Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ver gitsin demekle olmaz (Kuzey öylesi bir yağmayı aşmıştır!)

Söyleye dürte alıştırdılar! Yıllardır dediler ki “Evet Kuzey’e yerleştik, kendi devletimizi kurduk ama bir sorun vardır: Bu toprakların, bu evlerin, bu tesislerin büyük bölümü bizim değildir. Dolayısıyla siyasi çözüm aşamasında Rum sahiplerine ya takasla yahut tazminatını vererek bedelini ödeyeceğiz!”

Bu konudaki propaganda çarkları o kadar usturuplu döndürüldü ki Annan Planı’nda ve referandumunda neredeyse Kuzey’in yarısını Rum’a hediye ettiydik ve bunun için de “evet” dediydik! Tabii bu “gafletin” sahipleri sadece kendi içimizdeki “propagandistler” değildi! Bizatihi olaya balıklama dalan o devrin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de Başbakan Erdoğan’ın da büyük etki ve çabaları vardı. Çünkü Annan Planı kabul edilirse AB üyelik kapıları Türkiye’ye açılacaktı! Dolayısıyla Rum’u memnun edecek ödünlerin verilmesi gerekiyordu.
Allah’ın şaşırtıp gözlerini görmez yaptığı için göremedikleri bir başka gerçek daha vardı ama: “Rum tarafının çözüm için Türk halkına ‘kurucu devlet’ hakkı vermektense ‘hayır’ demeyi bin defa tercih edeceği ve de adanın tek egemen devleti olarak kalmak isteyeceği!” Bunu tahmin edemedilerdi!
SENARYO YİNE SAHNEDE: O gün “Rum’a verelim, çözümü kazanalım” kampanyasını sürdürenler, şimdilerde de “Kuzey’deki mülk bizim değildir, şu veya bu şekilde iade etmemiz gerekir” diyerek kaldıkları yerden devam ediyorlar! Ve kendilerine “barışçı çözüm yanlıları kulpu” takan bazı lobiler Güney Rum’unun hak arayışına katılarak yine devreye girdiler! “Verelim gitsin” diyorlar! Ve adada emsali görülmemiş bir siyasi çözüm kaosu yaratıyorlar!
DENKTAŞ BU GAFLETİ GÖRDÜYDÜ: Bu nedenle mülk konusunda “global çözümden” söz ediyordu. Güney’e, “gelin tüm mal varlıklarımızı sıfırlayalım sonra Kuzey ve Güney coğrafyalarını sınırları ile belirleyerek yeniden paylaşalım” diyordu! Bu paylaşımı da Türklerin hakkında “29 artı” olarak ifade ediyordu…
Bu durumda Rum tarafına yüzde 70’in üzerinde mülk kalıyor, fakat buna rağmen “hayır” diyordu! Tabii hatırlatalım: Bu mülkiyet sorununu çözmek kolay değildir. Çünkü Kuzey’deki Rum mülkünün değerini kat be kat aşan yatırım ve inşaatların parasal giderleri Rum tarafının ödeyemeyeceği kadar devasa boyutlardadır! Yani öyle ver gitsin yağması olamaz!

**********

Eğri gemi doğru sefer: (Devlet fakirleştikçe yurttaşlar zenginleşmekte!)

Sabahları 16 yıllık hurda arabamla adı “sosyal” olan aynı eskimişlikteki “konutumun” garajından çıkmak için yarım saat sağa sola dümen kırarım! Ta ki her kapının önünde en az üç araba bulunduğu için boydan boya sağlı sollu kapatılmış yolda bir karışlık aralık bulup da çıkabileyim diye! Ki bu nedenle arabamın garaj kapısına vurmadığım yanı kalmadı!
Bu ülkede kaç evsiz ailenin olduğunu bilmiyorum ama çoğunluğunun konutu vardır.
Bu ülkede evet yüzde 18’lik hem de üniversite öğrencilerinden oluşan işsizler ordusu vardır ama onları da durumları iyi olduğu için sırtaran aileleri idame ettirmektedir.
Bu ülkede ne okulsuzluk vardır ne de okula gitmeyen çocuk!
Ne açlıktan ölen insan görüldü ne de sefaletten mahvolanına rastlandı!
Darlık olsa da kredi borçlanmaları ile kredi kartı borçlanmaları artsa da ekonomik tekerlek dönüyor!
Çiftçi bir yıl hasattan kazanıyor bir yıl kuraklıktan! Hayvancı tüm sorunlarına karşın devlet desteği ile ayakta durmakta! Kamu görevlileri çalışmadan maaşa konmakta, Bakanlıklar düzinelerce “üst kademe bürokratı” ile iş yapmadan iş yapar gibi görünmekte!
Buna karşılık memlekette ekonomi sıfır, eğitim ya hey, sağlık elli yıl sonraya kaldı! Elektrik üç ay zam yapmadan kendini idame ettirememekte! Telekomünikasyon kendini çoktan unutturdu! Kısaca: “Bir zamanlar Özal “benim memurum işini bilir” derdi! O zaman yazalım.
“KKTC insanı da işini bilir! Bilmeyenler varsa, başlarını sarmasını beceremeyenler bulunuyorsa Devlet baba onlara da öğretir! Bunun da adına eğri gemi doğru sefer denir! Devlet fakirleştikçe yurttaşları şişinmekte!

**********

Kısaca takıldıklarım: (KKTC’de tek çare zamdır! Ve Mağusa’da can alan trafik)

Kıb-Tek’te zarar ayda 30 milyon TL’ymiş! Bunu Başbakan Kalyoncu söylüyor ve Talat’tan sonra mesaj veriyor: Ey ahali görüyorsunuz zamdan başka çare yoktur!”
Suçluyu da TL karşısında yükselişini sürdüren dolara bağlıyorlar. İyi de bu doların satın aldığı “petrolün” varili bir süre öncesine kadar yüz dolardı şimdilerde 40 dolara kadar düştü! Yani dengelerin değişmemesi gerekirdi!
Dolayısıyla tez zamanda Kıb-Tek’in başından tırnağına kadar denetlenmesi ve çıkacak raporun halkla paylaşılması artık “ulusal bir vecibe haline gelmiştir!”
YİNE KAZA YİNE ÖLÜM: Geçen gün Mağusa’da DAÜ yolundan hastaneye dönülen kavşakta, pardon “harmanda,” yine kaza oldu ve bir arabanın çarptığı küçük çocuk öldü!
Yıllardır yazılıp söyleniyor. Hatta protesto yürüyüşleri yapılıyor. Artık Mağusa’da özellikle belirli yerlerde en çok da “tali yollardan ana yollara çıkışlarda hemen her gün onlarca trafik kazası olmaktadır.”
Çünkü: Mağusa’da “trafik düzenlemesi yoktur! Çünkü bu düzenlemeyi yapacak İçişleri Bakanlığı, kaymakamlık, belediye de yoktur! Onlar olmayınca her gün artan araçlar artık Mağusa yollarında rast gele sürüş yapmakta, tarla gibi yollarda eğer talihleri yaver giderse ve refleksleri güçlülerse ulaşacakları yerlere kazasız belasız ulaşabilmektedirler!
Geçen gün “motosikletli bir Azerbaycanlı genç, ışıksızlık ve trafik işaretleri eksikliği nedeniyle araba çarpması sonucu öldü!” Bu facia sorumlu ve yetkililerin yüreklerini sızlattı mı bilmiyoruz. Çünkü bozuk trafik nedeniyle verilen kurban ne ilkti ne de son olacak!