Köşe Yazarları

Yangına benzin dökenler…







KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Barış Pınarı ile ilgili paylaşımlarından sonra Türkiye’deki yetkililerin sıraya girerek sarf ettikleri ağır sözlerin yarattığı kaos ortamında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun sessiz kalmasını, “değerli bir sessizlik olarak nitelemiş ve böylesi kriz ortamında bir yetkilinin de “yangına benzin döken” değil itfaiyeci rolü üstlenmesi gerektiğini yazmıştım.




Bu itfaiyeci rolünün de Cavuşoğlu’nun üstlenebileceğini, nihayette Akıncı ile sık sık yüz yüze görüşen ve aslında birbirlerini en iyi anlayabilecek noktada olduklarını sanmıştım.



Bizim “itfaiyeci” ancak bir hafta dayanabildi.

Konu unutulmaya başladığı anda da açtı ağzını yumdu gözünü.

Bizim buralarda artık “kıymet-i harbiyesi kendinden menkul” olan “Türkçülük-Rumculuk konularına girdi.

Akıncı’nın da yaklaşan seçimler nedeniyle böyle konuştuğunu söyledi.

Geçen hafta bu köşede konuyla ilgili paylaştığım görüşlerimin bir kısmını tekrar ediyorum.

Umarım ki her şeyi raporlama merakında olanlar bu görüşlerimi de raporlayıp Çavuşoğlu’na gönderirler.

***

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Türkiye’nin Suriye’ye yönelik başlattığı ve adına da “Barış Pınarı” dediği askeri operasyonla ilgili bir açıklama yaptı.

Daha doğrusu sosyal medyada kendisine yöneltilen barbar eleştirilere cevap verdi. Böylece askeri operasyonla ilgili görüşlerini de duyurmuş oldu.

Bu görüşleri Türkiye Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay Fuat bazı bakanlar ve yetkililer beğenmedi.

Birçoğu nezaket kurallarının dışına çıkarak ve diplomatik teamüllere uymayan cümlelerle Akıncı’yı eleştirdiler.

Ve hatta “gününü görecek” gibisinden tehdit bile ettiler.

Bu durum KKTC’de siyaset yapan ve hatta ilk seçimlerde aday olacağı söylenen birisi için iyi midir, kötü müdür?

KKTC Türkiye’ye bu kadar bağımlı iken ve KKTC seçimlerinde oy kullanan Türkiye kökenli 70 bin seçmen varken hiçbir aklı başında aday Türkiye ile kavga etmez.

Hem de böylesi hassas bir konuda.

Şimdi soru şudur?

Bu gerçekler ışığında “Akıncı tribünlere oynuyor, seçim planı yapıyor, amacı seçilmektir” diyenler niye böyle diyorlar?

Şunu mu söylüyorlar, Kıbrıs’ın Kuzeyinde Ankara ile kavga etmek prim yapar, Erdoğan ile çatışmak avantaj sağlar, askeri operasyon gibi hassas bir konu olsa dahi Ankara’nın politikalarını eleştirmek oy sağlar.

Galiba tam da bunu söylüyorlar.

Türkiyeci ya da Erdoğancı görünecekler, biat etmelerini aleni bir şekilde duyuracaklar diye bir acı gerçeği ifşa ediyorlar.

İşin en kahredici tarafı nedir bilir misiniz?

Kıbrıs Türkü ile Türkiye’nin arası her geçen gün daha da açılıyor.

Bazı noktalarda yaşanan kopuşun geriye dönüşü bile mümkün değildir.

Ve umalım ki bu durum Ankara’daki şimdiki yönetimle sınırlı olsun.

Yoksa Kıbrıs’ta tarih baştan yazılacak…(21 Ekim 2019)

 

 









Başa dön tuşu