Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

YA SICAK SAVAŞ KIBRIS’I DA SARARSA: (VAR MI BİR TEDBİRİMİZ?)

Suriye’deki  savaş “bölgesel” olmaktan çıkar ve Türkiye’yi de sarmalına alırken NATO’yu da harekete geçirecek  tehlikeli  konuma dönüşürse “Kıbrıs”ı  nasıl etkiler!
Güney’in bu konuda nasıl bir hazırlığı ile stratejisini olduğunu bilmiyoruz. Kuzey’de Türkiye Barış Gücü ile Güvenlik Kuvvetlerimizin  bölgede olagelenlere karşı nasıl tedbirler aldıklarını da bilmiyoruz. Ancak  teyakkuzda olmaları gerektiğini tahmin edebiliyoruz…
Biliyorsunuz: Bizim “Savunma Bakanlığımız” yoktur! Adalet Bakanlığımızın olmadığı gibi! Ancak bugüne kadar bunların eksikliklerinin ciddi sorunlar yarattığı da vaki değildir. Tutun ki  Türkiye’nin koskoca  kolordusu tarafından sağlanan güvencemiz vardır.
TÜRKİYE SAVAŞA KATILIRSA: Tabi kafasını “suya” gömmüş ördek gibi dünyasını görecek hali kalmayan Kalyoncu hükümetine “böylesi bir durum için “var mı bir hazırlığınız”  diye sormayacağız,  olmadığını   biliyoruz!
Türkiye’nin katılacağı bir sıcak çatışma olasılığının Kıbrıs’a nasıl yansıyacağını da bilemiyoruz.
Ancak biliyoruz ki Kıbrıs Ağrotur’daki İngiliz üslerinden dolayı bir NATO ülkesi durumundadır, nitekim zaman zaman İngiliz üssünden kalkan uçaklar mesela İşid’i vururlar…
Şunu da biliyoruz ama: Güney sadece bir NATO ülkesi olan İngiltere’nin üssünü barındırmıyor. Rusya ile ikili ilişkileri içinde askeri işbirliği  vardır. Mısır ve İsrail’le olduğu gibi!
ŞİMDİ SORALIM. Bölgeyi 3. Dünya Savaşı olasılığının korkuları sarar, “aman Türkiye’yi de sarmasın” temennileri dualara dönüşürken…  Korkulan olursa savaştan nasıl etkileneceğiz? bilmiyoruz!          Ne yapacağız? Onu da bilmiyoruz!    Rum tarafı “işgal altındadır” dediği “Kuzey’i kurtaracağım” çılgınlığına kapılır ve de akla gelmedik bir harekât başlatırsa  adanın siyasi ve demografik yapısı nasıl değişir? Onu da bilmiyoruz!
Ancak biliyoruz ki bölgede Türkiye’nin de  bilfiil katılacağı bir savaş Kuzey’deki Kıbrıs Türk halkını her yönden olumsuz etkileyecektir!
FİKİR PRAKTİSİ. Yukarıda Türkiye’yi de içine çekecek Suriye savaşı ateşlerini Kıbrıs’ta da yakarsa “ne olacak, ne yapacağız”  sorularına  cevap aradık. Tabi bu konuların uzmanı değiliz. Bir “KKTC yurttaşı olarak bölgedeki kanlı savaşlardan  tedirginiz, korkuyoruz dolayısıyle devlet’i alimiz bu konuda ne gibi tedbirler aldı, stratejisi var mı diye sorguluyoruz:
Mesela: Sivil Savunma Birimimiz çalışmalara başladı mı?
Mesela: Bir savaş veya havadan bombalama olayları ihtimaline karşı “sığınaklar” yeniden gözden geçirilip hazır hale getirildi mi?
Mesela: Her olumsuzluğu göz önüne alarak “akaryakıt, yiyecek, ötesi tüm ihtiyaçlara cevap verecek stoklamalar yapıldı mı?
Mesela: Savaşlardan ve böylesi olağanüstü durumlardan en çok etkilenen çocuklar için ne düşünüldü ne tedbirler alındı? Falan…  
KISACA: Bir zahmet “su”dan başınızı kaldırıp biraz da etrafınıza, bölgenize bakın! Ve aidiyet inadınızı sadece TC’den akan Su üzerinden  değil, biraz da  böylesi dünyasal olaylar üzerinden yansıtın. Ki vatana millete layık yöneticiler olduğunuzu  idrak edelim!    

