Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Talat, CTP’de başkan adayı

Damla Özel’in konuğu oldu Sayın Mehmet Ali Talat…
“CTP içinde aktif göreve” talip olduğunu açıkladı.
Resmen…
Cümle içinde, “başkanlığa talibim” demedi ama…
Ne dedi bu programda Sayın Talat:
“Daha önce partinin başına dönme çağrılarını reddetmiştim. Partinin durumunu beğenmedim parti içi kavga parti içi sevgisizlik beni çok rahatsız etti. Kıbrıs Türk halkının CTP-BG’ye ihtiyacı var. Parti içi huzur bir türlü sağlanamadı.
Bu büyük rahatsızlığımı Cumhurbaşkanlığı adaylığı belirleme sürecinde bire bir yaşadım.
Çok acı şeyler yaşadım bu dönemde. Bu parti böyle değildi dedim. Cumhurbaşkanı adayı olmak yerine partiyi birlik bütünlük içinde hareket eden gerçek sol bir siyasi parti olarak hak ettiği yere getirmek gerekir diye düşündüm.
Adaylıktan çekildim ve partide daha aktif görev alacağımı bildirdim. Yani artık dışlamıyorum.”
Talat, Girne İlçe Başkanlığı’na mı talip?
Yoksa genel sekreterliğe mi?
Başkan danışmanı mı olacak?
Cevap belli.
Talat, CTP Genel Başkanlığı için startı verdi.

Samimi değilsiniz

Çok değil, daha bir hafta önce, mevcut hükümetin en azılı iki muhalifi, bizzat DP’nin içindeydi.
Biri Hasan Taçoy, diğeri Hakan Dinçyürek.
Zorlu Töre dahi, ikisinden de daha samimi.
Neden mi?
O en azından “gitti…”
Hasan Taçoy ve Hakan Dinçyürek, her platformu bu hükümeti eleştirmek ve yıpratmak için kullandılar.
Serdar Denktaş’a saygı duymadılar.
Birlikte hareket ettikleri Ahmet Kaşif’e ise hiç saygıları olmadı.
Hasan Taçoy, “Ben bu hükümete güvenoyu vermem” dedi, çok değil, daha bir hafta önce.
Neden?
Hükümetin diğer ortağı CTP ile didişip durdu.
Ne zaman değişti fikri?
Bakan olarak atanacağını duyunca.
“Bu hükümet güvenoyuna ihtiyaç. Duymuyor. Kabinenin yarısı değişmedi” dedi.
Vallahi, bir hafta geçmeden bu açıklamayı yaptı.
Hem de, iki yıldır omuz omuza çarpıştığı Ahmet Kaşif’in yerine atanmasına rağmen.
Kaşif’e ne düşündüğünü sormadan.
“Makam varsa, dostluklar unutulur” sözünü doğrularcasına.
Ya Hakan Dinçyürek?
O kadar karşıydı ki bu hükümete…
Onay verdiği bütçeyi kökten sarsacak yasa önerisini vermeyi bile denedi.
Tek başına.
Sırf hükümete mesaj vermek için.
Dün ikisini de BRTK’de dinledim.
“Çok sevinçliyiz” dediler.
Mektep talebeleri gibi.
İnanmadıkları ve başarısız buldukları bir hükümetin parçası olmaktan dolayı, her ikisi de oldukça mutlu.
Taçoy, sadece “omuz verdiği” Kaşif’in bakanlıktan alındığı için az da olsa üzgün olduğunu söyledi.

Berova’ya gelince…

Sayın Dr. Özdemir Berova’ya gelince.
İnanın canı gönülden başarılı olmasını istiyorum.
Ateşten bir gömlek giydi.
Öğretmen eksik.
Müdür yok…
Muavin yok.
Ders yapacak hoca yok.
Yeni alınan öğretmenler, bin 700 TL maaşlar, 2 gün Karpaz, 3 gün Lefke’de ders verecek.
Açlık sınırının altında bir çalılan grubu.
Kadroyu alan, ama iş yapmayan öğretmeni yerinden kıpırdatmak neredeyse imkansız…
Sendikalar barut fıçısı…
Eğitimde laiklik ciddi bir tehlike altında.
Dini sembol ve derslerin eğitimde daha çok yer alması için zemin oluşturuluyor.
“Sistem bitti” diyerek istifa etti bir önceki bakan.
Şimdi “biten bir sistemi canlandırmak gibi” bir görev var Sayın Berova’nın önünde.
Cesur olmalı…
Aktif olmalı…
Bilime daha çok önem vermeli.
Bütçeyi doğru kullanmalı…
Eğer, “değişim yapmayacaksa” o bakanlığa hiç gitmesin.
Adını tarihe “bir başarısız bakan daha”…
“Bir pısırık bakan daha…”
“Bir işe yaramaz bakan daha…”
Diye yazdıracaksa…
Dr. Özdemir Berova olarak kalmaya devam etsin.

Atama hükümeti işte, bildiğiniz atama hükümeti

Bu hükümet benim gözümde, “atama” hükümeti.
Akılda kalan tek bir icraatı yok.
Siber hükümetinin bıraktığı pozitif etki ortadan kalktı.
Ne var akıllarda…
Yeğen- hısım- akraba atamaları…
Atamalar da atamalar…
Şimdi de üç yeni bakan atandı…
O bakanlar da yeni müdür- müsteşar atamaya başlayacak…
Tarihte yerini “atama” hükümeti olarak almaya aday bir hükümet…
Atama hükümeti işte…
Atama hükümeti…

Bahtiyarsın hocam ama…

Dün, sosyal medya üzerinden Kudret Özersay bir mesaj paylaştı.
Hocam, Sayın Eroğlu’nun deyimi ile “DAÜ’ye döndüğü” için çok mutlu.
Ben ise DAÜ’de bu kadar mutlu iken, ikinci kez neden Cumhurbaşkanlığı’na döndüğünü merak ediyorum.
Hoca, ikinci dönüşündeki belirsizliklere hiçbir zaman yanıt vermedi.
Özellikle, gidiş şekli ve yaşananlar bana bir soruyu sormayı da mecbur kılıyor:
“Hocam, ikinci kez gelişini Cumhurbaşkanı adayı olması öncesinde bir koz ve güç olarak kullanmak için mi kabul etti?”
Umarım cevabı “evet” değildir.