Poli

Yarın Bundan Sonraki Yeni Yaşamınızın İlk Günü

Pınar-Çavlan
Pınar Çavlan

Kimi zaman korkularımız, kimi zaman kalıplarımız, kimi zaman da hayatımız boyunca duyduğumuz ve doğru kabul ettiğimiz gerçekliklerimiz, yaşamımızda blokajlar oluşturarak geriye kalan yaşamımızı etkisi altına alıyor; ve bazılarımız bunu hiç fark etmeden hayatla ‘mücadele’ ediyor. Sonra “hayatım boyunca hep böyle oldu”lar, şanssızlığına bahtsızlığına üzülmeler, “bende şans olsaydı…”lar ardı ardına sürüp gidiyor.

Bilinçaltımız aslında farkında olmadan hayatımızı kontrol eden merkez. Yaşama dair bilgileri kaydediyoruz bilinçaltımıza. Ve sonrasında karşılaştığımız her durumda, bu kayıtlardan yararlanarak yaptığımız durum değerlendirmeleri ile algılarımız, davranışlarımız, tepkilerimiz, olasılıklarımız ve hatta sınırlarımız şekilleniyor. Bazılarımızın saçma olarak nitelendirdiği, ya da doğaüstü bir olay ya da batıl bir inanç gibi yorumladığı “düşünce gücü” aslında tamamen bilinçaltımıza dayanıyor. Bilinçaltımız en çok kullandığımız kelimelerle programlanıyor; dolayısıyla ne söylediğimize dikkat etmemiz, neyi tekrarladığımızın farkına varmamız oldukça önemli. Bilinçaltımız şakadan pek de anlamıyor çünkü…

“Sabahları erken kalkıp vaktinde hazırlanmış olsak bile geç kalıyoruz.” Bu cümleyi öyle bir kanıksamışım ki; evden çıkacağımız anda oğlumun bir şey unutması, ya da benim anahtarımı kaybetmem, bazen kapıyı çekip aşağıya indikten sonra geri dönmek zorunda kalmam, ya da erken çıkabilsek bile yolda kaza, trafik, yol çalışması vb. olması nedeniyle geç kalmayı başarıyorum bir şekilde. Bir düşünün, bu ve buna benzeri birçok şey yaşamıyor musunuz sizler de?

Doğduğumuz andan itibaren bize aşılanan inançlarımız ve eğilimlerimizin, bütün hayatımızı yönetiyor olduklarına ve hala daha bizimle birlikte olduklarına inanmak güç gelebilir belki… Alışılagelmiş bir kalıbı kıracak olursak: isteklerimizin gerçekleşmelerini sağlayan şey “inanmamız” değildir; bilinçaltımızdaki düşünce modeli ile bilincimizdeki düşünce modelinin uyumudur.

Kendimizi olumsuzluklarla kuşatılmış hissederiz bazen; bir aksilik olur, sonrasında her şey ters gitmeye başlar. Aslında bizi olumsuzluklar kuşatmıyor, biz kendimizi o olumsuzluklar girdabına kaptırıyoruz. Olumsuz düşüncelerin yaşadığımız aksiliklerle alakası yok aslında, tam tersi o olumsuz düşünceler serisi nedeniyle yaşadıklarımız olumsuz seyrediyor. Birçok insan bunu kabul etmiyor olsa da, “olumsuzluklar girdabında” dalgalandığınız sürece aksiliklerin bitmediğini fark ediyor aslında. Peki çok güzel başlayan bir günde durduk yere olan bir olayı da mı olumsuz düşünerek yaratmak nasıl olabilir ki? Bazen birikmiş şeylerin patlaması da aksilikler serisini başlatabiliyor ve biz “oysa çok da olumlu başlamıştım güne” diyoruz. Ya da ufacık bir aksiliğe yüklediğimiz anlam nedeniyle, bizim üzerimizdeki etkisi büyük oluyor. Unutmayın; her düşünce bir neden, her koşul ise bir sonuçtur.

icebrg

Negatife sardığımızda, bu bir virüs gibi devam edip gidiyor. Hızla çoğalıp birikip bir anda patlak veriyor ve sonrasında üst üste olumsuzluklar yaşanmaya başlıyor. Ta ki biz bu zinciri kırana kadar; aslında bilinçli veya bilinçsiz olarak negatiflik zincirini kırmaya karar verene kadar.

Peki nasıl kıracağız bu zinciri? İlk bakışta olumsuzluk girdabına kapılmaya elverişli bir yapımız olduğu için ve alışkanlık halinde şakasına bile olsa çok fazla olumsuz cümle kurduğumuz için (“offff”, “hep beni bulur aksilikler”, “bayılıyorum artık”, “bugün çok yoğun bir gün olacak”, vs, vs…) bu zinciri de kırmak biraz zor görünebiliyor. Bir bebek dünyaya gelirken bile kalıp olarak kullandığımız cümle ”sağlıklı olsun” yerine “ayıpsız amansız olsun” … Güzel bir temenni ama tamamen olumsuz kelimelerden oluşuyor.

