Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

YAPILACAK İŞ ÇOK BASİT, MUHAKEME…

“İşler yolunda giderken, tepede güneş parlarken kahramanlık yapmak kolaydır. Gerçek kahramanlar ise fırtınaya tutulduğunuzda gemiyi denizin üzerinde tutabilenlerdir”…

Şeyda Taluk söylüyor. Türkiye’nin bence en önde gelen siyasal iletişimcisi… Bir vesile ile tanıştığım, Kıbrıs’a olan derin sevgisini ve ilgisini bildiğim Taluk’u, konuya ilgisi olanlar  “Seçim Nasıl kazanılır kitabından tanıyabilirler…

Campaign Türkiye sitesinde son çıkan makalesinde, “Kriz aslında duygusal bir kaostur” diyor, pandemi krizinde devlette ve özel sektörde ortaya çıkan en önemli ihtiyacın, krizi yönetebilme becerisi ve kriz iletişimi olduğunu vurguluyor.

O Türkiye’yi örnek gösteriyor ve en fazla göz ardı edilen alanlardan birinin kriz iletişimi olduğunu, “Yumurta kapıya dayanınca” akla gelen ve genellikle de kötü yönetilen krizler nedeniyle, onarılamaz hasarlar oluşacağını yazıyor.

İşte bir analiz ancak bu şekilde yapılır. Ne diyorsa, birebir doğru ve kanıtlanmış…

KKTC’de kriz, hem teknik olarak hem de kamuoyunu ikna etme, güven verme, doğru yönlendirme açısından kötü yönetildiği ve biz de her gün bunun acısını çektiğimiz için çok net anlayabiliyoruz.

Vatandaş sosyal medyadan soruyor, “kim yönetiyor bu ülkeyi”?

Biri yönetiyor mu sizce?

Bence hayır…

Çoktan atması gereken adımları toplumsal tepkiler yoğunlaştığında korka korka atabilen; toplumu ya da devleti değil, partisel çıkarı ön plana alan; gerçeklerden kopuk, elinde bir yol haritası, bir planı olmayan, en kötüsü doğal bir öngörü yeteneği de bulunmayan bir grubun elinde oradan oraya savrulmaktayız.

Tekrar ede ede dilimizde tüy bitti, örnek vermeye gerek yok. Her gün yaşıyoruz zaten.

Şeyda Taluk güzel söylüyor da o söylediklerini yapabilecek lider kumaşı yok buralarda.

Belki acil olan birçok şeyi toplumsal baskıyla geç de olsa yaptırdık ama mesela bir kriz masasını 10 aydır maalesef kurduramadık.

Bir kere korktular. Muhalefet kendilerine tam destek verdiği halde korktular. Önlerinde cumhurbaşkanlığı seçimi vardı, verilmiş sözleri vardı, arkalarını dayadıkları vardı, hem korktular hem de kamunun çıkarını görmezden gelen kararlara imza attılar, bizi bu hale getirdiler…

Hala daha günde ortalama 60 vaka çıkarken, dünyada bulaş hızında neredeyse birinci sıraya yerleşirken, muhalefeti toplayıp resmen dalga geçtiler.

Kamuyla iletişimleri artık alay konusu haline geldi. Altı üstünü tutmayan kararlar kafa karışıklığı yarattı. Dakika başı düzeltme yaptılar. Güven sıfırlandı, otorite sıfırlandı, şu anda resmen sivil itaatsizliğe döndü, hem de canımız pahasına. Çıkın pencerenizden bakın, sözde kısmi sokağa çıkma yasağı var. Trafiğin normal günlerden farkı yok. Bir günde 49 kişi yasağı ihlal ediyor. Bu kapanma döneminde hala bir kişi 10-15 kişiye hastalık bulaştırabiliyor.

Ve sonuçta ülke perişan hale gelirken, yönetenlerin imajında da onarılmaz yaralar oluştu.

Psychotherapy solution vector illustration. Hands untangle psyhology tangle. Psychologist mind tangled therapy. Counseling, helping to patients with their problems solutions

Oysa en başarılı liderler, akıl satın alanlardır. Yanlarında her konuda bilgi beceri sahibi insan bulundururlar. Hata payını asgariye indirirler, hele de böyle kriz zamanlarında… Onun için liderdirler.

Her şeyi ben bilirim, ben yaparım diyen, aslında ne olup bittiğinin bile farkında olmayanlarla zaten kriz yönetilemezdi. Nitekim de öyle oldu.

Bir şey daha var, Taluk’un söylediklerinde; “Salgın sonrası büyümek için, iş yapabilmek, sertleşen rekabete dayanabilmek için, krizi, zor zamanları yönetebilen liderlere ihtiyacın büyüyeceği ortada”.