     ********** 

     SU AKAR GÜRÜL.. (CTP AĞLAR HÜNKÜR HÜNKÜR!)
Obama’nın Kerry’si CTP’ye gönderdiği bir mektupla rica etmiş: “Zaten demiş bölgenin hali ortada. Kan gövdeyi götürüyor. Türkiye’yi sınırları içinde tutmakta zorlanıyoruz. Ne olursunuz bir cephe de Kıbrıs’ta siz açmayın. Türkiye ile süregelen su savaşına bir son verin. Hele şu İşid belasını savalım, kaldığınız yerden devam edersiniz!…”
CTP kurmaylarının ne cevap verdiğini bilmiyoruz ama “bu su damarlarımızdan aktıkça ölmek var dönmek yok” mu demişler ne? 
HAYIR: Bugün inadına, yukarıda şakasını yaptığım  sudan bahsetmeyeceğim! Çünkü endazesi kaçmış, resmen CTP’nin kendi içinde cepheleşmelere dönüşmüş  suya sahiplik sorunu,  belli olmuştur ki  “birilerinin başını” yeme operasyonuna hazırlık oluyor! O da her halde zaten Talat’ın  “benim adayım değildi”  dediği Kalyoncu oluyor!  
Benzer operasyon Yorgancıoğlu için de tertiplendiydi. Önce adamı çaresizliğe ittiler sonra ayaklarını yerden kestilerdi! Düşmekten başka çare kalmayınca  istifa ettiydi! Şimdi ayni senaryo Ömer Kalyoncu için yazılıyor…  Su da istediklerinden alâ bahanesi oluyor!
Ancak tekrar edeyim. “CTP parti Meclisi kendi Başbakanları ile  Bakanlarına su üzerinden değil, Türkiye karşıtlığı” üzerinden “muhalefet şerhi koyuyor! Hezeyana dönüşmüş bu TC karşıtlığını “ideolojileri”  bile anlatamazken, “dur bakalım sonu ne olacak” diyorum!
    

**********
KISACA TAKILDIĞIM. (OKAN’A VE HAVADİS’E NEDEN KIZDILAR?)

Geçen gün Havadis gazetesinin önüne 20 kişilik “Ülkücü” olduğu söylenen bir grup gelmiş,  refikimiz    Ahmet Okan’nın bir süre önce “köşesinde” yayınlanan  “Vatandaşlıklar Neden Verilmez” başlıklı yazısından dolayı protesto gösterilerinde bulunmuş,  slogan atmış…
İnternete girip Okan’ın yazısını bir daha okudum. Bazı TC’lilere pasaport verilmemesinin nedenlerinin “olumsuz olanlarını” üstelik çok da etkileyici bir üslupla  listelemiş…
Zaman zaman ve tabi yıllardır  TC’den kaydırılan nüfusla ilgili ben de  değerlendirmelerde bulunurum.  Bazan “biz onları değiştireceğimize onlar bizi değiştirdiler” de derim,   bazen Okan’ın vurguladığınca “olumsuzluklarına” değinirim fakat ille de şunu söylerim:            “Bu insanlar 40 yıldır bizimle beraberdiler… Kız aldılar kız verdiler… Gitgide aile, akraba olduk… İnşaatlarda çalışanlarımız, yaşlılarımıza bakanlarımız, zanaatkârlarımız da onlardan… Milletvekili olanları, memurları, polisleri,  çocuklarımızı okutan     öğretmen olanları var… Memleketin sebze meyve toptancıları hep onlardan.. Artık tarlalarda Kıbrıslılardan daha çok çalışan, toprağı ekip biçen onlar! Hayvancılarımızın hayvanları da çoğu yerde onlara emanet…
Amma rant ekonomisini azdıran  da onlar, mesela Annan planına aile başına on bin euro karşılığında “evet” diyerek memleketi Rum’a iade edecek kadar aidiyet duygusundan yoksun olan da onlar! 
Ve Okan’ın söylediği bir gerçek daha var: Bazıları kendilerini bu ülkede yamalama hissediyorlar! Pislik de yaratıyorlar, denize donla da giriyorlar..  İnadına bir tutumda! Fakat  unutmayalım: Onlar hâlâ kabukları içine kapanmış salyangozlar gibi gettolarda yaşarlar!
UZATMAYIM. Gocundukları için gazete önüne gelip eylem yapıp slogan  atan bu bir grup insanın yerinde olsaydım bir demet çiçek alır Ahmet Okan’ı ziyaret eder ve “bu memlekette hâlâ bu imajı veriyorsak özür dileriz” derdim! Ardından şunu ekleyerek: “Bize yardım edin, anlayış gösterin, sizlerle birlikte değişelim, büyüyelim, bütünleşelim. Her şey KKTC’nin refahı ve mutluluğu için olsun…”