Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Artık icraat görmek istiyoruz…

Döviz fiyatlarıyla birlikte akaryakıt zamları da hız kazandı. Eldeki avuçtaki de zamlara gidiyor…

Şu an için yeni hükümete tanınan bir tolerans, bir süre var. Ancak bu süre çok uzun olmayacak. Neden mi, çünkü yeni hükümetin karşısında çok ciddi oranda fakirleşen bir halk var…

Belki bu artışları yapmamak mümkün değildir. Dövizin artışı, doğal olarak bu zamları getirmekte. Ancak vatandaşın alım gücünü korumak da devletin görevi. Hatta bu hükümetin en öncelikli görevi. Bakmayın siz “maaşın yüzde 60’ına razıyız” diye efelenenlere. Halkın çoğunluğu oyunu CTP’ye hayat standardını düşürsün diye vermemiştir. Aksine, daha iyi yaşam koşulları için vermiştir.
Bu bakımdan işleri zordur. Ancak bence, geçmiştekinden farklı olarak,  her konuda alınabilecek tedbirler var… 

Her şeyden önce, tüm devletin, ama her kesiminin gereksiz harcamalarına son verilir. Başbakan’ın ilk açıklamasında sözünü verdiği gibi, topyekun başlatılacak tasarruf tedbirleri hayata geçirilir. Örneğin, UBP hükümetinin aylık 4 bin 600 TL olan akaryakıt giderinin, Siber hükümeti döneminde aylık 409 TL’ye düşürüldüğünü, istenirse bunun başarılabileceğini hep beraber gördük. Bunun başka örnekleri de var. Yeni yüzlerce insanın yüksek maaşlarla üst düzey yönetici atanmasının devlete getireceği yük gibi… Kendi kadrolarını oluşturmalarına karşı çıkamayız. Ancak bu konuda bile tasarruflu gidilebilir… 

Mesela, paranın değer kaybetmesini fırsat bilerek, zaten yüzde 30’lara çalışan tüccarın, fahiş zamlara yönelmesi denetlenebilir. En azından temel tüketim maddeleri konusunda… Baksanıza, yaz ortasında patlıcan yüzde 110 zamlanmış. Böyle bir şey hangi ekonomik akla sığar..?

Geçmiş dönemlerde Maliye Bakanı Tatar’ın bir türlü ikna olmadığı, aksine yük üstüne yük bindirdiği bir dolaylı vergiler konusu var… Tatar’ın derdi denk bütçeydi. Bunu da, maaşı artmayan çalışanın sırtına yeni vergiler yükleyerek yapmaya çalıştı. Sonra çıkıp “işler iyiye gidiyor” demekteydi… O felaketi yaşadıktan sonra, bu hükümetin aynı sistemi kaldığı yerden sürdürme lüksü var mı..?

Devletin dolaylı vergi aldığı mal ve hizmetlerin başında akaryakıt geliyor. Günden güne zamlanan akaryakıttaki dolaylı vergi oranı düşürülebilir. Devletin gelir kaybı da, bir şekilde tasarruf tedbirleriyle yerine konabilir. Birinin diğerini karşılama oranını biz bilemeyiz ama Maliye Bakanı konunun içinden gelen biri olduğuna göre, hesabı zor olmasa gerek…

Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş, başka öneriler de getiriyor. Öncelikle faizlerin düşürülmesi ve dövizin sabitlenmesi üzerinde duruyor. Suriye krizinin tavan yaptığı bu günlerde akaryakıt ve dövizdeki artışların sürmesi beklenirken, Özkardaş’ın bu çağrısını dikkate almak lazım. Özellikle geçmişte dövizde yaşanan artışların, ülke ekonomisine yaptığı tahribat ve bunun ortaya çıkardığı binlerce dövizzedeyi unutmayalım. İkinci bir dövizzede olayı eskisinden daha çok yıkıcı olacaktır…

Konuyu uzatmaya gerek yok. Gelirlerdeki düşüş, son altı yılda yüzde 50’dir. Bundan daha çarpıcı bir rakam olamaz. Vatandaş nasıl geçineceğinin hesabına düşmüşken, yeni hükümetin har vurup harman savurduğunu ya da en azından tasarrufa yönelmediğini sezerse, hükümete biçilen ömür, hesap edilenden çok kısa olacaktır… Beklenen bir mucize mi? Bence değil. Akılcı, eşitlikçi ve hepsinden önemlisi kararlı bir yönetimin bunu başarması mümkün…

YERİN KULAĞI VAR

FENA OLMADI:
Başbakan Yorgancıoğlu’nun “Bu gidişle hayırlı olmayacak be Serdar” sözlerini dün gün boyu konuştuk. Sonuçta benim vardığım yargı, olumlu oldu. Neden derseniz, daha koltuğa otururken başına gelenler nedeniyle Yorgancıoğlu, bundan böyle ortağının icraatları konusunda daha dikkatli olacak da ondan.  Koalisyonların en güzel tarafı da birbirlerini denetlemeleri değil mi zaten…

