunca başkent 27 milyon nüfus ile dünyanın en kalabalık 2.ci şehri olma özelliğini taşımaktadır. Yeni Delhi de pek o kadar olmasa bile Delhi ve kuzeydeki diğer şehirlerindeki karmaşa, kaos ve ses kirliliği dikkatinizi çeker. Ülke genelinde dinler arasında Hinduizm %80gibi bir oranla ağır basmakta olup bu konuyu ileriki haftalardaki yazılarımda sizlerle paylaşacağım. Ülkenin para birimi Hindistan Rupisi (INL) olup 100INL = 8 TL dir.

Delhi’de toplu ulaşım:

Şehirde toplu ulaşım rikşa, taksi, metro ve otobüs ile yapılır. Ülke genelinde pazarlık yapmak yaygın olduğundan rikşalara ve taksilere binmeden mutlaka pazarlık yapın ki karlı siz çıkasınız. Taksiler beyaz veya yeşil- siyah renk 1950-1960 model klasik arabalardan oluşur. Otobüsler kendi içlerinde 3’e ayrılır ve kategorilerine göre fiyatlandırma yapılır. Bu otobüslerin bazılarının hala daha nasıl trafikte seyir halinde olduklarına şaşıp kalırsınız. İlk dikkatimizi çeken yollarda trafik şeridi olmamasıydı. Böyle olunca da pek tabii ki şerit ihlali diye bir şey söz konusu olamaz.  Arabalar birbirlerine o kadar yakın geçerler ki pek çoğunun yan aynaları ve tamponları yoktur. Bu araçlar sürekli birbirlerine korna çalarlar. Ses kirliliği yanı sıra hava kirliliği de limitlerin çok çok üstündedir. Ne yazık ki şehir Dünyanın en pis havasının olduğu şehirlerin başını çekmektedir.  Bu arada İngiliz idaresinden kalan bir uygulama ile trafik ayni Kıbrıs’ta olduğu gibi direksiyonlar sağda olup seyir ise yolun sol tarafından yapılmaktadır. Bizler ülkede kalacağımız süre içerisinde acenteden şoför ve rehberi ile araç aldığımızdan yol boyunca bu karmaşadan uzak kalmaya çalıştık. Ama Delhi’de kaldığımız 3 günde Hindistan’da gördüğümüz trafiğin en yoğunu ve en tehlikelisini gördük. Bu şehirde çok ölümlü trafik kazaları olmaktadır.

Delhi’ye ne zaman gidilir

Ülke genelinde yaz mevsimi sıcak ve kurak geçmekte olup sıcaklıklar 43C üzerine çıkmaktadır. Kıbrıs’ta daha sıcak günler yaşadık diyebilirsiniz ancak burada havayı insan kalabalığı ve keşmekeşten nefes almakta zorlanırsınız. O nedenle ülkeyi gezmek için en ideal dönem Aralık – Şubat dönemidir. Bu aylarda sıcaklıklar 25C civarında oluyor. Delhi’de yılın en yağışlı dönemi muson yağmurlarının olduğu Temmuz, Ağustos, Eylül aylarıdır. O nedenle hem nem hem de kalabalıktan  yaşayabileceğiniz keşmekeşten ötürü bu dönemde seyahat etmemenizi öneririm.

Delhi’de gezilecek yerler

Red Fort (Kızıl Kale):1639-1648 yılları arasında, Babür İmparatoru Şah Cihan’ın emriyle inşa edilen Red Fort, kırmızı taşlardan yapılmış olup Delhi’nin en önemli tarihi yapılarındandır. Kale’nin Lahore Kapısı(Lahore bakıyor) ve Delhi Kapısı olmak üzere iki kapısı vardır. İkinci kapı olan Delhi kapısı ise İmparatorluk zamanında törenlerde kullanılmaktaydı. Kale, Babür mimarisi ile inşa edilip birçok farklı ülkenin mimari yapısına ilham olmuştur. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan yapılardan biri olan Kızıl Kale, geçmiş yıllarda bir saray olarak hanedanlığa ev sahipliği de yapmıştır.

Qutub Minar: Hindistan’ın en uzun minaresi olarak 70 metre yükseklikte 12.ci yüzyılda inşa edilmiştir.  UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Qutub Minar’ın minaresi 5 katlı olup ilk 3 katı kumtaşından son 2 katı ise farklı taşlardan yapılmıştır. Minarenin duvarları Kuran’dan alınmış ayetlerin kabartmalarıyla süslenmiştir. 5 katlı minarenin yanında bulunan Quwwat-ul-Islam Camii’nin ise Delhi’nin ilk camisi olmasından ötürü Qutub Minar kompleksinin önemini artırıyor.

Humayun’s Tomb(Humayun Türbesi): Babür İmparatoru Hümayun Şah’ın ölümünün ardından 16.cı yüzyılda onun anısına beyaz mermer ve kırmızı kaya kullanılarak inşa edilmiştir. Türbe, Hindistan’da bahçeli olarak inşa edilen ilk türbe olma özelliğini taşıyor. Tac Mahal’a ilham verdiği düşünülen bu türbe UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir başka eserdir. Günün her saatinde ziyaret edilebilen bu türbe gece ışıklandırılmış olduğundan büyüleyici bir güzelliği vardır.

