Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ŞALVARI ŞALTAK OSMANLI…

Osmanlı saraylarındaki haremlerin bir okul olduğu söylenerek,

O dönemler yüceltilmeye çalışılıyor…

O haremlerde en az 400, en çok 1600 civarında kadın olduğu söylenir.
Bunlar fetihlerde alınan esir kadınlardan,
Ve kimi zaman korsanlar tarafından kaçırılan küçük kızlardan oluşurdu…

Oğlanlar hariç…

Macar, İtalyan, Bulgar, Sırp, Ukraynalı, Rus, Rum olan kadınlar haremde yetiştirilir,
Padişaha sunulur,
Birçoğu da Paşalara “armağan” edilirdi.
Eğitim de alarak…

Osmanlılar tarafından Lefkoşa alındığında,
Barut kokuları kan kokularına karışmıştı.
Keller havada uçuşuyor,
Kollar ve bacaklar bir tarafa savruluyordu.
Bir taraftan da kentin güzel ve genç kadınları esir alınarak Girne limanında gemilere dolduruluyordu.
Sultanın haremine gönderilmek için…

Ancak aralarından bir kadın,
Bindiği gemide eline bir çıra alarak barut fıçılarını ateşe vermeyi becerebilmiş,
Kendisi ile birlikte iki geminin batmasına neden olmuş,
Böylece Sultan Hazretlerine gidecek seçilmiş kadın kalmamıştı…

Osmanlı hanedanının devşirme bir saraydan ibaret olduğunu artık bilmeyen yok.
Günümüzde popüler TV Dizilerinde bile bunlar anlaşılmaktadır.

Türkler o sıralarda Osmanlıya baş kaldıran, kılıç sallayan boylardı.
“Türk” diye bilinen insanlar Osmanlı döneminde eşekten beter aşağılanan kesimlerdi…

Kuyucu Murat Hırvat kökenliydi.
Onun döneminde 155 bin insan kıyımdan geçerken,
Kuyucu Murat’ın “Aman” dileyenlere karşı “Vurun şu pis Türkün başını” dediği söylenir…

İstanbul’da yapılan üçüncü köprüye adı verilen Yavuz Sultan Selim,
Anadolu Türklerini kıyımdan geçiren Padişahtır.
Konu ile ilgili bir araştırmacı yazar şunları belirtir:
“Anadolu’da yaygın olan Alevilik sayesinde Türk dili kendini koruma olanağı bulmuştur. Yönetimin Anadolu’yu dil unsuru aracılığı ile Araplaştırmasına ve acemleştirmesine karşı olan bu halk, yok edilmek istenmiştir.”

Şimdi de durum pek farklı değil…

Öte yandan,
Abdülhamit döneminde Türküm demek büyük bir suçtu.
Hatta aşağılayıcı şiirler bile yazılmıştır:
“Türk değil mi Merzifon’un eşeği / Eşek değil, köpekten de aşağı”

Ama bu satırlar karşılıksız kalmamıştı:
Şalvarı şaltak Osmanlı / Eğeri kaltak Osmanlı / Ekmede yok, biçmede yok / Yemede ortak Osmanlı