BAŞBAKANLIK’TA TEMİZLİK:
Özkan Yorgancıoğlu’nun görevi devralmasıyla temizlik, Başbakanlık kadrolarında başladı. Küçük’ün müsteşarlarından Hüda Aksoy’un istifasının ardından, Başbakan’ın 2 sekreteri kadrolarıyla birlikte bir başka daireye gönderildi, ardından Özel Kalem Müdürü ve Bakanlar Kurulu Sekreteri’nin de görevden alınma yazılarının yazıldığı öğrenildi…

GERÇEK REFORM, CESARET İSTER:
Serdar Denktaş, geçicileri sınavdan geçirerek kadrolayacaklarını söylüyor. İşte bu nokta tam da reformla ilgili. Yani sınavı geçemeyeni kadrolamama cesareti gösterilebilecek mi? Yoksa, sırf yıllardır devlettedir diye, iş bilmeyenin sadece yeri değiştirilerek kadrolanmasına gidilecekse, bu bir “torba kadrolama” olur. O da, adaletsizliğe, usulsüzlüğe, partizanlığa yasal kılıf giydirmektir. Bunu yaptıktan sonra bir kamu reformu projesinden söz etmek de gülünçtür. Aynen daha önce olduğu gibi…

SURLARİÇİ’NİN SORUNU KALİTE:
Arasta ve Asmaaltı’nın canlandırılmasının ilk adımı yayalaştırma olacak. Tamam, güzel de, o bölgeyi sıkça ziyaret eden biri olarak bana göre, ikinci adım, kalitenin arttırılması olmalı. Yıkık dökük binalar, çoğu Vakıflar’a ait kırık dökük dükkanlar ve o dükkanların çoğunda Türkiye’den getirilen işporta mallar. Öncelikle bir restorasyon şart. Böylece kendiliğinden yükselecek standart, kaliteyi de beraberinde getirecektir. Rekabet ve cazibe birbirine paralel olarak artar…

ALLAH AĞLATMASIN SERDAR BEY:
Serdar Denktaş, Hüseyin Özgürgün, Ferdi Sabit Soyer ve Ömer Kalyoncu’nun CTP-DPUG koalisyon hükümetiyle ilgili değerlendirmelerini ciddi bulmayıp, “Üçünün de açıklamasını okuduktan sonra, kendimi gülümserken buldum” değerlendirmesini yaptı. Oynanan senaryonun “tek merkezden” yönetildiğini söylerken herhalde Ankara’yı kastediyorsunuz Serdar Bey. Vallahi bu tür açıklamalar yüzünüzü güldürmeye yetiyorsa sorun yok. İnanıyorum ki bu gidişle ilerleyen günlerde yüzünüz daha çok gülecek…

ÖZGÜRGÜN’E NİYE KIZIYORSUNUZ:
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün CTP-DP koalisyonuyla ilgili “Bu hükümet ölü doğdu” değerlendirmesine Serdar Bey’in niye kızdığına anlam veremedim. Daha ilk günden Bakanlar Kurulu’nda ortaya koyduğunuz tavır ve görüntü, Yorgancıoğlu’nu bile çilden çıkardı ve hükümetle ilgili olarak, “bu gidişle hayırlı olamaycak” demesine neden oldu. Onun için Özgürgün’e kızmak yerine, keşke “ölü doğmadığınızı” gösterecek bir tavır sergileseydiniz…

ASGARİ ÜCRETLİYİ DÜŞÜNEN YOK:
Dövizdeki anormal artış, akaryakıta yapılan zam derken, asgari ücretli resmen perişanları oynuyor. Özellikle dövizdeki artış, zaten pahalı olan hayatı daha da pahalılaştıracak. Asgari ücretle geçinmeye çalışan vatandaşın hayatı daha da zorlaşacak. Ekonomistlere göre, hükümet ciddi ve erken bir zamanda önlem almazsa, ülke yakında büyük krizlere sahne olabilir…

ZİRVEDEKİLER
Gökan Asafoğulları:
Lefkoşa Mahalli Barosu Başkanı Avukat Gökan Asafoğulları, “Bu ülkede mazbata mağduru yoktur, bu ülkede faiz mağduru vardır, faiz yüzünden borcun onlarca katına çıkması, ödenemeyecek hale gelmesi mazbata denilen uygulamanın eseri değildir…” diyor. Asafoğulları, çıkarılan yasanın borcuna tek bir ödeme dahi yapmayanları da ödüllendirdiğini, insanları borçlarını ödememeye teşvik ettiğini de savundu…

DİPTEKİLER
Mehmetçik Belediyesi: Çalışanın maaş ve diğer özlük haklarını ödeyemediği için süresiz grev başlatılan Mehmetçik Belediyesi, turizmin en yoğun olduğu Bafra bölgesine de hizmet veremiyor. Bafra bölgesinde çöplerin toplanmaması çevrede çöplerin birikmesine neden olurken, grevler hem turizmi hem de bölge halkını vurdu… Lefkoşalılar için ne kadar tanıdık değil mi? Aynı sorunları sürekli başka bölgelerde yaşamaya devam mı edeceğiz.

 

Güney Kıbrıs Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) Genel Sekreteri Andros Kiprianu ile Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı İzzet İzcan Kıbrıs sorununa yönelik müzakerelerin, görüşmelerin son durduğu yerden devam etmesi çağrısında bulundu