15 Temmuz 2009… Havadis’in ilk ayları… Başkent Lefkoşa Surlariçi’nde bir eve konuk olduk… Biri üniversite, biri lisede okuyan iki kız evladı, evlatları için çırpınan bir anne…
Anne Güllü Sezikli…
Büyük kızı Suzan Sezikli YDÜ’de Tarih eğitimi almaktaydı. …
Küçük kız Fidan Sezikli ise, orta eğitimde, iftiharla sınıfını geçerken, ailenin gururuydu…
Evlerine konuk olduğumuz zaman, KKTC’de 17’nci yıllarını doldurmuşlardır.
Dün yeniden bir araya geldik…
O kadar utandım ki…
O kadar yerin dibine girdim ki…
Anlatamam…
Aile ile ilgili 16 Temmuz 2009 tarihli gazetede yazdıklarım var. Vatandaşlık politikasının bizi ne hale getirdiğinin, hak edenle, etmeyenin birbirinden ayrılmayarak, aileleri nasıl parçaladığını, nasıl yürek burktuğunu bir kez daha anladım. Gözü yaşlı bir anne, utanç içinde kalan bir gazeteci, “Beni kovmayacak vatan istiyorum” diyen bir KKTC doğumlu kız evladı…
O yazıdan bazı bölümleri sizle paylaşacağım, ardından da gelinen aşamayı sorgulayacağız…
16 Temmuz 2009’da ne yazmıştım?
“Dün ciddi bir utanç yaşadım. KKTC vatandaşlarının yaşamadıklarını yaşamak zorunda kalan, ‘İki arada bir derede’ yaşamın konuğu olduk aslında.
Düşünün…
İki çocuklu bir aile…
On yedi yıl önce Kuzey Kıbrıs’a gelmişler. Amaç, buradan Kanada’ya gitmek… Bir şekilde bu plan suya düşüyor. Kızları Suzan, o dönem henüz 2 yaşındaydı…
Fidan henüz yoktu…
Kahramanmaraşlı Sezikli ailesinden bahsediyorum.
17 yıldır ailenin hiçbir ferdi vatandaş olmayı başaramadı. Baba özel bir şirkette asgari bir ücrete, anne de gündelik evlerde temizliğe giderek ‘Allah ne verdiyse’ çalışıyor.
Suzan yaşıtları ile aynı muameleyi görmüyor
Büyük kız Suzan… Yakın Doğu Üniversitesi’nde Tarih Öğretmenliği okuyor… Atatürk İlkokulu’ndan mezun olmuş. Ortaokul ve liseyi de iyi derecelerle bitirmiş… İki yıl sonra mezun olacak… Tarih öğretmeni olarak. Ama bir şanssızlığı var…
Aynı ilkokuldan, aynı ortaokuldan, aynı liseden mezun olan arkadaşları ile “aynı” hayali paylaşamıyor Suzan. Suzan, 2 yaşında geldiği bu topraklarda öğretmen olma şansına sahip değil…
‘Mezun olduktan sonra ne yapacaksın?’ sorusuna ‘Belki de ailemi bırakarak, tarih öğretmenliği yapmak için Türkiye’ye gideceğim’ diyor…
Suzan’ı bin bir zorlukla okutan ailesi, 2 yıl sonra çocuklarından ayrılmak zorunda kalabilir belki de…
Suzan, ailesinin vatandaş olmaması nedeniyle hiçbir zaman arkadaşları ile ayni şartlarda yarışamamış. Örneğin, ÖSS’de KKTC’li öğrencilerin yararlandığı kontenjanlardan, Suzan yararlanamamış… Aynı okuldan mezun olduğu arkadaşları daha düşük puanlarla ‘KKTC kontenjanı’ adında Türkiye’deki üniversitelere, burslu bir şekilde giderken, o gidememiş. ÖSS puanı ile kazandığı YDÜ’de, aynı okuldan mezun olan arkadaşları KKTC devlet bursu ile eğitim görürken, o yine aynı liseden mezun olduğu arkadaşlarından farklı muamele görmüş…
Aylık harcaması ‘150 milyonu’ geçmiyor Suzan’ın. Bunu söylerken de gurur duyuyor. Hem okuyor, hem de hayatını öğreniyor… Ailesinin kendisini bin bir zorlukla okuttuğunun farkında… Dereboyu’nu pek bilmiyor… Birçok yaşıtı gibi, arabası da yok… En iyi mağazalardan da giyinmiyor… Ama bu onu kimseden bir adım geri yapmadığı gibi, hepimizin gözünde de azmiyle büyüyor. Hiçbir yaşıtı ile eşit şartlarda mücadele etmeyen Suzan, şimdi dimdik ayakta…
Fidan’ı da aynı kader bekliyor
Ve Suzan’ın küçük kardeşi Fidan’ı da maalesef aynı kader bekliyor. Atatürk İlkokulu’ndan mezun olan Fidan, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi’ni 6’ncı sıradan kazanmış. Dersleri çok iyi… O, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi’ndeki arkadaşları sayesinde birkaç kez Dereboyu’na gitmiş… Matematik okumak istiyor ve derslerinde de çok başarılı.