İşte asıl mesele de bu zaten. Bugünü göremeyenlerin, yarın için planlama yapmasını beklemek  akıllıca değil. Yaptıkları, yapacaklarının teminatı. Onun için görev, her şeyi gören, acısını birebir yaşayan halka düşüyor.

Bu en kötü günlerimizde çektiklerimizi izah edecek bir bilim dalı yok.

Bu kötü dönemleri tekrar yaşamamak için yapmamız gereken bir tek şey var, ki, bunun için de muhakeme yapacak bir akıl yeter…

 YERİN KULAĞI VAR

YOĞUN DİPLOMASİ TRAFİĞİ:

Biz salgınla yatıp kalkarken, bazı gelişmeleri göremiyoruz. Önce Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu geldi, ardından İngiliz Dışişleri Bakanı geldi adaya. Önceki gün Yunanistan Başbakanı günü birlik bir ziyaret gerçekleştirdi. Bugün de Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay geliyor. Önümüzdeki günlerde Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Borell adayı ziyaret edecek. Son 10 günde ilginç bir trafik var adada. Beşli konferansa sayılı günler kala bizim dışımızda bir şeyler oluyor ama inşallah hayırlı olur…

 

ADAMI FEDERASYON ŞAHİNİ YAPTIK:

Crans Montana ve Berlin’de, yani görüşmelerin koptuğu noktada ağzında “gevşek federasyon” lafları geveleyen, Anastasiadis maalesef bugün, federasyonun şahini rolünü oynuyor. Onun sırf masayı ortadan kaldırmak için söylediklerini alıp resmi tez haline getiren bizlerse, şimdi laf yetiştirmeye çalışıyoruz. Adam her başvurduğu yerden “federasyon” açıklaması çıkarttırıyor, son aşamada federasyon için her türlü esnemeyi gösteren Türk tarafı, 5+1’lik toplantıda suçlansın diye elinden geleni yapıyor. İnsan da tabii üzülüyor…

 

İŞ Mİ ŞİMDİ BU:

Şu İngiliz Planı denen şeyin, İngiltere Dışişleri Bakanı Raab’ın Tatar’ı ziyaretinde sözlü olarak dile getirilenler olduğunu öğrendik. Önce sızdırıldı, sonra da “kabul etmedik tabii” gibilerinden bir açıklama geldi. Bunu zaman zaman Rum tarafı da yapar ve biz buralardan eleştiririz. Gizli belge olarak tutanakla yayınlanması gerekenler, ortalıkta dolaşıyor…

 

 

DENETİM YOKSA, İTAAT DE YOK:

Turizmi falan tarihte, yüksek öğrenimi filan tarihte açacaklardı. Ellerinde planlaması olduğunu söylüyorlardı. Hepsini yerle yeksan ettiler. Bulaşın dünya ortalamasının üstüne çıktığı bu küçücük yere kim niye gelsin ki? Tek yaptıkları halkı suçlamak. E, sizin göreviniz de denetlemek. Zaten geç kalınmış bir karar aldınız, bari attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değsin. Tam tersi vakalar aksine hızını artırıyor. Bir gecede itaatsizlik yapan 49 kişi, o da tespit edilen. Merkezden uzak yerlerde yerel yönetimler idareyi ele aldı, bulaşma hız kesti, çok basit…

 

TEST SAYISINI ARTIRIN:

Rum Sağlık Bakanlığı’nın önceki gün açıkladığı verilere göre 34 bin 739 test yapıldığı ve 105 yeni vaka saptandığı, iki kişinin ise hayatını kaybettiği belirtildi. Biz de ise tam tersi yapılıyor daha az test daha az vaka mantığı. Günlük 2-3 bin test ile vaka sayısını az göstererek aslında kendimizi kandırıyoruz. Sıla Usar’ın dediği gibi, ‘Çok test yaparsak çok hasta çıkar, sonra ne yaparız?’ korkularınızdan kurtulun! Korkarak salgını önleyemeyiz”…

 

  1. DOZ AŞININ GÜNÜ GELİYOR:

Torpilliler dışında şansı olan ve ilk doz aşılarını yaptıranların, ikinci doz aşı günü gelmek üzere. Ama ortada aşı falan yok. Yeni parti aşıların ne gün geleceği de bilinmiyor. Bildiğimiz Türkiye’den 40, güneyden ise 2 bin civarında bir aşının geldiğidir. Hepsini kullansak toplamda 20 bin kişiye aşı yapmışız. Yani bugüne kadar nüfusun sadece yüzde 5’ini aşılamışız. İkinci dozlar gününde yapılamazsa ne olacak Sayın Pilli? Bilimsel bir açıklamanız var mı?