Indira Ghandi Müzesi: Hindistan tarihinde 2 kez başbakanlık yapmış ilk ve tek kadın başbakan olarak bilinir. Mahatma Ghandi ile akrabalığı yoktur. Evi müzeye dönüştürülmüştür. Indira Ghandi’nin kitapları ve ona verilen kişisel hediyeler müzede sergilenmektedir. Müze pazartesi günleri ziyarete kapalıdır.

National Gandhi Museum and Library (Ulusal Gandi Müzesi ve Kütüphanesi): Mahatma Ghandi, yüce ruh anlamına gelen ‘Mahatma’ adıyla anılır.  Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri olup Hindistan’ın bağımsızlığına kavuşmasında öncü olmuştur. Ghandi, görüşleri Gandizm olarak anılır.1948 yılında evinde suikast sonucu öldürülmüştür. Müzede Mahatma Gandhi’ nin çeşitli konuşmalarında kaydedilen ses kayıtları, fotoğrafları, giysileri gibi kişisel eşyalarının sergilendiği müzeyi gezerken ülkenin kültürünü, onun sadeliğini ve verdiği mücadeleyi daha yakından tanıma fırsatını bulursunuz. Öldürüldüğü zaman üzerinde bulunan kanlı dhoti(giysi) de müzede sergilenmektedir. Müzeden bahçeye çıktığınız zaman Dünya Barış Komitesi tarafından 2002 yılında Bali’deki bomba saldırısının anısına ve kardeşliğin sembolü olarak yapılan kocaman bir gong var. Bu gong ‘un üzerinde tüm ülkelerin bayraklarını (KKTC dahil), tüm dinlerin sembollerini ve Dünya okyanuslarının haritalarını görürsünüz. Müzeye giriş ücretsiz olup pazartesi günleri ziyarete kapalıdır.

.India Gate (Hint Kapısı): 1931 yılında, I. Dünya Savaşı’nda ölen 90 bin Hindistan askerinin anısına inşa edilmiştir. Anıt kırmızı taştan olup üzerinde savaşta ölen askerlerin adları yazıyor. Kapının altındaki ateş ise askerlerin anısına sürekli yanıyor.

Eski Delhi, Yeni Delhi’den çok farklı. Yeni Delhi ‘de olduğu gibi burada kocaman alış veriş merkezleri, güzel butik ve restoranları göremezsiniz. Buradaki trafikte bir keşmekeş tam anlamıyla bir kaos yaşarsınız. Sokak aralarında dükkanlardan çok kapı önüne tezgahlarını kurmuş seyyar satıcıları görürsünüz. O sıcak havada açıkta satılan yerel yemeklerin yanından bizler sadece bakarak geçtik. Her ne kadar da merak etmişsek bile tadına bakmaya cesaret edemedik. Binalar eski ama onları da geçin beni en çok şaşırtan direklere üst üste sarılı duran kablo karmaşasıydı. Eski kabloları söküp atmadan üzerlerine yenileri daha sonra daha da yenileri eklendi. Tamamen arap saçı görünümünde olan kablo yığınları sokakta gezerken gözünüze batıyor. Bana ilginç gelen bir başka olay ise erkek berberleriydi. Berberler kendi aralarında 2 farklı kategoriye ayrılmışlardı. 1.ci kategoridekiler dükkan içinde hizmet verenler.  2.ci kategoride olanlar ise yol kenarında kaldırımın üstünde olan seyyar berberlerdi. Bu berberlerin kaldırım üstünde tek koltukları olduğundan müşterilerini teker teker alırlardı. Gelen müşteri traş olmak için buraya oturduğunda eline bir araba yan aynası veya biraz daha büyük ayna verilirdi. O ayna ile müşteri traş olurken dergi veya mecmua okuma yerine yoldan geçenleri seyrederdi.

 

 

Hint mutfağı

Hint mutfağı, genellikle bol baharatlı yemeklerden oluşan bir mutfaktır. Hatta Hint tatlılarında bile baharat bulursunuz. Genelde tatlılarda kullanılan baharat tarçındır. Tavuklarda ise köri başı çekmektedir. Din gereği dana eti pek tüketilmez.

Tandoori Chicken: (Tandoori Tavuk): Yoğurt ve baharatlarla marine edilmiş tavuğu bir tandırda pişiriliyor.

Biryani: Marine edilmiş koyun ve tavuk eti, baharatlar ve safran ile yapılan bir pirinç yemeğidir. Yemeğe tadını veren içine katılan köri, kişniş, kimyon ve karabiber gibi baharatlardır.

 

Nerede kalınır

Şehirdeki konaklamalarınızı güvenlik ve hijyen bakımından 4*-5* otelleri tercih etmenizi öneririm. Bu oteller Avrupa otel fiyatlarından çok daha ucuzdur. 2 kişilik odada gecelik fiyatlar Hyatt Regency 5* €110, Taj Palace 5* €120, Holiday Inn Express 4* €90 gibi değişiklik göstermektedir. Erken rezervasyon kampanyası ile çok daha uygun fiyata otel bulmanız mümkündür.

Hindistan’da hijyene çok dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde ciddi sağlık sorunları ile karşılaşırsınız. İçme sularınızı dahi market yerine otellerden satın almanız tavsiye olunur.  Diş fırçalarken bile çeşme suyu yerine bu sulardan kullanınız. Hindistan’ın kuzeydeki geliri en yüksek şehir olmasına rağmen GSYİH Dünya ortalamasının çok altındadır.

Haftaya, renklerin ve ritimlerin ülkesi olan Hindistan’ın bir başka şehrinde buluşuncaya kadar sağlıkla kalın…..

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı