Başbakan Ömer kalyoncu ve ekibi, direk olarak Türkiye Başbakanlığı ile çalışıyor.
Müsteşarlar görüşmeleri yapıyor, ardından siyasi kararı da başbakanlar verecek…
Peki…
Ülkedeki sorunların aşılması için “finansmana” ihtiyaç var mı?
Var…
Ta başından bu yana, “Yaratılan bu kötü sistemin mimarı, Türkiye’dir. Şimdi bu enkaz Türkiye ile birlikte kaldırılabilir” demiyor muyuz?
Aynen öyle.
Yapısal sorunların ortadan kaldırılabilmesi için, hem CTP- UBP’nin iradesine hem de Türkiye’nin finansmanına ihtiyaç vardır.
Bu realitedir…
Gerçektir…
Acıdır ama doğrudur…
Herşey dibe vurdu
Bu toplum hizmet etmesi için var olan her yapı, dibe vurdu…
Sağlık?
Eğitim?
Trafik?
Ahlak?
Adalet?
Sosyal adalet?
Kurumlar da öyle…
Kamu Hizmeti Komisyonu?
Hastanelerin alt yapısı?
Eğitim?
Karayolları dairesi?
Limanlar?
Telekomünikasyon hizmetleri…
Bir şey daha var ama…
Devletten almamız gereken hizmetlerin tümünü “iki kez ödeyerek” alıyoruz.
Seyrüsefer ödüyoruz ama yollar bozuk… berbat, iğrenç… Ölüyoruz…
Ölmek en kötüsü de…
Bir de ekstra araçlarımızda çıkan masraflar var…
Eğitim bedava değil mi?
Okul açılırken para, kapanırken para…
Özel dersler da cabası…
Sağlık?
Herkes çareyi özelde arıyor…
Dahası da yok mu?
Var…
Vergisini ödeyen, hizmeti alamıyor…
Sendikalar özele karşı…
Tekele karşı ama…
Para vermeden hizmet alınan tek bir sektör yok.
Elektrikte tekelin ağababası var…
Başka alanlarda da öyle…
***
Böyle mi devam edecek?
Hayatın her alanında reform kaçınılmaz.
Bunu siyaset yapacak…
Siyasetçiler uygulayacak.
Limanlardan telefona…
Enerjiden sağlığa…
Eğitimden yol güvenliğine kadar…
Her alana “uğurlu bir el” değmesi gerekiyor.
Türkiye katkısı ile bütçe açığı kapanacak…
Devamında…
“Koşullu destek” yöntemi de devam edecek.
Yani…
Atılacak her adımın, her reformun bütçede bir karşılığı olacak…
Eğer…
Türkiye ile girilecek “yardım” ilişkisi, “kamu dengelerini güçlendirecek, her alanda mali yönden sürdürülebilir yapıların gündeme gelmesini sağlayacak icraatları” içermiyorsa…
Bu yapı çökecek…
Ayrıca…
E-bütçe…
E-gümrük…
E-Hazine…
e- kimlik…
Yani özetle E- devlet hızlıca uygulamaya sokulmayacaksa…
Çağdışı bu yönetim, denetim dışı bu yönetim devam edecek demektir.
Bakınız… Türkiye tüm bu alanlarda AB uyumunu tamamladı.
AB uyumlu bir mali yönetim, denetim, çağdaş kamu yapısı için, çözümü falan da beklemeye gerek yok…
***
Karşılığı olmayan harcamalar…
Maliyenin kasası…
Hepimizin ortak kasası…
Sadece memurun değil…
Çiftçinin de değil…
Hepimizin…
“Har vurup harman savurarak…” geldi, böyle devam edemez.
Burs harcamaları da…
Ek mesai harcamaları da…
Maaşlar da…
Hepsi adil olmalı…
Nasıl mı?
Hak eden alacak, hak etmeyenden hesap sorulacak…
Abartılı yapılan her ödeme, bir sonraki yılın daha kötü geçmesine neden oluyor.
Kimin ne hakkı var, geleceği yontmaya?
Ben bu hakkımı kimseye teslim etmedim.
Hiçbir birey de etmez, etmemeli…
Bakınız…
2015 bütçesinde 24 milyon TL ayrıldı burslar için…
Yılsonunda 3 milyon TL’lik açık oluştu. Burslar da zamanında verilemedi…
2016 bütçesini hazırlarken 24 milyon TL’den 34 milyon TL’ye çıktı burs kalemi…
Yüzde 41 artış…
Peki biz halen daha “kredili burs” sistemini tartışmayacak mıyız?
Ek mesai ödemeleri…
2015 bütçesinde 50 milyon TL olan ek mesai ödeneği…
Harcama ne kadar biliyor musunuz?
84,5 milyon TL…
KKTC maliyesi, 2015 yılında öngörülenden 34.5 milyon TL fazla ek mesai ödedi.
Biz halen daha vardiya sistemini tartışmayacak mıyız?
Sadece iki örnek…
Kamu herkesin kamusu…
Maliye herkesin maliyesi…
Hayatın her alanında, herkese eşit bir devlet yapısı istiyorsak…
Bu ancak sosyal adaletle gelecek…
Sosyal devletle gelecek…
Bunun için çözümü ya da Türkiye’nin bize, “paketlerle”, “programlarla” “hade yap” demesini beklememize gerek yok.
Siyaset yapanlar…
Bu halkı sevsin…
Yeter…
