Bir test yapalım şimdi. Bunu bir elinizin bileğini kaldırmaya çalışırken diğeri ile elinizi aşağıya indirmek şeklinde de testleyebilirsiniz; ancak mümkünse ayağa kalkın bulunduğunuz yerde. Ve gözlerinizi kapatarak gövdenizi serbest salınıma bırakın, kontrolü bırakın yani. Bedeniniz hafif hafif salınımlara başlayacak. Bu hafif salınımları hissettikten sonra yüksek sesle “sevgi” deyin, ve bırakın kendinizi. Öne doğru gittiğinizi fark edeceksiniz. Tekrar toparlanıp serbest salınıma geçin; ve şimdi de yüksek sesle “nefret” deyip bırakın kendinizi; gövdenizin bu kez geriye doğru eğilimi olduğunu fark edeceksiniz. Başka kelimelerle de deneyin; bir pozitif bir negatif… Bilinçaltımızın kontrolünde olan bu salınım hareketi, olumlu bir kelimede “ilerlemeye”, olumsuz bir kelimede “geri kaçmaya” yöneliyor olacak muhtemelen. Tabi siz kendinizi kontrol edip, bu teste direnç göstermiyorsanız. Eğer testi ayağa kalkmadan uygulayacaksanız, elinizle verdiğiniz direnç olumlu kelimelerde daha güçlü, olumsuzlarda daha zayıf olacaktır.

Unutmayın bilinçaltımız bizimle tartışmaz. Bilincimizde sürekli tekrarladığımız, bazen şaka olarak söylediğimiz şeyleri alıp besleyip büyütmeye çalışıyor bilinçaltımız. Çünkü bilinçaltımız bir fikri kabul edip benimsedikten sonra artık onu yerine getirmeye başlıyor. “Yaşlandım artık”, “ben yapamam”, “şanssızım”, “yanlış yerde doğmuşum”, “yanlış zamanda gelmişim dünyaya”, “iyi insan kalmadı” gibi söylemlerimiz, bilinçaltımıza bu negatif tohumları ekiyor. O da buna göre tepki vererek bunları gerçek kılmak için ne gerekiyorsa hazırlıyor. Hamamböceğinden korkan tek ben varım ailede; annemlerin evinde 15 senede sadece 2 kere hamamböceği görüldü bugüne kadar, ikisini de ben gördüm! (böcek çık-(ma)-sın karşıma dedikçe olumsuzluk ekini algılamıyor ki bilinçaltı!). Yıllarca “hayalini kurarsam kesin bir aksilik çıkar ve o hayalini kurduğum şey gerçekleşmez” inancındaydım ve hep de öyle oldu. Sebebi; aslında hayalini kurduğum şeyin gerçekleşmesini isteyen zihnimle, gerçekleşmeme ihtimalini kurgulayan bilinçaltımın uyuşmazlığıydı. Bu algıdan çıktıktan sonra hiç öyle olmadı. Gerçekleşmeyen her şeyde fark ettim ki, bilinçaltımdaki güçlü kayıtların kolay kolay silinememesinden dolayı gerçekleşmedi istediklerim. Yani olumsuz kalıpları kendimize tekrarlarken aslında kendi iyiliğimizi engelliyor, hayallerimizi baltalıyoruz. Hayatımıza eksiklik hissini, sınırları ve hayal kırıklıklarını getiriyoruz.

Hepimizin başına en az bir kez gelmiştir; “şunu unut(m)ayım” dediğimiz şeyi unuturuz. “Kaybet(m)eyim” diye özellikle bir yere sakladığımız şeyin yerini unutup kaybederiz. Bunların yerine “hatırlayım”, “şuraya koyayım ki kolay bulayım” demeyi deneyin mesela. Bu gece “yarın sabah uyuyakalırsam/uyanamazsam?” demek yerine, “yarın sabah saat 6.30’da uyanacağım” deyip öyle yatın. O saatte mutlaka uyanırsınız, sonra tekrar uyursanız bilemem tabi…

Bilincimiz neyi tekrarlar, neyin doğru olduğunu varsayar, neye inanırsa, bilinçaltımız onu uygulamaya geçer; tartışmaz, sorgulamaz. Bilinçaltımız bilincimizin emirlerini yerine getirir. Bilinçaltımız, şakadan anlamaz, olumsuzluk eklerini algılamaz!

Düşüncelerinizi değiştirirseniz, yaşamınızı değiştirirsiniz. Bakış açınızı gerçekçi ama olumlu tutmaya çalışın. Ve YARIN bundan sonraki yaşamınızın ilk günü! Eğer daha güzel bir hayatı seçiyorsanız, yarın daha güzel bir hayat için ilk gününüz! Bilinçaltınızın ve ruhunuzun patronu sizsiniz! Ve kendi hayatınızın resmini çizebilirsiniz. Unutmayın, seçebilecek güçtesiniz! Hayatı yaşamayı, sevgiyi, sağlığı, pozitif bakış açısını seçin! Mutluluğu seçin!

Mutlu ve enerji dolu günler diliyorum!




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı