Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YAPILAN İSTİHDAMLARIN ETİK ANLAMI

Dün devleti belirleyen anayasal hükümlerle hukuktan söz etmiş ve eklemiştim:  “Eğer hukukun yanında ‘etik’ dediğimiz ahlâki değerler olmazsa devlet yine eksik kalır! Yada “devlet” olarak ifade edilen kanunlu kurallı “kuruluş” işleviyle arızalı ve çarpık olur!”

Bu konuda işte size en tazesinden bir örnek.

EVET: Eğer 2019 yılında şu veya bu nedenle Kamu görevinden 671 kişi ayrılmışsa elbette devletin çarklarını döndürmek için yerlerinin doldurulması amacıyla tutun ki en az ayrılanlar kadarıyla yeni istihdamlar yapılacaktı.

Nitekim yapıldı! Hatta “kamuda yığılmaları önlemek için de görevden ayrılanlar kadar değil, 170 kamu görevlisi eksikliğiyle 501 kişi istihdam edildi. Ne güzel! Demek ki hükümet “devletin hazinesini dolayısıyla parasal giderlerini tasarruf etme gailesine sahip bir  yönetim.. Bravo demez misiniz?

Tabi şunu bilmiyoruz: İleride ayrılanların boşta bıraktığı görevlere ihtiyaçlar zorunluluğunda yeni atamalar yapılacak mı? ÇÜNKÜ: Cumhurbaşkanlığı seçimine  bugün itibarıyla 44 gün kaldı.. Bu süre içinde falan filan kamu görevlerinde oluşan “boşluklar elbette söz konusu olacaktır. Çünkü ülkede sorunlar çoğalırken dolayısıyla yeni istihdamlara bile gerek varken bir anda 170 kamu görev mevkiini boşta bırakmak elbette yeni çalışma sorunları yaratır… …ŞİMDİ bu düşünceden hareketle “kitlesel istihdamlara” bir daha bakıyorum ve diyorum ki “Hukukun olmazsa olmazı olan “Etik” öyle bir şeydir ki mesela seçime an kala kamu görevlerine bu kadar kitlesel boyutlu istihdamlar yapılmaz!

Çünkü çok iyi biliniyor: Bu ülkede kamu görevlisi olmak aslanın ağzından eti kapmak kadar zordur.. Ve öteden beri bilinmektedir, “kamu görevlerine atanmak için seçim arifeleri dönemleri bulunmaz fırsattır.” Hem yapılan atamalar yüzü suyu hürmetine sağlanacak oylar hem de genelde seçime katılan adaylar ve partileri yönünden destek arayışlarında “verilen sözlerle” oluşan şikeli kumpaslı atamalar vaatleri yönünden..

KALDI ki kamuda ayrılanların yerine yeni atamalar için bunca zaman beklenilmişse hay hayda bir ay daha beklenir öncesi atamalarla  seçime gölge ve şaibe düşürülmezdi! Bu  da “hukukun vazgeçilmezi olan “etik değerin” korunması olurdu.. Yine korunamadı!


KISACA TAKILDIĞIM: (ETİK ANLAMDA MARAŞ!)

Cumhurbaşkanı seçimi öncesi açılmasının mümkün olmadığı… Açılsa bile sadece evkaf mallarımız üzerine inşa edilen daracık sahil şeridindeki oteller bölgesinin açılacağı… Ancak açılacak bölge KKTC yönetimine devredilse bile halen kapalı olan kısmın yine askeri bölge olarak tutulacağı… Dolayısıyla statüsünün değişmeyeceği… Kısaca Maraş olarak sadece mevcut sorunlara sorun katacağı bilinirken… Ve tam 46 yıldır gündeme bile getirilmezken..ŞİMDİ ve ansızın inşasına başlanan pandemi hastanesini de yanına alarak püri taze seçim kokulu “propaganda malzemelerinden biri oldu!” Ve seçime an kala “Maraş” adıyla diğer adaylara bayda atarak seçim kampanyası piyasasına sürüdü! Aslında mevcut virüse karşı seçim sonrasında bugünlerden “nasıl çok daha iyi durumda olacağımızı” bölgedeki kaotik gelişmeleri de dikkate alarak kimse söyleyemezken Maraş’ın bu açılma olayı etik değerlere sığmayan bir şikedir!

Kaldı ki geçen 46 yıl göstermiştir ki “Cumhurbaşkanlığı seçimi” geleceklerdeki çözüm umudunu bile vaat edemedi! BUNA karşılık hatta bizi de saracak olasılıklarda 5 adayın katıldığı bir seçim yapıyoruz.  Çok mu önemliydi? Bu pandemi nedeniyle bir süre ertelenemez miydi?

Ki yıllardır yaşayıp gördüğümüz için yazayım, Cumhurbaşkanlarımızın bu ülkede bir taşın üstüne bir taş oturtacak kadar yetki ve sorumluluğu yoktur..

Fakat ne dedi geçen gün seçim kampanyası nedeniyle Sn. Tatar? “Maraş’ın iadesi söz konusu olamaz!”

İnsanı çıldırtmak için ortaya atılmış bir laf olmalı çünkü bu Maraş denilen kadavra kendilerinin bile sınır tellerinden uzanıp içine tükürme haklarının bulunmadığı kadar bizim değildir! Kaldı ki hem Annan planında hem Grans Montana’da hem de yanına Güzelyurt’u da koyarak tam iki kez Rum’a verdikti de kabul etmedi! (Çünkü Rum’un o budala kafası Maraş’a değil adaya taliptir ki asıl sorun da bu o kafayla mücadele edebilmektir..)

Öte yandan Sn. Tatar sık sık ekonomiden söz ediyor! Yoksa seçilirse “başkanlık sistemine mi geçecek?” Ki durmadan ayağa kaldıracağı ekonomiden söz ediyor.. Hem de şu anda başbakan olarak bunu başaracak yetki ve imkânlara sahip olmasına karşın. Sizce de var mı bu gelişmelerin bir etik tarafı?