Köşe Yazarları

VİCDANIM KALDIRMIYOR…




Bir fotoğraf gördüm geçtiğimiz günlerde. Maraş’taki Rum Kız Lisesi’nin içini gösteriyor. 74’de Girne’den göçmen olanlara dağıtılmak için toplanmış, ancak dağıtmaya fırsat kalmadan Maraşlılar da göç etmiş. O giysiler de binanın zemininde acı bir sergi gibi duruyor…

Hani tam da Turizm Bakanı Kutlu Evren’in öngördüğü “Dark turizm” örneği…

Ben daha buna üzülürken, bir başka fotoğraf düştü. Daha doğrusu fotoğraflar. Bizim taraftan evlenecek gençler, Maraş’ı fotoğraf platosu olarak kullanmaya başlamış.

 

Üzüntüm öfkeye döndü. O nedenle o fotoğrafları burada yayınlamayacağım. Ben onların yaptığını yapmayacağım.  Bir hatadır olmuş, belki tekrarlanmaz diyeceğim.

 

Biz ne zaman bu hale geldik? Nasıl bu kadar vicdan yoksunu olduk? Başkalarının ve hala çoğu hayatta olan insanların acılarının üstünde nasıl böyle mutluluk resmileri çeker olduk?

 

Olayın uluslararası hukuki boyutu zaten başlı başına bir endişe kaynağı.

 

Haydi onu zorlayanlar siyasiler dedik. Ama ya biz, sade vatandaşlar? Siyasi gaileleri olmayan insanlar? Empati yapmak en basit insani bir değer, kendini o viranelerin önünde göz yaşı dökenlerin yerine koyabilmek. Biz ki komşuda cenaze olduğunda televizyon açmayan insanlarız.

 

O binaların sahipleri antik çağda yaşamadılar. Orası milattan önce bilmem kaç yılından kalan bir yerleşim yeri değil. Eski eser değil. Orası şu anda kapıların önünde ağlayan insanların gidemedikleri evleri. Acıları taze, canlı…

 

Güney’de mal bırakanlar, ya da kuzeyde başka yerlerde mal bırakanlar da evlerini görmeye gittiler. Hepsi burukluk yaşadı. Ama o mülklerde yaşayan insanları gördüler, “Onlar da göçmen” diye düşünüp, empati yaptılar.

 

Bu öyle değil.

 

Daha bisiklet yolları, yeşil alanlar falan yapılacakmış.

 

Nereye? Kırk küsur yıldır dokunulamadığı için viraneye dönen bir yere.

 

Hem de kim yapacakmış? TOKİ ile Konya Belediyesi.

 

Geçen yıl Kudret Özersay’ın ağzından Maraş açılımı lafı duyulduğu andan itibaren o göçmenlerden bazıları, ne isterse olsun döneceklerini, mallarına yerleşeceklerini söylediler. BM de bekledi, hatta Rum Yönetimi de çok fazla ses çıkartmadı. “Sonucu görelim” dediler muhtemelen. Envanter dendi, Taşınmaz Mal Komisyonu’na bağlanacak dendi, sonuçta ciddiye alındı.

 

Ama şu anda olup bitene bakar mısınız? Böylesi kimsenin aklının ucundan geçmezdi.

 

Vazgeçin bu işten. Hem de hemen. “Biz buraları bu hale getirdik” diye övünen başka bir insan topluluğu olamaz diye düşünüyorum.

 

Vicdanım kaldırmıyor…

YERİN KULAĞI VAR

AMAN SAYIN PİLLİ DİKKAT:

Yasallığı tartışılan hükümetin Sağlık Bakanı, evde karantina gibi ciddi bir uygulama değişikliğinden bahsediyor. Elektronik bileklik denemeleri başlayacakmış falan. Peki Sayın Pilli, bugüne kadar pandemiyle ilgili tüm kararlar Bakanlar Kurulu’ndan onaylanmadı mı? Yasa bunu gerektiriyor. Böyle radikal bir uygulamaya hangi kararla geçeceksiniz? O uygulamada bir aksaklık çıktığında kim sorumlu olacak? Ben uyarayım sizi, vazgeçin, boynunuz altında kalır… Hani jet skandalında Ünal Üstel’in düştüğü duruma düşersiniz.

