Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ya tuz kokarsa…

YALANLARDAN CANA DOYDUK
ONA UYDUK, BUNA UYDUK
ET KOKUŞTU, TUZA KOYDUK
TUZ KOKARSA, NEYLEMELİ..?” (Bahtiyar Vahabzade)

Kabinede yaşanan görev değişimleri her ne kadar normal olarak görülse de, bizim ülkede yapılan değişikliklerin arkasında mutlaka bir neden aranır. Hele de böyle apar topar olduğunda…
Hükümetin küçük ortağı DP-UG’de, yeni Eğitim Bakanı’nın kim olacağı tartışılırken, diğer iki bakanın da görevlerinden alınıp, yerlerine yenilerinin atanması kamuoyunda şok etkisi yarattı…
KKTC’de son 5-10 günde inanılmaz bir siyasi trafik yaşadık… Gelin son günlere damga vuran gelişmelere bir bakalım;
23 Eylül, Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu bakanlık görevinden istifa etti…
3 Ekim Cuma, daha önce sinyaller veren Türk görüşmeci Kudret Özersay, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu açıkladı… 
7 Ekim Rum yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis görüşme masasından çekildiklerini açıkladı…
8 Ekim cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türk müzakereci Kudret Özersay’ı görevinden aldı…
Ardı ardına gelen ve artçı depremlerin de gelebileceği sinyallerini veren siyasi depremlerdi bunlar.
Ancak sonuncusu, hiç beklenmedik şekilde gelişti.
Görevlerinden alınan iki isim, Ahmet Kaşif ve Hamit Bakırcı… Kaşif’in yerine yol arkadaşı Hasan Taçoy, Bakırcı’nın yerine ise yine DP kanadından Hakan Dinçyürek yeni bakanlar oldu. Arabacıoğlu’nun istifası ile boşalan Eğitim Bakanlığına ise Özdemir Berova getirildi. O da DP kanadından…
Serdar Denktaş olası bir krizi önlemek için, kabinede mevcut DP-UG dengesini korumak için özen göstermiş anlaşılan. Ancak yapılan ilk değerlendirmeler, parti içerisinde aylardır var olan DP’li UG’li çatışmasını daha da derinleştireceği, hatta bazı kopmaların bile yaşanabileceği yönünde…
Hamit Bakırcı, aslında meşhur Marsilya gezisinin hemen ardından görevden alınmalıydı. Bu nedenle, o tarihten buyana görevde kaldığı süreyi, “uzatmalar” olarak değerlendirip pek ses çıkaracağını sanmıyorum.
Diğer yandan, UG kanadının “lideri” konumundaki Kaşif’in ailesiyle birlikte yurt dışında olduğu bir dönemde yapılan bu kabine değişikliğinden pek de bilgisi olmadığını, Hüseyin Ekmekçi ile yaptığı telefon görüşmesinden anlıyoruz… Kaşif’in, “Yetki genel başkandadır, öyle uygun gördü” açıklaması, bu değişimi kabulleneceği anlamına gelmez.
Serdar Denktaş da Kaşif’in, parti içindeki pozisyonunu ve gücünü çok iyi biliyor. Onun için ben diyorum ki, Denktaş’ın ilk hamlesi Kaşif’i kazanmak adına onu, Genel Sekreterlik görevine getirmek olacaktır…
Peki ama Ahmet Kaşif, kendi yerine, yol arkadaşı Hasan Taçoy’un getirilmesini nasıl karşılamıştır? Eroğlu’nun Başbakanlığı döneminde kısa süreliğine Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı yapan, İrsen Küçük’ün Başbakan olmasının ardından da, kabine dışı kalan Taçoy’un bu kısa deneyimi ona referans mı olmuştur..? Yoksa olayın arkasında “giderilmesi gereken” başka rahatsızlıklar mı vardır…
Arabacıoğlu’nun yerine Eğitim Bakanı olarak atanan Dr. Özdemir Berova’nın bu alanda bilgi ve deneyimi ise mutlaka sorgulanmalıdır. Tam bir sorunlar yumağı olan ve yılların siyasetçisi, kıdemli bakanı Mustafa Arabacıoğlu’nun bile içinde çıkamayıp, terkettiği eğitimi, hiçbir deneyimi olmayan, siyasetin yeni yüzlerinden Berova’ya teslim etmek, olsa olsa, parti içi dengeleri korumak adına yapılmış bir görevlendirme olur…
İç siyasette atılan bu adımlar için hükümetin büyük ortağı CTP nasıl bir tavır takınacak, “Bu DP-UG’nin kendi iç sorunudur, bizi ilgilendirmez” mi diyecek… Daha 15 gün önce, “ben bu hükümete güvenoyu vermem” diye beyanat veren, “Arabacıoğlu’nun istifasının esas sorumlusu Maliye Bakanı’dır” açıklaması yapan yeni Bakan Hasan Taçoy’la, Bakanlar Kurulu’nda nasıl “uyum içinde çalışacak… Bakırcı’nın Marsilya ziyaretini, “yeni bir bakan olduğu ve bu tür hataları yapabileceğini” söyleyerek affettiği gibi, Taçoy için de “ o gün söylenen orada kalmıştır, biz önümüze bakalım” deyip geçiştirecek mi..? 
Her ne isterse olsun, yaşanan çelişkilerle siyasete güven bir kez daha zedelenmiştir, o kadar.
Dış siyasette hararet gitgide artarken, biz buralarda saz çalıp, oynamaya devam edelim… Nasıl olsa diğerinde figüran bile değiliz…

YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMET TAÇOY’LA GÜVEN KAZANDI(!):
Yeni hükümetin açıklanmasıyla birlikte, sosyal medyada en çok konuşulan, Hasan Taçoy’un 29 Eylül’de, yani bakan olmadan sadece 9 gün önce söylediği “Ben bu hükümete güvenoyu vermem” sözleriydi. O günlerde konu Eğitim Bakanlığı münhaliydi. Biz de köşemizde, “Kendisi aynı hükümette bakan olunca, bu rahatsızlıklar da otomatikman ortadan kalkacak herhalde” demiştik. Aynen öyle oldu. Dün kendisine güvenoyu meselesini sormuşlar… Kabinenin yarısından fazlası değişmediği için gerek olmadığını söylemiş. Ya yapılsaydı? Ret oyu mu verecekti..?

KAŞİF GENEL SEKRETER:
DP-UG’de Hasan Taçoy’un bakanlık görevine atanmasıyla birlikte boşalacak olan Genel Sekreterlik görevine Ahmet Kaşif’in getirileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Zaten Serdar Denktaş, parti içerisindeki dengeleri korumak adına buna mecbur. Bakın görün, yapılacak ilk toplantıda, Ahmet Kaşif genel sekreter seçilecek. Zaten Denktaş’ın başka şansı da yok gibi…

ŞARTLAR DEĞİŞTİ:
Herkesin bildiği bir gerçek var; o meşum doğal gazın çıkarılması için en az 20 seneye ihtiyaç var. Onu geçtim, verimliliği bile şüpheli. Buna rağmen sanki hemen oluverecekmiş gibi, Kıbrıs’ta bir anlaşmanın önüne konuyor. Gerçekten düşündürücü. Tek bir izahı var, ne Rumların, ne de uluslararası güçlerin, Kıbrıs’ta 1974 sonrası devam eden müzakereler temelinde bir anlaşma istemedikleri. Akıllarında başka şeyler var. Münhasır bölgeyi tanıma açıklamaları da, Rumlara “masaya dön” çağrısı yapmamaları da bunun kanıtı…

TALAT AKTİF SİYASETE DÖNÜYOR:
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, aktif siyasete döneceğinin sinyalini verdi. Sim TV’de katıldığı bir programda konuşan Talat, “Cumhurbaşkanı adayı olmak yerine, partiyi birlik bütünlük içinde hareket eden gerçek sol bir siyasi parti olarak hak ettiği yere getirmek gerekir diye düşündüm. Adaylıktan çekildim ve Parti’de daha aktif görev alacağımı bildirdim” şeklinde konuştu. Talat’ın bu kararı birilerini sevindirirken, bazılarını da oldukça rahatsız edecek sanırım…

TAKKE DÜŞTÜ, KEL GÖRÜNDÜ:
Gümrük çalışanları personel eksikliğine dikkat çekmek için greve gittiler. Can çekişen Elektrik Kurumu’na 30 personel almayı beceren hükümet, gümrüğe de alsın. Nasıl olmasa CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk’in CTP’lilere sözü vardı. Et de, bıçak da elinizde, ha 30, ha 60 ne fark eder ki, nasıl olmasa maaşlarını siz ödemiyorsunuz. Dün UBP’yi istihdamlar yüzünden eleştirenler, bugün aynısını yapıyorlar, tuhaf değil mi..?

KİM GÖREVDEN ALDI:
Dün ajanslara düşen bir haber oldukça ilgimi çekti. Habere göre, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sevgi Değgin görevinden alınmış. Okuyunca ağzım açık kaldı. Eski Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu istifa ettiğine, yeni Bakan Özdemir Berova ise henüz görevine başlamadığına göre, Sevgi Değgin’i görevden alan kim acaba? Yok eğer görevden alma eski tarihli iseydi, neden şimdi işleme konuldu..?

 

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: Rumların görüşmelerden çekilmesiyle ilgili en doğru tespiti İkinci Cumhurbaşkanı Talat yaptı bana göre. “Güney Kıbrıs müzakerelerden çekilerek, Türkiye de süreci çözüm yönünde kışkırtmak yerine savaş gemilerini göndererek Eroğlu’na rahat nefes aldırdı…”

DİPTEKİLER
Ölü Gözünden Yaş Beklemek: CTP, Rumların müzakere masasını terk etmesi üzerine, Güney’deki partilerle görüşeceğini açıklamıştı. Oysa Güney’deki hiç bir partinin, Anastasiadis’in kararına karşı çıktıkları yok. Bir de üstüne, bakın DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos ne diyor: “Türkiye bizi ablukaya almaya çalışıyor. Bu meydan okumayı burada durduramazsak, devlet olarak itibarımızı ve güvenilirliğimizi kaybedeceğiz.” Ölü gözünden yaş beklemek yerine, daha ciddi stratejiler geliştirmek gerekiyor.