Ama o da burslu okuma şansına sahip değil… Mezun olduğu zaman, herhangi bir KKTC okulunda öğretmen olma şansı yok…
Hatta ve hatta, aynı okul sırasında mezun olduğu KKTC vatandaşı arkadaşı, örneğin 260 ÖSS puanı ile bir okula girebilir Türkiye’de… Ama Fidan’ın aynı okul için 460 puan alması gerekiyor…
Suzan ile Fidan, biraz ailelerinin Kahramanmaraş’tan getirdiği örf ve adetlerle, biraz da Kıbrıs Türk kültürü ile büyüyor…
Kahramanmaraş doğumlu Suzan, “Kahramanmaraş’ta doğdum ama Kıbrıslıyım” derken, Fidan, “Kıbrıslıyım” diyor.
Mağduriyetleri saymakla bitmez
Anneleri de artık kendini ‘buralı’ hissediyor. Ama ‘buralı’ annelerden çok farklı olaylarla karşılaşıyor. Mesela benim annem her yıl kan tahlili yaptırmıyor… Sosyal güvenceden yoksun yaşamıyor… Sıkıntılar çekiyor ama, ‘Düşersem bir gün devletim bana bakar’ diyebiliyor… Ama Suzan’la Fidan’ın annesi benim annem kadar rahat mı?
‘Sana ne ya? Memlekette Suzan ve Fidan gibi, Suzan ve Fidan’ın annesi gibi binlerce var… Gelmeselerdi…’ diyerek işin içinden çıkanlarınız olabilir.
Bu insanlar bir şekilde buraya gelmişler ve 17 yıldır, buraya kök salmışlar. Burada okumuş çocukları, buradaki hastanede doğum yapmışlar… Şimdi Suzan, mezun olduktan sonra okulundan, burada ‘tarih öğretmeni olması’ neredeyse imkansız…
Fidan’ı bekliyor aynı tehlike… Fidan da matematik okuyacak… Matematik okumak istiyor… Bu sistemi yaratanlar, daha kaç Suzan’ı ve Fidan’ı mağdur edecekler?
Görmezden gelecekler?
Umutlarını sömürerek beslenecekler?”
Suzan ülkeyi terk etti
Suzan Sezikli, binbir zorlukla üniversiteyi bitirdi.
Aynen dediği gibi…
İlk ve orta eğitimde aynı sıralarda okuduğu arkadaşları, KKTC’de kamuya yöneldi. Suzan ne oldu?
Tıpkı 2009 yılında söylediği gibi KKTC’yi terk etti. Geçtiğimiz yıl.
Şu anda Gaziantep’te… Tarih öğretmeni olmak için özel bir dershanede hazırlanıyor, binbir zorluklar…
Antep’e gittiği ilk gün ne olmuş biliyor musunuz?
Az kalsın bir aracın altında kalıyordu.
2 yaşında geldiği KKTC’de, öğrendiği trafik bilgileri ile Antep’e giden Suzan, sağa bakacakken, sola bakmış… “Kıbrıslıyım” diyen Suzan, öğrencilik yaşamı bitince, “oturma izni” problemi de var diye, anne babasından uzakta şimdi…
Suzan 2 yaşında geldiği ülkeyi, 23 yaşında terk etti. 22 yılda, binlerce “torpilli” vatandaşımız oldu ama… Suzan’ı, “oturma izni yok” diye kovduk. Çocukken aynı hayalleri paylaştığı arkadaşlarından, anne-babasından ayrıldı…
Fidan “kaçak” muamelesi görüyor
Arkasından ağladım, haber merkezimizi terk ederken…
4 yıl önce, “matematik okumak istiyorum” diyen Fidancık vardı ya…
Koca bir çınar oldu şimdi…
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nü kazandı…
Söz verdiği gibi…
Ama Fidan’a haftalardır hakaret ediyoruz…
KKTC’de doğdu…
18 yaşında…
18 yıldır vatandaş olamadı Fidan.
Tıpkı ablası Suzan gibi… Söz verdiği gibi, eşit yarışmasa da KKTC vatandaşı sınıf arkadaşları ile… ODTÜ’yü kazanacak kadar başarılı oldu ÖSS’de…
Söz verdiği gibi matematik okuyacak…
Sayın Teberrüken Uluçay, bu satırlar sana
Yıllardır, İçişleri Bakanlığı’na gidip geliyorlar.
Muhaceret Yasaları nedeniyle…
Haziran 2013’te mezun olan Fidan, ÖSS’yi kazandığını Türkiye’de öğrendi…
Neden mi?
“Oturma izni” bitmiş, “ceza ödememek” için yurt dışına gitmişti.