 

“BİZ Mİ SEBEP OLDUK”:

UBP milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, kapalı Maraş’ta mülkleri olan insanlara tazminat ödenmesini eleştirerek, “Kapalı Maraş’ın kapalı kalmasına biz mi sebep olduk? Neden tazminat ödeyelim sonuçta biz de kullanmadık” demiş. Yanlış mı gördüm diye birkaç kez okudum. Mantık çok mühim. İnşallah Ersin bey bu açıklamayı görmüştür. Salı gün Anastasiadis’le buluşmasında Maraş konusu gündeme geldiğinde Hasipoğlu’nun bu sözleri elinde ciddi bir argüman olur…

 

FAKİRLEŞTİĞİNİZİ DEĞİL, KURULTAYI DÜŞÜNÜN, EĞLENİRSİNİZ:

Ve UBP’de beklenen gün yarın. Yaklaşık 12 bin partili yeni Genel Başkanlarını seçmek için yarın sandık başına gidecek. 5 adayın katıldığı kurultayın, önümüzdeki haftaya sarkma ihtimali oldukça fazla. O zaman ne yapacağız? Dövizle fakirleştiğimizi, geleceğimizin karanlığını falan düşünmeyeceğiz, bir tur daha kurultayla oyalanacağız. O bitince hükümet senaryoları başlar zaten, bir süre de öyle gideriz, sonra bize yeni suni gündemler bulurlar. Siz merak etmeyin. Yeter ki hayatın gerçeklerini düşünmeyin.

 

NİYE ŞİMDİ KIYAMETİ KOPARIYORSUNUZ?:

Aylarca Tatar’ı birinci gösteren anketler ve yorumlar yayınlayıp, bütün seçmen üzerinde algı operasyonu yaptı, Şimdi iş UBP kurultayına gelince, “partimizi bölüyor”, “partimize zarar verecek algı operasyonları yapıyor” diye kıyameti koparıyorlar. Bu adamın operasyon yaptığını, algıyla oynadığını size dokununca mı fark ettiniz? Peki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde niye sesinizi çıkartmamıştınız?   Adalet herkese lazımdır sözü boşuna söylenmemiştir…

 

NİYE BEDAVA YAPMIŞ?:

Gezici’nin UBP’de fırtınalar kopartan anketinde ezici farkla önde çıkarılan Hasan Taçoy, “Anket benim değil, kimseyle temas etmedim” dedi. Olacak iş değil. Diğer adaylar, kendilerini destekleyeceğini söyleyen Gezici’nin büyük paralar istediğini söylemediler mi? Nasıl yani? Taçoy için bedavadan gönüllü anket mi yapmış? E, Taçoy öyle diyor. Ben de soruyorum, niye yapmış acaba?

 

SON 10 YILIN EN KÖTÜSÜ:

KKTC ekonomisi son 10 yılın en kötü dönemini yaşıyor. Dünyada en çok değer kaybeden para olan Türk Lirası kullanıyoruz. İnsanlar döviz karşısında eriyen TL nedeniyle daha da fakirleşiyor. Dövizle borçlananların borcu her gün katlanarak büyüyor. İyi de buna karşılık bizi yönettiğini sananlar ne yapıyor? Bu konuda formül üreten var mı? Yok…Maliye Bakanı maaş ödemenin, ekonomiden sorumlu bakan ise kurultayı kazanmanın derdinde. Vatandaş perişanları oynarken onlar bireysel ve zümresel kurtuluş peşindeler.

 



devlet piyangosu




Başa dön tuşu