Tercihlerini doldurmak için geldi…
90 gün “adada kalabilirsin” dediler…
12 Eylül’de, Fidan’ı yeniden “sınır dışı” edeceğiz…
Yoksa adada kaldığı her gün için 66 TL ceza ödemek zorunda…
Doğduğu bu adada 18 yıl sonra, kaldığı her gün için 66 TL ceza ödemek zorunda…
396 TL…
Sayın bakan, vardır belki bir çaresi…
Yurt, 17’sinde öğrenci kabul edecek
Sorun ne biliyor musunuz?
Anne günlerdir İçişleri Bakanlığı’na gidip geliyor.
Derdi şu: “Param yok, bana bu cezayı ödetmeyin. Kızımı 17’sinde göndereyim. Ankara’ya gidecek, orada nerede kalacak bu kız evladı? 5 gün için, bize bu azabı çektirmeyin…”
Anneyi de… Fidanı da anlayan yok…
Fidan, “ODTÜ Matematik” okuyacak…
Ama bizim ülkemizde “kaçak” muamelesi görecek.
Bu 5 gün için, anne günlerdir gözyaşı döküyor.
18 yıl önce KKTC’de doğan Fidan, yaşıtlarından, sınıf arkadaşlarından farklı muamele görüyor…
Sayın Halil İbrahim Akça, bu satırlar sana
Bir sorun daha var…
Ailesi, KKTC’de yaşadığı için, ev adresi de burada olduğu için, Fidan, burs için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ayırdığı burs için müracaat edemiyor…
KKTC’de yaşıyor ama… KKTC vatandaşı olmadığı için, KKTC’de de burs için başvuru yapamıyor.
Asgari ücretle çalışan bir baba, evlere temizliğe giden bir anne, 250 sterlin ev kirası…
Fidan nasıl okuyacak?
“Ölürüm de okuturum” diyor annesi…
Fidan, ne Türkiye’deki, ne de KKTC’deki yaşıtları ile aynı muameleyi göremiyor.
Tek umudu, ODTÜ’nün öğrencileri için verdiği burs, başvurdu, bekliyor…
Fidan değil, Güllü anne de değil, biz utanalım
Bu utanç bizim.
Adaleti sağlayamadığımız için…
Fidan KKTC’de doğdu… KKTC’de ilk, orta ve lise öğrenimini gördü…
KKTC kültürü ile büyüdü. Şimdi sistem, kendi eli ile Fidan’ı Türkiye’ye itiyor…
Ne diyor Fidan biliyor musunuz?
“İçişleri Bakanlığı’nda yaşadıklarımdan sonra… Hep kendimi güçsüz hissederdim… Yasaların bana yardım etmesini beklerdim. Uçakla giderken yabancıydım Türkiye’ye… Dönerken, evime dönmenin heyecanını yaşardım. Şimdi, doğduğum, öğretmen olmayı hayal ettiğim bu ülkede, izin dışında kalamıyorum. Eğitimim için Türkiye’ye gideceğim. Anladım ki, hayallerimde KKTC’ye yer yok. Beni kovmayacak, beni dışlamayacak bir vatan bulacağım elbet… Hayallerimi de geçmişimi de yanıma alarak, Ankara’ya gideceğim. Bu yaşadıklarımı ise asla unutmayacağım…”
Şimdi, aynen 2009’da da yazdığım gibi…
“Ne haliniz varsa görün” diyebilirsiniz…
Ahlaki mi?
Vicdani mi?
12 Eylül’de, bir başına Ankara’ya gidip, beş gün el kapısında kalmayacak Fidan. 396 TL… Anne babası da öder bu parayı, ben de öderim… Biz de öderiz…
Ama Fidan’ın kırılan onuru, gördüğü muamele, doğduğu ülkeden hızla dışlanması…
Bunu hangi vicdan, hangi yasa, hangi yürek tamir edecek…
Fidan gidecek…
ODTÜ’den mezun olacak, hayal ettiği gibi matematik okuyarak…
Fidan olarak, doğduğu, okuduğu, hayal kurduğu bu topraklarda, hiçbir hayali gerçekleşmeyecek…
Vatandaşlık politikasını, “siyasal ikbali, yalakalık ve yardakçılık” için kullananlara, bu yazı ithaf olunur.
Fidan şimdi hepinizden daha güçlü…

Yıl 2009… Havadis Gazetesi olarak evlerinde ziyaret ettiğimiz Sezikli ailesi, yok sayıldıklarını söyleyerek isyan etmişlerdi
YIL 2013… Evlerinin ziyaret etmemizin üstünde 4 yıl geçmesine rağmen halen daha Sezikli ailesi yok sayılmaya devam ediliyor. Bir kızının göç etmek zorunda bırakılmasıyla yüreği burkulan anne Sezikli, bu kez küçük kızını vatan dediği topraklardan yolcu etmek zorunda bırakılıyor
































